Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler 11 ilde ağır kayıplara yol açtı ve 52 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Üçüncü yıl dönümünde, depremzedeler hâlâ konteyner kentlerde yaşamlarını sürdürüyor. Hatay’dan Hacer Bahçeci, üç çocuğu ve yeni doğan bebeğiyle yaklaşık bir buçuk yıldır geçici konutta kaldığını, günlük yaşamın zorlukları ve belirsizliklerle mücadele ettiklerini anlattı.

BDDK’dan borçlulara büyük kolaylık: 2 milyon kişiye 48 ay vade imkanı
BDDK’dan borçlulara büyük kolaylık: 2 milyon kişiye 48 ay vade imkanı
İçeriği Görüntüle

Konteyner kentte günlük yaşam

Bahçeci,

“Depremden önce mahallemizde herkes birbirini tanıyordu, okula yakındı. Şimdi her yerden insanlar var. Çocuklarınızı tanımadığınız insanlarla okula göndermek huzursuz hissettiriyor”

diyor.

Türkiye genelinde 2025 verilerine göre yaklaşık 650 bin kişi konteyner kentlerde yaşamını sürdürüyordu. Bugün bu sayı yarının altına inmiş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda inşa edilen konutlara taşınan depremzedeler, ev sahibi olmanın zorluklarıyla da yüzleşiyor.

Roman, Dom ve Abdal topluluklarının durumu

Hatay’da depremden en çok etkilenen kırılgan gruplardan biri olan Roman, Dom ve Abdal toplulukları, Erkan Karabulut’un çalışmalarıyla gündeme geliyor. Karabulut,

“Konteyner kentlerde elektrik, su ve barınma ücretsiz olduğu için ayakta kalabiliyorlar. Ama evlere geçtiklerinde durum daha da zorlaşacak”

diyor.

Psikolojik ve toplumsal enkaz

Malatya’da iki engelli çocuğuyla konteyner kentte kalan Nur Doğan,

“Evsiz kaldık, düzenimiz alt üst oldu. Devlet yaraları sarsa da yüreğimiz her zaman kırgın”

ifadelerini kullanıyor. İnönü Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, eski mahalle kültürünün kaybı, sosyal bağların zayıflamasına ve göç isteğine yol açtı.

Çocuklar ve güvenlik endişeleri

Antakya’daki konteyner kentlerde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi de risk altında. Selin adlı bir anne, çocuklarını dışarı bırakacak kadar güvende hissetmediğini, oyun alanlarının yetersiz olduğunu söylüyor. Ayrıca sık sık yaşanan elektrik ve su kesintileri yaşamı zorlaştırıyor.

Ev hayali ve yeniden bağ kurma umudu

Ezgi Harbelioğlu,

“Bir odada yaşıyorum, mutfak yok. Neredeyse üç yıldır ailemin konteynerinde çamaşır yıkıyorum. İmkanı olanlar mutlaka bir yer buluyor ama en yoksullar burada kalıyor”

diyor. Yeni yapılan konutlara taşınmanın hem umut hem de endişe getirdiğini ifade eden Ezgi, eski mahallelerindeki bağların yeniden kurulmasını umut ediyor:

“Belki fırıncım, kasabım, çocukluk fotoğrafçım geri dönerse… zamanla yeniden bağ kurabiliriz.”

Kaynak: BBC