100 yaşını aşan ebeveynlere sahip kişilerin, bazı yaşa bağlı sağlık sorunlarını daha geç geliştirebildiği ve daha uzun yaşayabildiği ortaya çıktı. ABD ve İngiltere'de uzun yıllardır sürdürülen üç farklı araştırmanın verilerini inceleyen ABD'li araştırmacılar, 4 binden fazla kişinin sağlık verilerini analiz etti.
Araştırmada, en az bir ebeveyni 100 yaşına ulaşmış kişiler ile ebeveynleri daha kısa süre yaşamış kişiler karşılaştırıldı. Elde edilen sonuçlar, uzun yaşam süresinin yalnızca ebeveynlerle sınırlı kalmayabileceğini ve çocukların sağlık durumları üzerinde de etkili olabileceğini gösterdi.
Ölüm ve kalp-damar hastalığı riski daha düşük
Araştırmaların birleştirildiği ana analizlerden birinde, 100 yaşını aşan kişilerin çocuklarında ölüm riskinin yüzde 42 daha düşük olduğu belirlendi. Bu kişilerde kalp-damar hastalığı riskinin yüzde 33, yüksek tansiyon riskinin ise yüzde 32 daha düşük olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar ayrıca bu grupta ölüm riskindeki artışın ortalama 3 yıl, yüksek tansiyonun ortaya çıkışının ise yaklaşık 5 yıl geciktiğini belirledi.
Kanser riskinde anlamlı fark görülmedi
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların tüm hastalıklar için aynı olmadığını vurguladı. İncelenen üç araştırmanın ikisinde, 100 yaşını aşan ebeveynlerin çocuklarında inme riskinin daha düşük olduğu görüldü. Buna karşın kanser riski açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmedi.
100 yaşını aşan kişilerin yaşa bağlı hastalıkları genel nüfusa kıyasla daha geç geliştirebildiği, daha önce yapılan araştırmalarda da ortaya konmuştu.
Genetik ve çevresel faktörler araştırılacak
Araştırmacılar, 100 yaşını aşan kişilerin çocuklarının incelenmesinin, uzun ve sağlıklı yaşam süresine katkıda bulunan genetik ve çevresel faktörlerin belirlenmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.
Bununla birlikte araştırmacılar, mevcut çalışmanın söz konusu farklılıkların hangi faktörlerden kaynaklandığını kesin olarak ortaya koyamayacağına dikkati çekti. Çalışmadaki bazı sağlık ve yaşam tarzı bilgilerinin katılımcıların kendi beyanlarına dayanması da araştırmanın sınırlılıkları arasında yer aldı.
Katılımcıların büyük bölümünün beyazlardan oluşması nedeniyle elde edilen sonuçların farklı toplumlara genellenmesinin de sınırlı olabileceği belirtildi.