Borsa İstanbul’da eylül ayında yaşanan sert düşüşlerle gündeme gelen fon krizi, sermaye piyasalarındaki etkilerinin yanı sıra adli ve siyasi boyutlarıyla da tartışılmaya devam ediyor. Bazı serbest fonların belirli hisselerde yoğunlaşması ve düşük işlem hacimli hisselerdeki fiyat hareketlerinin ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından alınan kararlarla başlayan süreç, yatırımcıların fonlardan çıkmak istemesi, ödeme sorunları ve fonların tasfiyesiyle derinleşti. Kriz kapsamında yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren 131 fonun tasfiyesine karar verilirken, soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Şüpheli para hareketleri, milyarlarca liralık kazanç iddiaları, mal varlıklarına yönelik tedbirler ve yatırımcıların zararlarının karşılanmasına ilişkin düzenlemeler de sürecin önemli başlıkları arasında yer aldı. Peki, fon krizi nasıl başladı ve 28 Ağustos’tan bu yana hangi gelişmeler yaşandı? İşte tarih tarih yaşananlar…

28 Ağustos: SPK’dan fonların hisse pozisyonlarına sınır

Fon krizinin başlangıcındaki önemli gelişmelerden biri, 28 Ağustos’ta SPK’nın serbest fonların belirli hisselerdeki pozisyonlarına yönelik düzenlemesi oldu. Bazı şirketlerle bağlantılı fonların, işlem hacmi düşük hisselerde gerçekleştirilen çapraz işlemler sonucunda sekiz ayda yüzde 3.000’i aşan değer artışları kaydettiği öne sürüldü. SPK, serbest fonların BIST 30 endeksi dışında kalan hisselerde aşırı yoğunlaşmasını önlemek amacıyla, ilgili hisselerde yüzde 5 ve toplam pozisyonlarda yüzde 20 sınırı getirdi. Fonlardan mevcut pozisyonlarını azaltmaları istendi. Düzenlemenin ardından fonların portföylerini yeniden düzenleme süreci başladı.

15 Eylül: Fonlarda ödeme sorunu ve borsada sert satışlar

Yatırımcıların fonlardan çıkmak için artan satış ve iade taleplerinde bulunması, krizde yeni bir aşamaya geçilmesine neden oldu. Pusula Portföy, 15 Eylül’de katılma paylarının iadesi ve ödemeler konusunda temerrüde düştüğünü duyurdu. Fonların yatırımcı taleplerini karşılayabilmek için ellerindeki hisseleri hızla satmaya çalışması, piyasadaki satış baskısını artırdı. Yatırımcıların zarar etme endişesiyle satışa yönelmesi de bu baskıyı güçlendirirken, Borsa İstanbul’da sert fiyat hareketleri ve düşüşler yaşandı.

17 Eylül: 131 fonun tasfiyesine karar verildi

SPK, 17 Eylül’de Pusula Portföy, Tera ve bağlantılı şirketlerle ilişkilendirilen fonlar da dahil olmak üzere toplam 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Kararın yaklaşık 455 bin yatırımcıyı ilgilendirdiği açıklandı. Tasfiye kararı, fonların varlıklarının nakde çevrilmesi ve yatırımcılara geri ödeme yapılması sürecini başlattı. Ancak fonların portföylerindeki varlıkların satılması ve yatırımcıların alacaklarının hesaplanması, piyasalardaki dalgalanmanın yanı sıra tasfiye takviminin de önem kazanmasına yol açtı.

20 Eylül: Tasfiye takvimi altı aya kadar uzatıldı

SPK, yatırımcıların varlıklarının daha az zararla nakde çevrilebilmesi amacıyla fonların tasfiye ve nakde dönüştürme takvimini üç aydan altı aya kadar uzattı. Böylece fon portföylerindeki varlıkların kısa sürede elden çıkarılması nedeniyle oluşabilecek ek satış baskısının azaltılması hedeflendi. 18-22 Eylül tarihleri arasında ise soruşturma kapsamında bazı fon yöneticilerinin tutuklandığı, 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildiği bildirildi. Adli süreçle birlikte krizin yalnızca piyasa hareketlerinden ibaret olmadığı, olası usulsüzlük iddialarının da soruşturulduğu ortaya çıktı.

