SAĞLIK

Kısa videolar beynin ödül sistemini nasıl etkiliyor?

Sosyal medyada kısa video tüketiminin artması, dikkat süresi ve odaklanma becerisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Uzmanlara göre bu içeriklerin yoğun uyaran yapısı, özellikle çocuk ve gençlerde dikkat dağınıklığını artırabiliyor.

Abone Ol

Sosyal medya platformlarında kısa video içeriklerinin tüketimi her geçen gün artarken, uzmanlar bu alışkanlığın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Özellikle art arda izlenen kısa videoların dikkat süresi, odaklanma becerisi ve dürtü kontrolü üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

EEG Çalışması: Dikkat mekanizması zayıflıyor

Çin’de bir üniversite tarafından hazırlanan “Cep telefonundaki kısa video kullanımının dikkat işlevlerini olumsuz etkilemesi: Bir EEG çalışması” başlıklı makalede, kısa video bağımlılığı eğilimi yüksek bireylerin beyin aktiviteleri incelendi. Araştırmada, beynin “yönetici kontrol” mekanizmalarını yansıtan prefrontal bölgedeki teta dalgası gücünde belirgin bir azalma görüldüğü ifade edildi.

Araştırmaya göre bu durum, kişilerin dikkatini toplama becerisini zayıflatırken dürtü kontrolünde de sorunlara yol açabiliyor.

“Beyindeki ödül sistemi uyarılıyor”

Yeşilay Danışma Kurulu Üyesi Klinik Psikolog Dr. Süreyya Kitapçıoğlu, sosyal medya platformlarının çalışma mantığının birbirine benzediğini söyledi.

Platformların, kumar sistemlerinde olduğu gibi ödül döngüsü mantığıyla çalıştığını belirten Kitapçıoğlu, kullanıcıların karşısına çıkan içeriklerde sürekli bir belirsizlik olduğunu ifade etti.

Kitapçıoğlu, “Beyindeki ödül sistemi uyarılıyor” diyerek, bazen ilgi çekici bazen de farklı alanlardan videoların kullanıcıya sunulduğunu, bunun da kişiyi sürekli yeni içerik beklentisine soktuğunu anlattı.

Vakit algısı kayboluyor

Kullanıcıların ilgisini çekmeyen videolarla karşılaşsalar bile platformda kalmaya devam ettiğini belirten Kitapçıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sık aralıklı pekiştireç yöntemiyle ödül sistemini çalıştırıyor. Bu da aslında kişinin orada o esnada daha fazla vakit geçirmesini sağlıyor. Daha fazla vakit geçirdikçe de zaman algısı ortadan kayboluyor. Kumar oynayan insanların ne kadar süre oynadığını hatırlamaması gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu da bağımlılık döngüsüne dönüşüyor.”

Çocuklarda dikkat sorunları artıyor

Kısa video tüketiminin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde daha belirgin etkiler oluşturduğunu vurgulayan Kitapçıoğlu, öğretmenlerin de okullarda dikkat dağınıklığıyla ilgili ciddi zorluklar yaşadığını söyledi.

Dijital ortamların yoğun uyaran içerdiğini belirten Kitapçıoğlu, sürekli hızlı içerik tüketen bireylerin gündelik işlerde daha çabuk sıkıldığını ifade etti.

“Gündelik işlerden sıkılmalar artıyor”

Kitapçıoğlu, dijital ortamdan uzaklaşıldığında beynin daha az uyaranla karşı karşıya kaldığını belirterek şunları söyledi:

“Herhangi bir dijital ekosistemde siz o ortamın içine girdiğinizde birden fazla uyaran alır zihin. Yani aynı anda nöronların birden fazla uyarana maruz kaldığını düşünmenizi isterim. Siz oradan uzaklaştığınızda sizin işinizle ilgili o kadar uyaran olmayacaktır. Yani bir kalem kağıtla işiniz olduğunda tek bir uyarana sahipsiniz. Zihin de o kadar çok uyarana maruz kaldıktan sonra diğer işte çok çabuk sıkılır. Bu çocuklar için de geçerli. Çocuk kısa bir video izliyor ve çok fazla uyarana maruz kalıyor. Sonrasında aynı çocuğa siz matematik çalıştırmaya kalktığınızda sadece kitap, defter ve sayılar var. Uyaran video izleme sürecindeki kadar çok olmadığı için çocuk sıkılmaya başlıyor.”

“Harcanan süreden çok hangi amaçla vakit geçirdiğimiz önemli”

Dijital dünyayı tamamen hayatın dışına çıkarmanın mümkün olmadığını ifade eden Kitapçıoğlu, önemli olanın sosyal medyada geçirilen süreden çok kullanım amacı olduğunu söyledi.

Kitapçıoğlu, “Sağlıklı kullanıcıyla bağımlı kullanıcının süreleri hemen hemen aynı. Yapılan çalışmalar kullanım süresi ile ilgili benzer rakamları gösteriyor bize. Ama arada çok temel bir fark var. O da hangi zaman diliminde hangi amaçla kullandığım. Yani işlevselliği. Ben işimi gücümü bırakıp sosyal medyayla ilgileniyorsam orada bir saat bile belki benim için tehlikeli. Ama işimi gücümü bitirdikten ve ailemle ilgilendikten sonra 3 saat de kullansam bir problem yok. Yani burada aslında onu hayatımın neresine yerleştirdiğim ve hangi amaçla kullandığıma bakmam gerekiyor. Belki de çocuklarda da hangi ihtiyacı karşıladığına yönelik bir farkındalığa da ihtiyacımız olduğunu söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.