Bölgedeki hava kalitesinin kötüleştiği öne sürüldü
NAACP ve çevre örgütleri, doğalgaz türbinlerinden çıkan emisyonların zaten sanayi faaliyetleri nedeniyle kirli kabul edilen bölgede hava kalitesini daha da kötüleştirdiğini savunuyor. Mahkemeye sunulan başvuruda, türbinlerin kontrolsüz şekilde çalıştırıldığı ve gerekli çevresel incelemelerin yapılmadığı iddia edildi. Özellikle azot oksit ve diğer kirletici gazların halk sağlığı açısından risk oluşturabileceği belirtilirken, çevre savunucuları faaliyetlerin durdurulması için ihtiyati tedbir talep etti. Bölge sakinlerinin de hava kirliliği nedeniyle endişe duyduğu aktarılırken, dava sürecinin çevresel denetim uygulamaları açısından emsal niteliği taşıyabileceği değerlendiriliyor.
xAI yalnızca 15 türbin için izin aldı
Şirketin bugüne kadar yalnızca 15 doğalgaz türbini için resmi izin aldığı belirtildi. Ancak Greater Memphis Ticaret Odası’nın daha önce yayımladığı açıklamada, Mayıs 2025 itibarıyla bölgede faaliyet gösteren 35 türbinin yaklaşık yarısının sahada kalmaya devam edeceği ifade edilmişti. Yerel basında çıkan son haberlere göre ise xAI’ın yeni türbinler kurmayı sürdürdüğü ve sahada aktif şekilde çalışan türbin sayısının yaklaşık 50’ye ulaştığı öne sürüldü. Çevre örgütleri, izin verilen kapasitenin üzerine çıkıldığı iddialarının da soruşturulmasını isterken, şirket cephesinden davaya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapılmadı.
Yapay zeka veri merkezlerinin enerji ihtiyacı tartışılıyor
Olay, son dönemde hızla büyüyen yapay zeka veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimiyle ilgili küresel tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, büyük ölçekli yapay zekâ sistemlerinin çalıştırılması için ciddi miktarda elektrik gerektiğini, bu nedenle teknoloji şirketlerinin alternatif enerji çözümlerine yöneldiğini belirtiyor. Ancak çevre örgütleri, fosil yakıt tabanlı geçici enerji sistemlerinin yaygınlaşmasının karbon salımını artırabileceği uyarısında bulunuyor. xAI’ın Mississippi’deki veri merkeziyle ilgili açılan davanın, teknoloji şirketlerinin enerji altyapıları ve çevresel sorumlulukları konusunda önemli bir hukuki süreç oluşturabileceği değerlendiriliyor.




