Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretine ilişkin soruşturma kapsamında 14 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi ve 36 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, Türk vatandaşı kadınların maddi kazanç karşılığında yumurta satışı yapmak üzere yurt dışına yönlendirildiği, 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı yapıldığı öne sürüldü. Adalet Bakanlığının açıklamasına göre 22-33 yaş aralığındaki kadınların KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan’a yaptığı seyahatler de soruşturma kapsamında inceleniyor. Olay, yumurta bağışının tıbbi boyutunun yanı sıra üreme hücrelerinin ticareti, kadınların sağlığı ve genetik özelliklere göre bağışçı seçimi konularını da yeniden gündeme taşıdı. İşte merak edilenler…

Uzmanından menopoz uyarısı: Şikâyetleri kabullenmek zorunda değilsiniz
Uzmanından menopoz uyarısı: Şikâyetleri kabullenmek zorunda değilsiniz
İçeriği Görüntüle

1. Yumurta ticareti nasıl gerçekleşiyor?

Yumurta bağışı, bazı ülkelerde belirli yasal ve tıbbi koşullar altında uygulanabilen yardımcı üreme yöntemlerinden biri. Ancak bağışçıların para karşılığında temin edilmesi, aracılık faaliyetlerinin mevzuata aykırı yürütülmesi, kadınların istismar edilmesi veya ilgili ülkenin düzenlemelerinin ihlal edilmesi durumunda süreç yasa dışı ticaret kapsamına girebiliyor. Bu tür ağlarda aracılar, yumurta bağışına uygun olduğu düşünülen kadınlara ulaşarak maddi ödeme teklif edebiliyor. Ardından yumurtalıkların aynı döngüde birden fazla yumurta geliştirmesini sağlamak amacıyla hormon tedavisi uygulanıyor ve olgunlaşan yumurtalar tıbbi bir işlemle toplanıyor. Elde edilen yumurtalar daha sonra döllenerek embriyo oluşturulmasında veya ileride kullanılmak üzere dondurulmasında değerlendirilebiliyor. Yumurta toplama işlemi, basit bir örnek alınması gibi değerlendirilemiyor; hormon tedavisi, tıbbi takip ve girişimsel bir müdahale gerektiriyor. Bu nedenle işlemin hangi koşullarda gerçekleştirildiği, kadınların bilgilendirilmiş onamının bulunup bulunmadığı ve sağlıklarının nasıl takip edildiği önem taşıyor.

2. Yumurtalar kadınlardan nasıl alınıyor?

Yumurta toplama işlemi tıpta “oosit toplama” veya “oosit aspirasyonu” olarak adlandırılıyor. Normal adet döngüsünde çoğunlukla tek bir yumurta olgunlaşırken, yumurta bağışı ve tüp bebek tedavilerinde birden fazla yumurtanın gelişmesi için hormon ilaçları kullanılabiliyor. İngiltere’deki İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Kurumunun (HFEA) bilgilendirmesine göre, yumurtalıkların uyarılması amacıyla genellikle 8 ila 14 gün boyunca hormon enjeksiyonları ve ilaçlar uygulanıyor. Bu süreçte yumurtalıkların tepkisi ultrason ve gerektiğinde kan testleriyle takip ediliyor. Yumurtalar yeterli olgunluğa ulaştığında toplama işlemi çoğunlukla sedasyon veya anestezi altında gerçekleştiriliyor. Vajinal ultrason eşliğinde ilerletilen ince bir iğneyle yumurtalıklardaki foliküllere ulaşılıyor ve folikül sıvısı çekilerek yumurtalar laboratuvar ortamında ayrıştırılıyor. Toplanan yumurtalar döllenebiliyor veya daha sonra kullanılmak üzere dondurulabiliyor.

3. Toplanan yumurtalar ne için kullanılıyor?

Yumurta bağışının temel kullanım alanlarından biri, kendi yumurtalarıyla gebelik elde edemeyen kişilere uygulanan tüp bebek tedavisi. Toplanan yumurta, laboratuvar ortamında spermle döllendiriliyor ve oluşan embriyo birkaç gün boyunca geliştirildikten sonra gebelik amacıyla alıcı kadının rahmine transfer edilebiliyor. Yumurta hücresini sağlayan kadın, doğacak çocuğun nükleer genetik materyalinin yaklaşık yarısına katkıda bulunuyor; diğer yarısı spermi sağlayan kişiden geliyor. Yumurtayı kendisi sağlamayan ve gebeliği taşıyan alıcı kadın ise çocukla doğrudan genetik akrabalık kurmuyor. Bununla birlikte gebelik boyunca rahim ortamı ve annenin fizyolojik koşulları, fetüsün gelişiminde rol oynayabiliyor. Her yumurtanın döllenmesi, her döllenmiş yumurtanın sağlıklı bir embriyoya dönüşmesi veya her embriyo transferinin gebelikle sonuçlanması garanti değil. Tedavinin başarısı, yumurta ve sperm kalitesi, yaş ve çeşitli sağlık etkenleri dahil olmak üzere birçok değişkene bağlı.

