Avrupa’nın en büyük televizyon organizasyonlarından biri olan Eurovision Song Contest, son yılların en derin krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. Özellikle İsrail’in yarışmadaki varlığı ve Gazze savaşı sonrası yükselen siyasi gerilim, yarışmanın yalnızca müzik odaklı bir etkinlik olup olmadığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Bazı yayın kuruluşlarının boykot kararı alması ve oylama sistemine yönelik eleştiriler, organizasyonun geleceğine ilişkin soru işaretlerini büyüttü. Geçtiğimiz yıl İsviçre’nin Basel kentinde düzenlenen finalin ardından başlayan tartışmalar, bu yıl Avusturya’nın ev sahipliği yapacağı organizasyon öncesinde daha da sertleşti. Yarışmayı uzun yıllardır yorumlayan Graham Norton, Avusturya’nın kazanmasının ardından yaptığı değerlendirmede organizatörlerin “gelecek yıl finali Tel Aviv’de yapmak zorunda kalmayacakları için rahatladığını” söylemişti. Bu yorum, yarışma etrafındaki siyasi atmosferin ne kadar yoğun hale geldiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Trump’tan AB’ye yeni ticaret resti: 4 Temmuz’a kadar süreleri var
Trump’tan AB’ye yeni ticaret resti: 4 Temmuz’a kadar süreleri var
İçeriği Görüntüle

Basel’de protestolar yarışmanın önüne geçti

Geçen yılki final öncesinde İsrail karşıtı protestolar Basel sokaklarında geniş katılımlı gösterilere dönüştü. Protestocular Filistin bayrakları taşıdı, bazı katılımcılar Gazze’de yaşananları simgelemek amacıyla vücutlarını kırmızıya boyadı. Yarışma sırasında İsrail temsilcisi Yuval Raphael de protestoların odağı haline geldi. Final gecesinde iki kişinin sahneye çıkmaya çalıştığı ve Eurovision ekibinden bir kişinin boya saldırısına maruz kaldığı bildirildi. Yarışmayı takip eden birçok gazeteci ve izleyici, sonuçların açıklandığı anın Eurovision tarihindeki en gergin atmosferlerden biri olduğunu ifade etti. Salon içinde yoğun bir huzursuzluk yaşanırken, seyircilerin önemli bölümünün İsrail’in kazanmasını istemediği yönünde yorumlar yapıldı.

Halk oylaması tartışmaları büyüttü

Jüri oylamasında orta seviyede puan alan İsrail temsilcisi Yuval Raphael’in halk oylamasında zirveye çıkması yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bazı yayın kuruluşları, İsrail hükümetine bağlı sosyal medya hesaplarının organize biçimde oy çağrısı yaptığını savundu. İddialara göre resmi hesaplardan kullanıcıların yarışma kurallarının izin verdiği maksimum sayı olan 20 kez İsrail’e oy vermesi teşvik edildi. Eleştirmenler, ortaya çıkan sonucun müzikal tercihten çok siyasi mobilizasyonun etkisiyle oluştuğunu ileri sürdü. Organizasyonu düzenleyen European Broadcasting Union (EBU) ise oylama sürecinin bağımsız şekilde denetlendiğini ve sonuçların geçerli olduğunu açıkladı. EBU, toplu oy kullanımının sonucu “orantısız şekilde etkilediğine” dair herhangi bir kanıt bulunmadığını savundu.

Eurovision tarihinin en büyük boykotu

Bu yıl yarışma, tarihindeki en geniş katılımlı boykotlardan biriyle karşı karşıya kaldı. Spain, Ireland, Netherlands, Iceland ve Slovenia yarışmadan çekildi. Boykot gerekçeleri ülkeden ülkeye değişse de, temel tartışma İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlar etrafında şekillendi. Bazı yayın kuruluşları İsrail hükümetini “soykırım” ile suçlarken, İsrail yönetimi bu iddiaları kesin biçimde reddetti. İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar ise Eurovision’un siyasi hesaplaşma alanına dönüştürülmesini eleştirerek organizasyonun “müzik, kültür ve uluslararası kardeşliğin kutlaması” olması gerektiğini söyledi. Boykot kararlarını ise “ikiyüzlü” olarak nitelendirdi.

Tartışma yalnızca İsrail ile sınırlı değil

Eurovision’da siyaset ve jeopolitik etkiler geçmişte de tartışma yaratmıştı. Yunanistan’ın 1975’te Türkiye’nin Kıbrıs harekatı nedeniyle yarışmayı boykot etmesi, Ermenistan’ın Azerbaycan’daki yarışmaya katılmaması gibi örnekler organizasyon tarihinde daha önce de yaşandı. Ancak birçok yayın kuruluşu, mevcut krizin geçmiş örneklerden daha büyük olduğunu düşünüyor. Bazı yayıncılar artık savaş halinde olan hiçbir ülkenin yarışmaya katılmaması gerektiğini savunuyor. Tartışma zamanla yalnızca İsrail değil, Ukraine gibi çatışma yaşayan diğer ülkelerin katılımını da kapsayan daha geniş bir noktaya taşındı. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yarışmadan çıkarılması sonrası “aynı standartların herkese uygulanıp uygulanmadığı” sorusu daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.

“Eurovision artık tamamen apolitik kalamaz”

Slovenya kamu yayıncısı RTV’nin yöneticilerinden Natalija Gorščak, yarışmanın artık tamamen siyasetten bağımsız görülemeyeceğini savunan isimlerden biri oldu. Gorščak, kamu yayıncılarının “barış yanlısı ahlaki duruş sergilemesi gerektiğini” ifade etti. Benzer şekilde bazı yayın kuruluşları, Eurovision’un giderek “ayrıştırıcı” hale geldiğini ve sanatçıların organizasyona katılma konusunda daha çekingen davranmaya başladığını belirtiyor. Yarışmanın siyasi gerilimlerle anılması, müzisyenlerin kariyerleri açısından risk olarak görülüyor.

EBU kuralları değiştirmeye hazırlanıyor

Tepkilerin büyümesi üzerine EBU bu yıl bazı değişikliklere gitti. İzleyici başına maksimum oy sayısı 20’den 10’a düşürüldü. Ayrıca hükümetler veya devlet bağlantılı kurumların aşırı tanıtım kampanyalarının sınırlandırılacağı açıklandı. İsrail’in kamu yayıncısı Kan da sosyal medya üzerinden yapılan “İsrail için 10 kez oy verin” çağrıları nedeniyle EBU tarafından uyarıldı. Kuruluş, ilgili içeriklerin kaldırılmasını istedi ve paylaşımlar daha sonra silindi. EBU, yarışmanın siyasi propaganda alanına dönüşmesini istemediğini belirtse de, organizasyon üzerindeki baskının her geçen yıl arttığı yorumları yapılıyor.

Eurovision’un geleceği tartışılıyor

Yetkililer Eurovision’un temel amacının “müziğin birleştirici gücünü” göstermek olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak organizasyonun bugün geldiği noktada birçok yayın kuruluşu, yarışmanın artık yalnızca müzikle değerlendirilemeyeceğini düşünüyor. Bir yanda Eurovision’un siyasi etkilerden tamamen arındırılması gerektiğini savunanlar, diğer yanda bunun mümkün olmadığını düşünenler bulunuyor. Tartışmanın merkezindeki soru ise aynı kalıyor: Eurovision gerçekten tarafsız bir müzik yarışması olarak kalabilir mi, yoksa küresel siyasetin etkisi organizasyonun yapısını kalıcı biçimde değiştirecek mi?

Kaynak: BBC