Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen periyodik bilgilendirme toplantısında, Türkiye’nin içinde bulunduğu güvenlik ortamını kapsamlı şekilde değerlendirdi. Bağcıoğlu, konuşmasına İkinci İnönü Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünü anarak başladı ve “Bu toprakları, semaları, denizleri vatan yapan tüm kahramanların yiğit ruhları şad olsun” ifadeleriyle milli hafızanın önemine vurgu yaptı. Toplantıda Karadeniz’den Ege’ye, Suriye’den İran’a, savunma sanayisinden çok uluslu askeri yapıların rolüne kadar kritik başlıklar ele alındı.

Karadeniz’de hak ve menfaatlerin korunması

Karadeniz’in günümüz çatışma coğrafyasının merkezi haline geldiğini belirten Bağcıoğlu, bölgenin sadece Ukrayna-Rusya savaşı açısından değil, Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları bakımından da kritik önemde olduğunu ifade etti. Bu çerçevede Bağcıoğlu,

“Tankerler ve ticari gemilere yönelik saldırılar ile sürüklenen mayınlar ciddi bir tehdit oluşturuyor”

dedi ve deniz güvenliğinin sadece sembolik değil, somut tedbirlerle sağlanması gerektiğini vurguladı. İstanbul Boğazı’na yakın mesafede yaşanan saldırıların ciddi bir ikaz olduğunu belirten Bağcıoğlu, Türkiye’nin bu tehditlere karşı öngörülü ve proaktif davranması gerektiğini söyledi. Ayrıca,

“Deniz güvenliği söylemle değil eylemle sağlanabilir”

ifadelerini kullanarak kapsamlı caydırıcılık stratejileri çağrısında bulundu. Bağcıoğlu, Karadeniz’deki hak ve menfaatlerin korunmasının Türkiye için ağır ve tarihi bir sorumluluk olduğunu da yineledi.

Ege’de hukukun üstünlüğü ve uluslararası ihlaller

Ege Denizi’ndeki gelişmelere de değinen Bağcıoğlu, Kerpe Adası’na konuşlandırılan hava savunma sisteminin hem askeri hem de uluslararası hukuki boyutuyla önemli olduğunu dile getirdi. Adaların 1947 Paris Antlaşması ile gayri askerî statüde olduğunu anımsatan Bağcıoğlu,

“Bu statünün fiilen aşındırılması uluslararası hukuku ihlal etmektedir”

dedi. Yunanistan’ın sistemlere ait mühimmat satışına da dikkat çeken Bağcıoğlu, bunun antlaşma ruhuna ters düşen bir uygulama olduğunu belirtti. Diplomasinin bu konuda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade ederek,

“Güven artırıcı önlemler görüşmelerinde resmi kaydın sağlanması önemlidir”

dedi. Bu çerçevede Bağcıoğlu, Türkiye’nin uluslararası hukuk temelli yaklaşımının net ve kararlı olması gerektiğini vurguladı.

İran: Bölgede istikrar için denge çağrısı

Bağcıoğlu’nun konuşmasında İran meselesi, Suriye ile birlikte bölge istikrarı açısından önemli bir yer tuttu. Bu konudaki duruşlarını bölgemizde savaş ve çatışma istemiyoruz sözleriyle net ifade eden Bağcıoğlu, İran’ın ve bölgenin geleceğini sadece bölgede yaşayanların belirlemesi gerektiğini savundu. Uluslararası hukukun temel ilkelerinin ihlal edilmemesi gerektiğine vurgu yaparak, İran’daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmediklerini belirtti. Bağcıoğlu ayrıca,

“Bölgemizin huzuru ve güvenliği ülkemiz için hayati öneme sahiptir”

diyerek barışçıl çözümler için taraflara itidal çağrısı yaptı.

Suriye’ye yönelik tehditler ve Türkiye’nin stratejisi

Bağcıoğlu, Suriye konusunda da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İsrail’in Suriye sınır birliklerine açtığı ateşin bölgedeki gerilimi artırdığını belirten Bağcıoğlu, benzer tehditlerin Irak’taki İran yanlısı gruplar tarafından da sürdüğünü ifade etti. Bu provokasyonların sona erdirilmesi gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumayı hedeflediğini ve Suriye topraklarından Türkiye’ye yönelik hiçbir tehdide müsaade edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca 30 Ocak askeri ve idari entegrasyon anlaşmasının gerekliliklerinin yerine getirilmesinin önemine dikkat çekti. Bu açıklamalar Türkiye’nin Suriye politikasının iki ana hedefini net şekilde ortaya koyuyor.

NATO kolordusu ve çok uluslu askeri yapılar

Adana’da kurulması planlanan çok uluslu NATO kolordusuna ilişkin süreci değerlendiren Bağcıoğlu, bu tür stratejik girişimlerin şeffaflık içinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığının kamuoyunu zamanında ve doğru şekilde bilgilendirmesini isteyen Bağcıoğlu,

“Yeni kolordu oluşturulmasının nasıl doğduğu, görevi ve usulleri kamuoyuna açıklanmalıdır”

dedi. Ayrıca, nihai komuta ve kontrolün Türkiye’de kalmasının şart olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin onayı olmadan herhangi bir harekatın icra edilmemesi gerektiğini ifade etti. Çok uluslu yapılarla ilgili beklentilerini de sıralayan Bağcıoğlu, TBMM denetimi ve veto haklarının etkin kullanılmasını istedi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz’de mevcut görev gruplarının ve olası yeni yapılarının uyumunun kritik olduğunu da sözlerine ekledi.

İzmir’de ekmeğe zam: 200 gram ekmek 17,5 TL oldu
İzmir’de ekmeğe zam: 200 gram ekmek 17,5 TL oldu
İçeriği Görüntüle

Savunma sanayisi: Başarılar ve eksikler

Savunma sanayisindeki ilerlemeleri de değerlendiren Bağcıoğlu, İHA’lar, milli gemi projeleri ve mühimmat teknolojilerindeki başarıları takdir etti. Ancak bu başarıların ardına saklanarak kritik zafiyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Entegre Hava Savunma Sistemi gibi kritik sistemlerde beklenen seviyeye ulaşamadığını belirten Bağcıoğlu, balistik füze savunmasındaki eksikliklere dikkat çekti. S-400 hava savunma sistemleri ile ilgili olarak da, etkin kullanılmamasının milli güvenlik açısından sorgulanması gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede Türkiye’nin hava üstünlüğü ve modern savunma kapasitesi konularının acil stratejik öncelikler olması gerektiğini söyledi.

Askeri sağlık ve personel hakları

Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin halen kurulmamış olmasının ciddi bir eksiklik olduğunu belirtti ve bu konunun savunma kabiliyeti açısından kritik olduğunu ifade etti. Deneyimli cerrah ve uzman sağlık personelinin saha koşullarında etkin kullanılmadığını söyleyen Bağcıoğlu, bunun askeri operasyon kabiliyetini zayıflattığını vurguladı. Muvazzaf ve emekli askerlerin özlük haklarındaki adaletsizlikleri de eleştiren Bağcıoğlu, bu sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca şehit aileleri ve gazilerin sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade ederek,

“Emsal maaş uygulamasının hayata geçirilmemesi sessiz bir hak gaspıdır”

dedi.

Muhabir: Su Selin Bayramoğlu