Fon soruşturması kapsamında yürütülen adli ve mali incelemeler devam ederken, yatırımcıların karşı karşıya kalabileceği bir başka soru da ortaya çıktı: Tasfiye edilen yapılardan yatırdığı paranın üzerinde kazanç sağlayarak çıkmış kişilerden bu paraların bir bölümünün geri alınması mümkün mü? “Clawback” adıyla bilinen yaklaşım, özellikle ABD’de büyük iflas ve dolandırıcılık dosyalarında, sistemden yatırdığından daha fazla para çekmiş kişilere yapılan ödemelerin belirli koşullarda geri alınarak zarar gören yatırımcılara aktarılabilmesini amaçlıyor. Ancak bu modelin uygulanabilmesi, her ülkenin hukuk sistemi ve somut dosyanın özelliklerine göre değişiyor. Öte yandan Türkiye’de yürütülen mevcut fon soruşturmasının hukuken bir “Ponzi” sistemi olarak kesinleştiği yönünde bir yargı bulunmuyor. Buradaki Ponzi örnekleri, yalnızca tasfiye ve geri alma mekanizmalarının nasıl çalışabildiğini göstermek amacıyla karşılaştırma olarak ele alınıyor.
Clawback nasıl çalışıyor?
Clawback uygulamalarında temel hesaplama, yatırımcının hesabında görünen kâr rakamlarından ziyade gerçek para giriş ve çıkışlarına dayanabiliyor. Yani yatırımcının sisteme ne kadar para yatırdığı ile sistemden toplam ne kadar para çektiği karşılaştırılıyor. Örneğin bir yatırımcı sisteme 1 milyon lira yatırıp daha sonra toplam 1 milyon 800 bin lira çektiyse, 800 bin liralık fark ayrıca incelenebiliyor. Buna karşılık sisteme 1 milyon lira yatırıp 400 bin lira çekmiş bir yatırımcı, parasının tamamını geri alamamış “net kaybeden” grupta değerlendirilebiliyor. Bernie Madoff dosyasında ABD’de uygulanan “net yatırım” yaklaşımı da gerçek para yatırma ve çekme hareketlerini esas aldı. Madoff tasfiyesindeki kayyum, yatırdığından daha fazla para çekmiş kişileri “net winner”, yatırdığından azını çekmiş veya hiç çekememiş kişileri ise “net loser” olarak tanımladı ve fazla çekilen tutarların geri alınması için hukuki yolları kullandı.
Madoff dosyasında milyarlarca dolar geri kazanıldı
Clawback denince en çok başvurulan örneklerden biri Bernie Madoff dosyası. ABD’de kayyum tarafından yürütülen tasfiye sürecinde gerçek yatırımlar ve çekimler üzerinden hesaplama yapıldı ve yatırdığından fazla para çeken bazı kişi ve kuruluşlara karşı geri alma davaları açıldı. Madoff tasfiyesinin resmi kayıtlarına göre 21 Ağustos 2026 itibarıyla kayyumun geri aldığı veya geri almak üzere anlaşmaya vardığı toplam tutar yaklaşık 15,485 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu tutarın tamamının, mahkemece uygun görülen şekilde yatırımcıların oluşturduğu müşteri fonuna aktarılması öngörülüyor. Aynı tarih itibarıyla müşteri fonundan yaklaşık 14,799 milyar dolar dağıtılmış durumda. ABD Adalet Bakanlığının ayrıca yürüttüğü Madoff Victim Fund kapsamında da 2024 sonu itibarıyla 40 bin 930 mağdura 127 ülkede 4,3 milyar doların üzerinde ödeme yapılmış ve bildirilen zararların yaklaşık yüzde 93,71’i karşılanmıştı.
Geri alınan para kime ödeniyor?
Madoff modelinde amaç, kâğıt üzerinde görünen hayali kazançları korumaktan ziyade gerçek parasını sistemde kaybeden yatırımcıların zararını mümkün olduğunca azaltmak oldu. Bu nedenle sistemden yatırdığından daha fazla para çeken “net kazananların” çektiği fazla tutarların geri alınması hedeflendi. Madoff kayyumunun resmi açıklamasında, bu kişilerin iyi niyetle hareket etmiş olmasının dahi her durumda fazla aldıkları tutarın korunmasını sağlamadığı ve geri alınabilecek paraların zarar gören diğer müşterilere dağıtılması için takip edildiği belirtiliyor. Buradaki temel mantık, bir yatırımcının hesabında görünen kazancın gerçekten piyasada yaratılmış bir getiriden mi yoksa başka yatırımcıların sisteme soktuğu paradan mı oluştuğunun belirlenmesi.
Türkiye’de Madoff’taki gibi otomatik clawback var mı?
Türkiye’de ABD’deki Madoff tasfiyesinde kullanılan modele karşılık gelen, “clawback” adıyla düzenlenmiş tek ve otomatik bir geri alma mekanizması bulunmuyor. Ancak bu, haksız veya suçtan kaynaklanan bir kazancın hiçbir koşulda geri alınamayacağı anlamına gelmiyor. Somut olayın niteliğine göre farklı hukuk yolları gündeme gelebiliyor. Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu düzenliyor. Dolayısıyla şartların oluşması halinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade talepleri söz konusu olabiliyor





