İran’ın yıllardır erişmekte zorlandığı yurt dışındaki dondurulmuş varlıkları, İran ile ABD arasındaki ilişkilerde en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor. İsrail-Hamas savaşı sonrası bölgede değişen dengeler ve ABD-İran arasında gündeme gelen diplomatik temaslarla birlikte Tahran’ın bu fonlara yeniden ulaşabilme ihtimali uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. İran ile ABD arasında savaşı sona erdirmeyi ve yeni bir süreç başlatmayı amaçlayan mutabakat zaptında da dondurulmuş varlıkların durumu önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. İran yönetimi uzun süredir yaptırımlar ve uluslararası bankacılık kısıtlamaları nedeniyle kullanamadığı kaynaklara erişim sağlamaya çalışıyor. Uzmanlara göre bu fonların yalnızca bir bölümünün serbest bırakılması bile yaptırımlar nedeniyle ekonomik baskı altında bulunan İran için önemli bir destek sağlayabilir. Yüksek enflasyon, para biriminin değer kaybı, dış ticarette yaşanan sorunlar ve son dönemdeki bölgesel çatışmaların ekonomik etkileri nedeniyle İran ekonomisinin ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

İran’ın dondurulmuş varlıklarının toplam miktarına ilişkin resmi bir veri bulunmuyor. Ancak uluslararası tahminler, bu rakamın yaklaşık 27 milyar dolardan başlayarak 100 milyar doların üzerine kadar çıkabileceğini gösteriyor. Söz konusu varlıklar tek bir hesapta bulunan hazır bir para olarak değerlendirilmiyor. Petrol ve doğalgaz ihracatından elde edilen gelirler, yabancı bankalarda tutulan döviz rezervleri, enerji satışlarından doğan alacaklar ve geçmiş dönemlerden kalan bazı hukuki anlaşmazlıklara konu varlıklar bu kapsamda yer alıyor. İran’ın petrol satışlarından elde ettiği gelirler çoğunlukla alıcı ülkelerdeki hesaplarda tutuluyor. Ancak ABD yaptırımları nedeniyle bu paraların İran’a aktarılması veya uluslararası finans sisteminde kullanılması büyük ölçüde engelleniyor. Bu durum, Tahran’ın ekonomik kaynakları bulunmasına rağmen bu kaynaklara doğrudan ulaşamamasına neden oluyor.

İsrail’in 1915 kararına Ermenistan’dan beklenmedik yanıt
İsrail’in 1915 kararına Ermenistan’dan beklenmedik yanıt
İçeriği Görüntüle

Varlıkların dondurulma süreci nasıl başladı?

İran’ın yurt dışındaki varlıklarına yönelik ilk büyük kısıtlama dalgası 1979 yılında yaşanan İran İslam Devrimi ve Tahran’daki ABD Büyükelçiliği rehine krizi sonrasında başladı. ABD, bu dönemde İran’a ait bazı varlıkları bloke etti. Daha sonraki yıllarda bazı fonlar serbest bırakılmış olsa da özellikle eski askeri anlaşmalar ve hukuki ihtilaflarla bağlantılı bazı varlıkların durumu çözüme kavuşmadı. İran’ın ekonomik izolasyonu sonraki yıllarda nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımlarla daha da arttı. 2011 ve 2012 yıllarında sıkılaştırılan yaptırımlar kapsamında İran küresel bankacılık sisteminin önemli bölümlerinden dışlandı. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma ile bazı kısıtlamalar hafiflese de ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasıyla İran’ın finansal erişimi yeniden sınırlandı.

İran’ın parası hangi ülkelerde tutuluyor?

İran’ın kısıtlanmış varlıklarının büyük bölümü ABD dışında bulunuyor. Tahminlere göre en büyük paylardan biri Çin’de tutuluyor. İran’ın en önemli petrol müşterilerinden biri olan Çin’de yaklaşık 20 ila 50 milyar dolar arasında bir kaynağın bulunduğu öne sürülüyor. Bu miktarın büyük bölümünün petrol ticaretinden kaynaklanan gelirlerden oluştuğu belirtiliyor. Irak’ta ise İran’ın doğalgaz ve elektrik ihracatından elde ettiği yaklaşık 10 ila 15 milyar dolarlık bir kaynağın bulunduğu tahmin ediliyor. Güney Kore’de İran’a ait yaklaşık 6 milyar dolarlık petrol gelirinin bulunduğu ve bu miktarın 2023 yılında Katar’daki hesaplara aktarıldığı biliniyor. Ancak ABD yönetimi daha sonra İran’ın bu fonlara kısa vadede erişemeyeceğini açıklamıştı. İran’a ait bazı varlıkların Hindistan, Japonya ve Lüksemburg gibi ülkelerde de tutulduğu ifade ediliyor. ABD yargısının doğrudan yetkisi altındaki miktarın ise daha sınırlı olduğu belirtiliyor. Yaklaşık 2 milyar dolarlık bölümün mahkeme kararları ve tazminat talepleriyle bağlantılı olduğu aktarılıyor.

ABD’nin rolü neden önemli?

Fonların çoğu ABD dışında bulunmasına rağmen Washington’ın bu kaynaklar üzerindeki etkisi büyük ölçüde ikincil yaptırımlardan kaynaklanıyor. Bu yaptırımlar yalnızca İran’ı değil, İran ile finansal ilişki kuran yabancı bankaları, şirketleri ve kurumları da etkiliyor. İran’a ait fonların transferine yardımcı olan kuruluşlar, ABD finans sistemine erişimlerini kaybetme veya yaptırımlarla karşılaşma riski taşıyor. Bu nedenle İran’ın parasını elinde bulunduran ülkeler, ABD’nin açık onayı olmadan bu fonları serbest bırakma konusunda genellikle temkinli davranıyor.

İran ekonomisi için kritik kaynak olabilir

Olası bir anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve petrol ürünleri ihracatına yönelik bazı yaptırım muafiyetleri elde etmesi ve dondurulmuş fonlara erişim sağlaması gündemde bulunuyor. Böyle bir gelişmenin İran Merkez Bankası’nın ekonomik kaynaklar üzerindeki kontrolünü artırabileceği ve ülkeye kısa vadeli ekonomik rahatlama sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bu kaynakların İran ekonomisinin tüm sorunlarını tek başına çözmeyeceği görüşünde. Enflasyon, yatırım eksikliği, sanayi altyapısındaki gerileme ve siyasi belirsizlikler devam ettiği sürece ekonomik toparlanmanın sınırlı kalabileceği ifade ediliyor. Ekonomistler, İran’ın uzun vadeli büyüme sağlayabilmesi için yalnızca milyarlarca dolarlık kaynaklara değil, aynı zamanda yatırım güvenine ve siyasi istikrara ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. İran’ın dondurulmuş varlıklarının geleceği ise ABD ile yürütülecek diplomatik sürecin sonucuna bağlı olarak şekillenecek.

Kaynak: BBC