Türkiye’de prostat ve meme kanseri başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan Zoladex adlı ilaca son aylarda eczanelerden erişilemiyor. Uzmanlar, muadili bulunmayan ilacın yokluğunun hastaların tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor. İlaç, yalnızca kanser tedavisinde değil; endometriozis gibi kadın hastalıklarında ve bazı yardımcı üreme tedavilerinde de kullanılıyor. Bu nedenle düzenli kullanım gerektiren kritik bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor.

Ruhsat askıya alındı, tedarik zinciri durdu

Sağlık Bakanlığı’nın 24 Nisan’da yayımladığı Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünler Listesi’ne göre Zoladex’in ruhsatının 7 Kasım 2025 itibarıyla askıya alınacağı görülüyor. Bu tarihten önce ise ilacın fiilen piyasada bulunamaz hale geldiği belirtiliyor. Eczacılar ve meslek örgütleri, ilacın hem ecza depolarında hem de eczanelerde bulunmadığını ifade ediyor. Sürecin, tedarik zincirinin tamamen durmasıyla sonuçlandığı aktarılıyor. BBC Türkçe’nin ulaştığı sağlık sektöründen üst düzey bir kaynak, ilacın piyasadan çekilmesinin arkasında üretici şirket AstraZeneca’nın “ticari gerekçelerle satış durdurma kararı” bulunduğunu öne sürdü. Şirket ise ilacın satışının durdurulduğu iddiasını doğrudan reddetmezken, ilaç portföyünün düzenli olarak gözden geçirildiğini belirtti. Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Mehmet İrfan Demirci, hastaların ilaca ulaşmak için eczane eczane dolaştığını belirterek, son aylarda depolarda da bulunmadiğını ifade etti. Demirci, durumun yalnızca ticari bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Kanser ve üreme sağlığı gibi alanlarda kullanılan bu ilacın piyasadan çekilmesi kabul edilemez. Bu doğrudan bir halk sağlığı sorunudur.”

AstraZeneca ise BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ilaç portföylerinin düzenli olarak gözden geçirildiğini ve kaynakların optimize edilerek yenilikçi tedavilere odaklanıldığını ifade etti. Şirket ayrıca, tedavilerin sürdürülebilir erişimi için yerel otoritelerle iletişim halinde olunduğunu belirtti.

Türkiye’de yaklaşık 30 bin hasta etkileniyor

TEB verilerine göre 2025 yılında Zoladex’in iki farklı formundan toplam yaklaşık 150 bin kutu satıldı. 2022’de bu sayı 200 bin seviyesindeydi. Türkiye’de yaklaşık 30 bin hastanın bu ilacı kullandığı tahmin ediliyor. Ancak bu rakamlar yalnızca satış verilerine dayanan tahmini hesaplamalar olarak değerlendiriliyor. İlacın piyasada bulunmaması durumunda hastalar, Türk Eczacıları Birliği üzerinden bireysel ithalat yoluna başvurabiliyor. Ancak bu süreç hem uzun hem de maliyetli olması nedeniyle eleştiriliyor. Hastaların doktor raporu alması, Sağlık Bakanlığı onayı beklemesi ve ilacın yurt dışı fiyatı üzerinden yüksek bedeller ödemesi gerekiyor. Uzmanlar, bu sürecin pratikte sürdürülemez olduğunu belirtiyor.

Hikikomori: Japonya’dan dünyaya yayılan sessiz izolasyon
Hikikomori: Japonya’dan dünyaya yayılan sessiz izolasyon
İçeriği Görüntüle

Diğer ilaçlarda da sorun var

Sektör temsilcileri, yalnızca Zoladex’te değil; diyabet ilacı Byetta ve kalp hastalıklarında kullanılan Plendil gibi ilaçlarda da tedarik sıkıntıları yaşandığını iddia ediyor. Bazı ilaçların üretiminin durdurulduğu, bazılarının ise geri ödeme listesi dışında kaldığı belirtiliyor. Sağlık sektöründen bazı kaynaklar, şirketlerin Türkiye’deki ilaç fiyatlandırma politikalarını gerekçe göstererek piyasadan çekilme eğiliminde olduğunu öne sürüyor. İddialara göre uluslararası şirketler, düşük kur bazlı fiyatlandırmanın küresel kârlılığı etkilediğini savunuyor. Ayrıca bazı ülkelerde Türkiye fiyatlarının referans alınması da bu kararları etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor. AstraZeneca ise bu iddialara ilişkin doğrudan yanıt vermedi.

Uzmanlar uyarıyor: Tedavi sürekliliği bozuluyor

Türk Tabipleri Birliği’nden Nasır Nesanır, kanser tedavisinde ilaç sürekliliğinin hayati olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Muadili olmayan ilaçların yokluğu, tedavinin kesintiye uğramasına ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir.”

Nesanır ayrıca, bu tür ilaçların piyasadan çekilmeden önce kamu otoritelerine önceden bildirilmesi gerektiğini belirtti. Eczacı örgütleri ve sağlık uzmanları, ilaç fiyatlandırma sisteminin mevcut haliyle sürdürülebilir olmadığını savunuyor. Döviz kuruna bağlı fiyatlandırma ve yılda birkaç kez yapılan güncellemelerin piyasada dalgalanma yarattığı ifade ediliyor. Bazı uzmanlara göre çözüm, yerli ilaç üretiminin güçlendirilmesi ve uzun vadeli fiyat istikrarı mekanizmalarının kurulması. Zoladex krizi, Türkiye’de ilaç erişimi, küresel ilaç şirketlerinin stratejileri ve sağlık politikaları arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlara göre mesele yalnızca tek bir ilacın piyasada olmaması değil; sağlık hizmetlerine erişimin sürdürülebilirliği ve kamusal sorumluluk tartışması.

Kaynak: BBC