Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB); dikkat süresinin kısa olması, dürtüsellik ve aşırı hareketlilikle karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Çoğunlukla çocukluk döneminde teşhis edilen bu rahatsızlığın gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de rol oynadığı değerlendiriliyor.

Bergen Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, 1999-2009 yılları arasında Norveç’te doğan 37 binden fazla çocuğun verileri incelendi. Çocukların emzirilme süreleri ile 3, 5 ve 8 yaşlarındaki DEHB belirtileri karşılaştırıldı.

Araştırmanın kıdemli yazarı, University of Bergen Biyotıp Bölümü araştırmacısı ve Betanien Hastanesi kıdemli danışmanı Dr. Berit Skretting Solberg, "Bir çocuk ne kadar uzun süre yalnızca anne sütüyle beslendiyse, 3, 5 ve 8 yaşındaki DEHB belirtileri o kadar düşük oldu" dedi.

Bilimden ezber bozan keşif: Beyin her yaşta kendini yeniliyor
Bilimden ezber bozan keşif: Beyin her yaşta kendini yeniliyor
İçeriği Görüntüle

Emzirme süresi arttıkça DEHB belirtileri azaldı

Araştırmada, anne sütüyle beslenen tüm çocuklarda daha düşük DEHB belirtileri görüldüğü ancak bu etkinin emzirme süresi uzadıkça ve bebeğin ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmesi durumunda daha belirgin hale geldiği bildirildi.

Bilim insanları ayrıca bu ilişkinin kız çocuklarında tüm yaş gruplarında erkek çocuklarına kıyasla daha güçlü olduğunu tespit etti.

Araştırmacılar, kalıtımın DEHB için en önemli risk faktörlerinden biri olmaya devam ettiğini ancak hastalığın gelişiminde çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığını vurguladı.

Anne sütünün beyin gelişimine etkisi ve bilimsel uyarı

Araştırmacılar, anne sütünün içerdiği vitaminler, bağışıklık bileşenleri, prebiyotikler, probiyotikler ve diğer biyolojik maddelerin erken dönemde beyin gelişimini destekleyebileceğini belirtti.

Bununla birlikte bilim insanları, araştırmanın gözlemsel nitelikte olduğunu ve anne sütü ile DEHB arasındaki ilişkinin nedenlerini kesin olarak ortaya koymadığını ifade etti.

Dr. Solberg, "Psikiyatrik belirtiler ve bozukluklar hem genetik hem de çevresel faktörlerden etkilenebilir. Bu ilişkinin altında yatan mekanizmaları anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Sputnik