Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyle birlikte enerji depolama sistemleri de enerji sektörünün önemli yatırım başlıklarından biri haline geliyor. Güneş ve rüzgar gibi değişken üretim kaynaklarından elde edilen elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılabilmesi için depolama altyapısının geliştirilmesi gerekirken, sektörde faaliyet gösteren şirketler yatırımların finansman koşullarının iyileştirilmesini bekliyor. EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, depolama sektörünün mevcut durumunun ve yatırım beklentilerinin ele alındığı toplantıda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin gelecek yıl için 5 gigavatsaatlik enerji depolama kapasitesi hedeflediğini belirtti. Bayram, bu yıl için ortaya konulan 1 gigavatsaatlik hedefin ise gerçekleştirildiğini söyledi.
Bu yıl 1 gigavatsaatlik hedef gerçekleştirildi
Bayram, ilk enerji depolama tesislerinin devreye alınmasıyla birlikte daha önce ortaya koydukları gelir modellerinin sahada karşılık bulmaya başladığını ifade etti. Projelerin gelir yaratabildiğinin görülmesinin, bankalar ve finans kuruluşlarının enerji depolama yatırımlarına yönelik ilgisini artırdığını belirten Bayram, sektörün önümüzdeki dönemde daha hızlı büyüyebileceğini söyledi. Türkiye'nin 2026 için belirlediği 1 gigavatsaatlik hedefin yakalandığını aktaran Bayram, gelecek yıl hedefin 5 gigavatsaate çıkarılacağını açıkladı. Bayram, hedefin daha da yukarı taşınabileceğini ancak bunun için yatırımların finansman maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini vurgulayarak, uygun maliyetli finansmanın Türkiye'ye girmesinin süreci hızlandırabileceğini kaydetti. Sektör temsilcilerine göre ilk tesislerin faaliyete geçmesiyle birlikte depolama yatırımlarının yalnızca yenilenebilir enerji santrallerine eşlik eden bir unsur olmadığı, bağımsız olarak da gelir üretebilen bir yatırım alanına dönüşebildiği görülmeye başlandı. Bu durum, yeni projelerin finansmanının önündeki belirsizliklerin azaltılması açısından da önem taşıyor.
Depolama neden yenilenebilir enerjinin tamamlayıcısı?
Güneş ve rüzgar santrallerinde üretim hava koşullarına ve günün saatlerine göre değişebildiği için, üretilen elektriğin her zaman tüketimin yüksek olduğu zamanda kullanılabilmesi mümkün olmuyor. Enerji depolama sistemleri ise ihtiyaç fazlası elektriğin saklanmasına ve talebin yükseldiği dönemlerde sisteme geri verilmesine imkan sağlayarak üretim ile tüketim arasındaki zaman farkının yönetilmesine yardımcı oluyor. Bayram, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha verimli kullanılabilmesi açısından enerji depolamanın artık sektörün tüm aktörlerinin gündeminde bulunduğunu belirtti. Yenilenebilir kaynakların yeterince değerlendirilememesi halinde fosil yakıtlara olan ihtiyacın artacağını ifade eden Bayram, fosil yakıt ithalatının Türkiye açısından önemli bir maliyet kalemi oluşturduğuna dikkat çekti. Depolama sistemleri aynı zamanda elektrik şebekesinin dengelenmesine ve arz güvenliğinin desteklenmesine katkı sağlıyor. Özellikle güneş ve rüzgar yatırımlarının artmasıyla birlikte, elektriğin yalnızca üretilmesi değil, ihtiyaç duyulan zamanda kullanılabilir hale getirilmesi de enerji planlamasının önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
33 bin 500 megavatlık kapasite tahsis edildi
Toplantıda konuşan EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya ise Türkiye'de depolamalı enerji projeleri için 33 bin 500 megavat kapasite tahsis edildiğini açıkladı. Bu rakam, mevcut veya planlanan depolamalı elektrik üretim projelerinin elektrik üretim kapasitesine ilişkin bir gösterge olurken, 5 gigavatsaat hedefinden farklı bir kavramı ifade ediyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine göre de temmuz ayı itibarıyla Türkiye'de depolamalı elektrik üretim projeleri kapsamında 28 bin 592 megavat kurulu güce sahip 568 projenin tahsis ve ön lisans süreçleri tamamlanmıştı. Aynı dönemde üretim lisansı verilen 82 depolama projesinin toplam gücü 3 bin 500 megavatı aşarken, 8 tesis işletmeye alınmıştı. Ramazan Kaya, depolama sistemlerinin güneş ve rüzgar santrallerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek, yeni yatırımların yeşil finansmandan daha fazla pay almasını beklediklerini söyledi. Yazılım, batarya paketleme ve inverter gibi alanlarda üretim ve ihracat imkanlarının geliştiğini aktaran Kaya, sektörün ihracat kapasitesini büyütmek amacıyla Ticaret Bakanlığı ile görüşmeler yürüttüklerini ifade etti.