24 Eylül: İki özel jet ve bir yata el konuldu

Fon krizine ilişkin soruşturmada 24 Eylül’de yaklaşık 1,8 milyar lira değerinde olduğu belirtilen iki özel jet ile bir yata mahkeme kararıyla el konuldu. Soruşturma kapsamında mal varlıklarına yönelik tedbirler uygulanırken, fonlardaki işlemlerin kapsamı ve olası haksız kazançların boyutuna ilişkin incelemeler sürdü. Aynı dönemde Borsa İstanbul’daki işlem hacimlerinde yüzde 30’a varan düşüşler yaşandığı bildirildi. Piyasadaki satış baskısı ve belirsizlik, sermaye piyasalarına duyulan güven ile likidite koşullarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

25 Eylül: SPK’dan etkin pişmanlık düzenlemesi

SPK, 25 Eylül’de yayımladığı bültenle piyasa dolandırıcılığı suçlarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenlere ilişkin şartları duyurdu. Açıklamaya göre mekanizmadan yararlanmak isteyenlerin, 500 bin liradan az olmamak üzere elde ettikleri veya neden oldukları menfaatin iki katı tutarında ödeme yapmaları gerekiyor.

Düzenleme, soruşturma kapsamındaki kişilerin haksız kazanç iddialarıyla bağlantılı olarak geri ödeme yapabilmelerine ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturdu. Ancak bu mekanizmanın uygulanması, ilgili kişilerin hukuki durumuna ve mevzuatta belirtilen koşulların sağlanmasına bağlı bulunuyor.

26-29 Eylül: Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkındaki iddialar

Fon krizi, eylül ayının son haftasında siyasi tartışmaların da merkezine yerleşti. Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevinden ayrılmasının ardından, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın borsa işlemlerine ilişkin iddialar gündeme geldi. Çiftin, kriz öncesinde bazı şirket hisselerine yatırım yaptığı ve hisselerini kriz dönemindeki gelişmelerden önce satarak milyarlarca liralık kazanç elde ettiği öne sürüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında Kaya çiftinin mal varlıklarına tedbir uygulanmasını talep etti. Çiftin adliyeye giderek ifade verdiği, ifadelerinde özel bir bilgi veya yönlendirme almadıklarını belirterek suçlamaları reddettikleri aktarıldı. Kaya çiftinin, SPK’nın duyurduğu gönüllü geri ödeme ve etkin pişmanlık mekanizmasından yararlanarak yaklaşık 1,86 milyar liralık kâr tutarını Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından belirlenen hesaba iade ettiği bildirildi. Çiftin mal varlıkları 29 Eylül’de donduruldu. Söz konusu iddialar ve işlemlerin hukuki niteliğine ilişkin değerlendirmeler ise soruşturma süreci kapsamında ele alınıyor.

29 Eylül: Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu. Kurulun, fon krizine ilişkin sürecin tek merkezden yürütülmesi ve ilgili kamu kurumları arasındaki koordinasyonun sağlanması amacıyla çalışacağı açıklandı. Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun da sürece dahil edileceği duyuruldu. Böylece fon işlemlerinin yanı sıra denetim süreçleri, olası bürokratik ihmaller ve kamu kurumlarının sorumluluklarına ilişkin incelemelerin de gündeme alınması öngörüldü.

Sigara satışında yeni düzenleme gündemde: Bakan Memişoğlu ayrıntıları açıkladı
Sigara satışında yeni düzenleme gündemde: Bakan Memişoğlu ayrıntıları açıkladı
İçeriği Görüntüle

4 Ekim: Eski SPK Başkanı hakkında inceleme süreci

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ekim’de fon krizi kapsamında eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlaması yönünden soruşturma izni verilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlığın Teftiş Kurulu da iddialarla ilgili inceleme başlattı. Aynı günlerde AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın fon krizinin tüm yönleriyle araştırılması ve adı geçen kişilerin istifa etmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları tartışma yarattı. Bayram, daha sonra maksadını aşan ifadeler kullandığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve partisinden kamuoyu önünde özür diledi.

