Bu keşif, HPV16’nın insanlarla çok eski dönemlerden beri birlikte yaşadığını gösteren en eski moleküler kanıt olarak değerlendiriliyor.

HPV16 ve önemi

HPV16, günümüzde serviks, anal ve boğaz kanseri gibi çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilen yüksek riskli bir Human Papilloma Virüsü (HPV) türü. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, serviks kanserlerinin yaklaşık %70’i HPV16 ve 18 tipleriyle bağlantılı. Modern insanlarda görülen yüksek riskli HPV tiplerinden biri olan HPV16’nın antik bireylerde bulunması, virüsün insan popülasyonunda uzun süredir var olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmanın detayları

Güney Avrupa’daki bilim insanlarının yaptığı genom analizlerinde, Ötzi’nin vücudundan elde edilen DNA örneklerinde HPV16’ya ait fragmanlar tespit edildi. Araştırma ekibi ayrıca yaklaşık 45.000 yıl önce yaşamış başka bir antik insan bireyinde de aynı virüs tipini buldu. Bu sonuçlar, HPV16’nın modern insanlara özgü olmadığını, insan evriminde çok eski dönemlerden beri mevcut olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları, HPV16’nın DNA’ya entegre olabilme yeteneği sayesinde, binlerce yıl önce enfekte olmuş bireylerde bile genetik izlerinin tespit edilebildiğini belirtiyor. Ancak Ötzi’nin HPV16 taşıması, onun bir kanserden öldüğü anlamına gelmiyor; yapılan analiz sadece virüsün izlerini ortaya koyuyor.

Günümüzde HPV16 ve tedavi yöntemleri

Modern tıp, HPV enfeksiyonlarını yönetilebilir hale getirdi. HPV aşıları, yüksek riskli tiplerden korunmayı sağlarken, destekleyici tedavi ve dinamik takip yöntemleri ile enfeksiyonların vücuttan atılması mümkün olabiliyor. Uzmanlar, HPV16 gibi yüksek riskli tiplerin düzenli taramalar ve aşılarla kontrol altında tutulmasının önemine dikkat çekiyor.

HPV aşısı ve erken tanı hayat kurtarıyor
HPV aşısı ve erken tanı hayat kurtarıyor
İçeriği Görüntüle

Bilimsel ve tarihsel önemi

Bu keşif, sadece tıp açısından değil, aynı zamanda insanlık tarihi ve evrimi açısından da büyük bir öneme sahip. HPV16’nın antik dönemlerden beri insan popülasyonunda bulunması, virüsün evrimsel süreçte nasıl yayıldığına ve insan bağışıklık sistemi ile ilişkisine dair yeni araştırma alanları açıyor.