BirGün'ün aktardığına göre, kiracı 3 Ağustos 2022 tarihinde kiraladığı taşınmazın kira bedelini her ayın 15'inde ev sahibinin eşinin hesabına yatırdığını belirtti. Süreç boyunca tahliye ve elektrik kesme tehdidine maruz kaldığını öne süren kiracı, Ağustos 2024'te kira ödemediği iddiasıyla hakkında icra takibi başlatıldığını ifade etti.
Kiracı, ev sahibinin eşinin daha sonra "kiraya veren değilim" diyerek hesabına yatırılan kira bedellerini iade etmek istediğini ancak bunu kabul etmediğini söyledi. İcra takibi nedeniyle fazladan 9 bin 822 TL ödeme yaptığını belirten kiracı, ödediği tutarın iadesi için dava açtı.
Yerel mahkeme davayı reddetti
Başvuruyu değerlendiren İlk Derece Mahkemesi, kiracının söz konusu ödemeyi 15 Ekim 2024 tarihinde, ödeme emri kendisine tebliğ edilmeden ve hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadan yaptığı gerekçesiyle davayı reddetti.
Mahkeme ayrıca kiracının, mal sahibine vekâlet ücreti olarak 18 bin TL ödemesine hükmetti.
Adalet Bakanlığı kararı Yargıtay'a taşıdı
Yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı bulan Adalet Bakanlığı, dosyayı "kanun yararına bozma" istemiyle Yargıtay'a taşıdı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay, uyuşmazlığın kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında yapılan bir ödemenin geri alınmasına ilişkin olmadığını, kira ilişkisi kapsamında hukuki dayanak olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedelinin iadesine yönelik olduğunu değerlendirdi.
Yargıtay'dan emsal niteliğinde karar
Yargıtay, bu gerekçelerle Adalet Bakanlığı'nın itirazını kabul ederek yerel mahkemenin kararını bozdu. Kararda, kiracının hukuki sebep olmaksızın fazla tahsil edildiğini ileri sürdüğü kira bedelinin iadesi talebinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yüksek Mahkeme ayrıca, yerel mahkemenin hükmettiği vekâlet ücretinin de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine aykırı olduğuna hükmederek bu yönden de kararın isabetsiz olduğuna karar verdi. Bu kararın, benzer kira uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşıması bekleniyor.