6 Ekim: 187,6 milyar liralık haksız kazanç iddiası

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 6 Ekim’de yaptığı açıklamada, fon krizinden hemen önce 13-16 Eylül tarihleri arasında fonlardan şüpheli çıkış yaptığı belirlenen 214 gerçek ve tüzel kişinin tespit edildiğini bildirdi. Gürlek, söz konusu kişilerin haksız kazancının 187,6 milyar lira olduğunu açıkladı. Bakanın verdiği bilgiye göre, 141 gerçek kişi ve 73 tüzel kişiye ilişkin liste TMSF’ye iletildi. TMSF de yatırımcıların zararlarının karşılanması amacıyla oluşturulan özel hesaplara paraların iade edilmesi için resmî tebligat sürecini başlattı. Aynı süreçte tasfiye kapsamındaki 131 fonda bulunan yaklaşık 455 bin yatırımcı için ilk aşamada fon başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasına yönelik işlemler başladı. Böylece krizin ardından yatırımcıların zararlarının ne şekilde ve hangi sınırlar içinde karşılanacağı konusu somut bir ödeme planıyla gündeme taşındı.

8 Ekim: Meclis araştırması önergesi reddedildi

Muhalefet partilerinin fon krizini ve krizin siyasi bağlantılarını araştırmak amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için sunduğu önerge, 8 Ekim’de AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Karar, krizin siyasi boyutuna ilişkin tartışmaları Meclis gündeminde de öne çıkardı. Aynı günlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları nedeniyle Yeni Partili Ümit Özlale, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. 8-9 Ekim tarihlerinde ise fon kriziyle ilgili haber ve iddialar kapsamında gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Gazetecilere yönelik adli işlemler, soruşturmanın basın ve ifade özgürlüğü boyutuyla ilgili tartışmaları da beraberinde getirdi.

9 Ekim: Yatırımcılara ara ödeme için yasa teklifi

AKP, 9 Ekim’de tasfiye halindeki fonların yatırımcılarına yapılacak ara ödemelere ilişkin dokuz maddelik yasa teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Teklifte, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara bu tutara kadar, net yatırım tutarı 1 milyon lira ve üzerinde bulunanlara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılması öngörüldü. Teklifin amacı, tasfiye süreci devam ederken yatırımcıların belirli bir tutara kadar ödemelerini daha erken alabilmelerine imkan tanımak olarak açıklandı. Düzenlemenin kapsamı, uygulama koşulları ve ödeme takvimi ise yasama süreci ve ilgili uygulama kararları çerçevesinde netleşecek.

10 Ekim: Ömer Bolat’tan fon iddialarına ilişkin açıklama

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 10 Ekim’de kendisi hakkında gündeme getirilen fon iddialarıyla ilgili yargı yoluna başvuracağını açıkladı. Bolat, 170 milyon liralık işlem olarak gündeme taşınan tutarın para çekme işlemi olmadığını, yaklaşık 32 aylık dönemde vadesi dolan sukuk sertifikalarının tahsil edilmesi ve yeni sertifika alımları nedeniyle oluşan mükerrer kayıtların toplamından kaynaklandığını savundu. Bolat’ın açıklaması, fon krizine ilişkin iddiaların siyasi isimler üzerinden de tartışılmayı sürdürdüğünü gösterirken, işlem kayıtlarının niteliği ve tarafların açıklamalarının soruşturma ve hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi önem taşıyor.

Fon krizinde süreç nasıl ilerleyecek?

Fon krizinde bundan sonraki aşamaların merkezinde, tasfiye kapsamındaki fonların varlıklarının nakde çevrilmesi, yatırımcıların ara ödemelerinin yapılması ve şüpheli işlemlere ilişkin soruşturmaların sonuçları bulunuyor. Kamu kurumlarının koordinasyonuyla yürütülen incelemelerde, haksız kazanç sağlandığı öne sürülen işlemlerin tespiti ve ilgili tutarların yatırımcıların zararlarının karşılanmasında kullanılması hedefleniyor. Bununla birlikte, açıklanan haksız kazanç tutarları, şüpheli işlemler ve siyasi isimlerle ilgili iddialar, yetkili makamların açıklamaları ve hukuki süreçler çerçevesinde değerlendirilmesi gereken konular olarak öne çıkıyor. Fon yatırımcılarına yapılacak ödemelerin kapsamı ve takvimi ile soruşturmalarda ortaya çıkacak yeni bulgular, krizin bundan sonraki seyrini belirleyecek.

Kaynak: BBC