4. Yumurta toplama işlemi kadınlar için tehlikeli mi?

Uygun koşullarda, gerekli sağlık kontrolleri ve tıbbi gözetim altında yapılan yumurta toplama işlemleri genellikle güvenli kabul ediliyor. Bununla birlikte hormon tedavisi ve müdahale, belirli riskleri beraberinde getiriyor. Önemli komplikasyonlardan biri, yumurtalıkların hormon ilaçlarına aşırı yanıt vermesiyle ortaya çıkabilen yumurtalık hiperstimülasyon sendromu (OHSS). Bu durumda karında sıvı birikmesi, şişkinlik, ağrı, bulantı ve ağır vakalarda nefes darlığı ya da pıhtılaşma sorunları görülebiliyor. Yumurta toplama sırasında veya sonrasında kanama, enfeksiyon ve anesteziye bağlı komplikasyonlar da gelişebiliyor. Risk düzeyi kullanılan tedavi protokolüne, kişinin sağlık durumuna ve yumurtalıkların ilaçlara verdiği yanıta göre değişiyor. Bu nedenle tekrarlanan bağış işlemlerinde sağlık geçmişinin değerlendirilmesi, her döngünün tıbbi açıdan yeniden ele alınması ve olası komplikasyonların takip edilmesi gerekiyor.

5. 41 kadın 811 kez yumurta sattı: Kaç kez bağış yapılabilir?

Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM), yumurta bağışına ilişkin tavsiyelerinde bir kadının en fazla altı bağış döngüsüne katılmasını öneriyor. Bu yaklaşımın gerekçeleri arasında tekrarlanan hormon tedavileri ve yumurta toplama işlemlerinin oluşturabileceği sağlık riskleri yer alıyor. ASRM'nin değerlendirmelerinde, yumurtalık hiperstimülasyon sendromu ve yumurta toplama işlemine bağlı ciddi komplikasyonlar ele alınıyor. Ancak riskler kişiden kişiye ve tedavi protokolüne göre değiştiğinden, tek bir oran bütün kadınlar için geçerli kabul edilemiyor.

Türkiye’deki soruşturmada 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı yapıldığı iddiası, işlemlerin sıklığına ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Bu sayı her bir yumurta toplama döngüsünü ifade ediyorsa kadın başına ortalama yaklaşık 19,8 işlem anlamına geliyor. Ancak açıklanan 811 sayısının doğrudan toplama döngülerini mi, yoksa farklı işlem ve seyahatleri mi kapsadığına ilişkin ayrıntılar netleşmeden, her kadının kaç kez yumurta toplama işleminden geçtiği kesin olarak söylenemiyor. Adalet Bakanlığının açıklamasında, 22-33 yaş aralığındaki kadınların toplam 811 kez KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan’a gittiği bilgisi de yer aldı. Seyahatlerin ne kadarının hazırlık, muayene, takip veya yumurta toplama işlemiyle bağlantılı olduğu, soruşturmanın ayrıntılarıyla netlik kazanabilecek.

6. Türkiye’de yumurta bağışı ve satışı yasal mı?

Türkiye’de yardımcı üreme tedavilerine ilişkin mevzuat, tüp bebek uygulamalarında çiftin kendi üreme hücrelerinin kullanılmasını esas alıyor. Başka bir kadından alınan yumurtanın kullanılması, başka kişilere ait sperm veya embriyolarla tedavi yapılması ve üreme hücrelerinin ticareti mevzuat kapsamında yasaklanıyor. Düzenlemelerin dayanakları arasında soybağının belirlenmesi, üreme hücrelerinin ticarileştirilmesinin önlenmesi ve kadınların istismar edilmesine karşı koruma sağlanması bulunuyor. Türkiye’de tüp bebek tedavisi de ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülüyor.

Soruşturmanın odağındaki KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan’da ise yumurta bağışı, ülkelere göre değişen düzenlemeler ve koşullar çerçevesinde gerçekleştirilebiliyor. Ancak bir ülkede yumurta bağışına izin verilmesi, bu ülkede yapılan her işlemin yasal olduğu veya Türkiye’den gerçekleştirilen aracılık faaliyetlerinin hukuka uygun olduğu anlamına gelmiyor. Savcılığın açıklamasına göre şüphelilerin Türkiye’deki kadınların muayene ve ilaç süreçlerini organize ettiği, yumurta toplama işlemleri için yurt dışındaki bağlantılı kliniklere gitmelerini sağladığı iddia ediliyor. Banka hareketleri, uçuş kayıtları, iletişim analizleri ve kargo bilgilerinin de soruşturma kapsamında incelendiği bildiriliyor. İddiaların hukuki niteliği ve şüphelilerin sorumlulukları, soruşturma ve yargı sürecinde değerlendirilecek.

