ABD’deki Ohio Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, kurgusal karakterlerin özel düşünce ve duygularının okura aktarılmasının affetme eğilimi üzerindeki etkisini inceledi. Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan araştırma, özellikle hatanın bilinçli olarak yapıldığı durumlarda karakterin iç dünyasını öğrenmenin okurların affetme isteğini artırabildiğini ortaya koydu.

Ekim ayında gökyüzü şöleni: Meteor yağmurları ve Satürn için tarih belli oldu
Ekim ayında gökyüzü şöleni: Meteor yağmurları ve Satürn için tarih belli oldu
İçeriği Görüntüle

Karakterin iç düşünceleri affetme kararını etkiliyor

Araştırmacılar Angus Fletcher ve Mark Matthews, edebiyatın empati üzerindeki etkisini anlamak amacıyla "iç odaklanma" adı verilen anlatım tekniğine odaklandı. Bu teknik, karakterlerin yalnızca söylediklerini ve yaptıklarını değil, başkalarından gizledikleri düşünce ve duygularını da okura aktarmayı içeriyor.

Araştırma kapsamında toplam bin 563 kişinin katıldığı üç çevrimiçi deney gerçekleştirildi. Katılımcılara, 85 yaşındaki Mary'nin yeni sahiplendiği yavru köpeğin kaybolmasını konu alan bir hikaye okutuldu. Çocukken bir köpeğini trafik kazasında kaybeden Mary, evindeki fırını tamir eden görevliyi kapıyı kapalı tutması konusunda uyardı. Ancak görevlinin kapıyı açık bırakması üzerine yavru köpek kaçtı.

Araştırmacılar, görevlinin Mary'nin uyarısını bilerek görmezden geldiği senaryo ile evindeki sorunlar nedeniyle dikkati dağıldığı senaryoyu karşılaştırdı. Katılımcıların bir bölümü görevlinin yalnızca sözlü özrünü okurken diğerleri, karakterin kendi içinde "Keşke kapıyı açık bırakmasaydım" diye düşündüğünü de öğrendi.

Bilerek yapılan hatalarda fark ortaya çıktı

Deney sonuçları, karakterin iç düşüncelerini öğrenmenin özellikle hatanın bilinçli olarak yapıldığı senaryoda affetme eğilimini artırabildiğini gösterdi. Görevlinin uyarıyı bilerek dikkate almadığı durumda, karakterin iç dünyasını okuyan katılımcıların affetme isteği 10 üzerinden ortalama 7,3 olarak ölçüldü. Yalnızca sözlü özrü okuyan katılımcılarda ise bu puan 6,3'te kaldı.

Araştırmacılara göre karakterin özel düşüncelerini okumak, pişmanlığının samimiyetini daha inandırıcı hale getirmiş olabilir. Böylece okurlar, yalnızca dile getirilen bir özür yerine kişinin kendi içinde yaşadığı pişmanlığa da tanıklık etti.

Buna karşılık görevlinin evindeki sorunlar nedeniyle dikkati dağıldığında, iç düşüncelerinin okura aktarılması affetme isteğinde belirgin bir fark yaratmadı. Bu senaryoda katılımcıların görevliyi zaten daha fazla affetme eğiliminde olduğu görüldü.

Kurgusal hikayeler gerçek hayattaki affetmeyle de ilişkilendirildi

Araştırmanın sonraki aşamalarında katılımcılardan, yakın oldukları bir kişinin kendilerine ciddi biçimde haksızlık ettiği bir olayı anlatmaları istendi. Katılımcılara söz konusu kişinin özür dileyip dilemediği ve affedilmesi için ne yapması gerektiği de soruldu.

Karakterin özel düşüncelerini okuyan katılımcılar, hikayedeki görevliyi daha fazla affetme eğilimi gösterdi. Aradaki fark sınırlı olsa da kurgusal karakteri daha fazla affeden kişilerin, gerçek hayatta kendilerine haksızlık eden birini affettiklerini bildirme olasılığının da daha yüksek olduğu belirlendi.

İstatistiksel analizler, bu bağlantının karakterin iç dünyasını okuma ve hikaye sırasında ortaya çıkan affetme eğilimiyle ilişkili olabileceğine işaret etti. Ancak araştırma, bulguların tek başına kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını ortaya koydu.

Üçüncü deneyde ise 220 katılımcıya bir hikaye yerine hayali bir şirket hakkında teknik rapor okutuldu. Bu deneyle, yalnızca herhangi bir metni okumanın gerçek hayattaki affetme eğilimini artırıp artırmadığı incelendi.

Sonuçlar, sıradan bir metin okumanın tek başına böyle bir etki yarattığını açık biçimde göstermedi. Bulgular, kurgusal karakterlerin iç dünyasına erişmenin affetme tepkisiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyarken edebiyatın gerçek ilişkiler üzerindeki etkisini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğuna işaret etti.

Kaynak: Haber Merkezi