Finansman yatırımların hızını belirleyecek
Enerji depolama sektöründe yatırımların önündeki temel başlıklardan biri finansman maliyetleri olarak öne çıkıyor. Bayram, bankalara ve finans kuruluşlarına depolama tesislerinin gelir yaratabilen ve finansman sağlanabilecek yatırımlar olduğunu anlattıklarını belirterek, bağımsız depolama tesislerinin dahi kendi yatırımını geri ödeyebildiğini söyledi. Sektör temsilcisine göre gelir modellerinin sahada çalıştığının daha fazla projeyle ortaya konulması, finans kuruluşlarının risk değerlendirmelerini olumlu etkileyebilir. Bu sürecin finansman maliyetlerini düşürmesi halinde daha fazla projenin yatırım aşamasına taşınması ve Türkiye'nin gelecek yıl için belirlediği 5 gigavatsaatlik hedefin üzerine çıkılması mümkün olabilecek. EDEDER, enerji depolama yatırımlarının uluslararası finans çevreleri tarafından da finanse edilebilir bir yatırım alanı olarak kabul gördüğünü belirtirken, Türkiye'nin bu alandaki büyümesinin daha düşük maliyetli finansmana erişimle doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor.
Elektrikli araçlar ve yapay zeka talebi artırıyor
Enerji depolama yatırımlarını gündeme getiren unsurlar arasında elektrik tüketimindeki yeni artış kaynakları da bulunuyor. Bayram, elektrikli araçların yaygınlaşmasının yanı sıra yapay zeka uygulamalarına hizmet veren veri merkezlerinin sayısındaki artışın elektrik talebini yükselttiğini belirtti. Elektrik tüketiminin artmasıyla birlikte enerjinin üretildiği noktaya yakın yerde tüketilmesinin öneminin arttığını ifade eden Bayram, farklı enerji kaynaklarının birlikte ve verimli çalışabilmesi için yalnızca bataryaların değil, yazılım ve kontrol altyapısının da geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Üretimin daha dağıtık hale getirilmesi ve bölgesel olarak kontrol edilebilmesi halinde elektrik iletim hatları üzerindeki ihtiyacın azalabileceğini belirtti. Bu yaklaşım, enerji depolamayı yalnızca elektrik kesintilerinde kullanılabilecek bir yedek sistem olmaktan çıkararak, şebekenin günlük işletilmesinde aktif rol oynayan bir altyapı unsuru haline getiriyor. Özellikle yenilenebilir enerji üretiminin yükseldiği bir sistemde depolama, üretim ve tüketim arasındaki dengenin kurulmasında daha önemli hale geliyor.
Türkiye'de hücre dışındaki ekipmanlar üretilebiliyor
Sektörün büyümesinin bir diğer ayağını ise yerli üretim oluşturuyor. Doğa Can Bayram, batarya hücresi dışındaki ekipmanların tamamına yakınının Türkiye'de üretilebildiğini ve bu kapsamda yazılım tarafında da yerli üretim kapasitesinin bulunduğunu belirtti. Türkiye'de batarya paketleme, inverter, yazılım ve kontrol sistemleri gibi alanlarda üretimin gelişmesi, sektörün yalnızca iç pazardaki yatırımlar açısından değil, ihracat bakımından da büyüme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya da özellikle bu alanlarda üretim ve ihracat imkanlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Kaya, Türkiye'nin bölgesel ölçekte bir batarya üretim merkezine dönüşmesini ve enerji depolama sistemlerinin ihracatının artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Bu hedefin gerçekleşmesi halinde enerji depolama sektörü, yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra yüksek katma değerli teknoloji ve ekipman üretimi açısından da yeni bir sanayi alanı oluşturabilir.
Enerjinin geleceği Ankara'da masaya yatırılacak
EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, derneğin 8 Aralık'ta Ankara'da 3. Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi düzenleyeceğini açıkladı. Kongrenin ana gündemlerinden birinin enerji depolamadaki gelir modelleri olması beklenirken, sektördeki yatırımların finansman koşulları ve uygulanabilirliği de ele alınacak. Bayram, gelir modellerinin sahada başarılı olduğunun daha fazla projeyle ortaya konulmasının finansman maliyetlerini düşürebileceğini ve bunun yeni yatırımların önünü açabileceğini belirtti. Böylece Türkiye'nin bu yıl yakaladığı 1 gigavatsaatlik seviyenin önümüzdeki yıl 5 gigavatsaate taşınması hedefleniyor. Türkiye'de depolamalı elektrik projelerinin sayısının artması ve yerli ekipman üretiminin gelişmesiyle birlikte, enerji depolama sektörünün önümüzdeki dönemde hem enerji arz güvenliği hem de sanayi politikası açısından daha önemli bir konuma gelmesi bekleniyor.