7. Mavi gözlü bebek sipariş etmek gerçekten mümkün mü?

Soruşturmada, çocuk sahibi olmak isteyen bazı kişilerin sarı saç ve mavi göz gibi özelliklere sahip bağışçılar talep ettiği, aracılık yaptığı öne sürülen kişilerin ise bu talepleri karşılayabileceklerini söylediği iddia edildi. Bu iddialar, üreme hücresi bağışında fiziksel özelliklerin nasıl değerlendirildiği sorusunu gündeme getirdi. Bağışçı seçimine belirli koşullarla izin verilen bazı ülkelerde alıcılara bağışçıların göz rengi, saç rengi, boyu, kan grubu ve eğitim geçmişi gibi bilgileri sunulabiliyor. Bu nedenle mavi gözlü bir bağışçının seçilmesi mümkün olabilir. Ancak bu seçim, doğacak bebeğin kesinlikle mavi gözlü olacağı anlamına gelmiyor. Göz rengi birden fazla genetik etkenin etkileşimiyle oluştuğundan, yalnızca bağışçının fiziksel özelliklerine bakılarak sonuç garanti edilemiyor.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan preimplantasyon genetik testleri (PGT), esas olarak belirli genetik hastalıkların veya kromozom anomalilerinin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla uygulanıyor. Embriyoların çok sayıda genetik varyantını inceleyerek göz rengi gibi özellikleri veya gelecekteki bazı özellikleri tahmin etmeyi amaçlayan poligenik embriyo taraması ise ayrı ve tartışmalı bir alan. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği, bu tür uygulamaların yeterince doğrulanmadığına dikkat çekiyor ve rutin klinik kullanımını desteklemiyor. Dolayısıyla bağışçı seçiminde fiziksel özelliklerin dikkate alınmasıyla bir bebeğin belirli bir göz rengine sahip olmasının garanti edilmesi birbirinden farklı konular. Soruşturmada gündeme gelen katalog ve özellik seçimi iddialarının da bu ayrım gözetilerek değerlendirilmesi gerekiyor.

8. Yumurta ticaretinde dolandırıcılık iddiaları var mı?

Yumurta bağışı ve tüp bebek tedavilerine ilişkin uluslararası haberlerde, bağışçı seçimi ve klinik uygulamalarla ilgili çeşitli usulsüzlük iddiaları da yer aldı. The Times gazetesinin ağustos ayında yayımladığı araştırmada, KKTC’deki bazı doğurganlık kliniklerine ilişkin bağışçıların fiziksel özellikleri üzerinden fiyatlandırma yapıldığı, bağışçı kadınlara elde edilen yumurta sayısına göre ödeme teklif edildiği ve bazı alıcılara seçtikleri bağışçının yumurtalarının verilmemiş olabileceği yönünde iddialar aktarıldı.

Haberde, bağışçı kadınlara yaklaşık 400 ila 1.400 euro arasında ödeme teklif edilebildiği öne sürüldü. BBC’nin mart ayında başlattığı başka bir araştırmada da KKTC’deki bazı tüp bebek kliniklerinde ailelerin seçtikleri sperm veya yumurta bağışçılarının kullanılmadığına ilişkin şüpheler gündeme getirildi. Araştırmanın ağustos ayında genişletilen bölümünde, en az 30 çocuğun ailelerinin seçtiğinden farklı bağışçılar kullanılarak dünyaya gelmiş olabileceği bildirildi.

Bu iddialar, üreme hücresi bağışında bilgilendirme, kayıtların doğruluğu ve alıcılara sunulan bilgilerin güvenilirliği konularının önemini ortaya koyuyor. Bununla birlikte belirli kliniklere veya kişilere yöneltilen iddialar, ilgili süreçler ve kanıtlar değerlendirilmeden kesinleşmiş olgu olarak ele alınmamalı. Türkiye’de yürütülen soruşturma ise üreme hücrelerinin ticareti iddialarının yanı sıra, kadınların maddi kazanç karşılığında bu sürece nasıl dahil edildiği, işlemlerin hangi koşullarda gerçekleştirildiği ve sağlık risklerinin yeterince gözetilip gözetilmediği sorularını gündeme taşıyor.

Kaynak: euronews