Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesine karşı yaptığı başvuruyu neden reddettiğine ilişkin gerekçesini kamuoyuyla paylaştı. Kurul, bölge adliye mahkemesi kararlarının seçim hukuku kapsamında YSK tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığını belirtti. YSK açıklamasında, bu tür kararların temyiz merciinin Yargıtay olduğunu hatırlatarak, seçim kurullarının yetkisinin yalnızca seçim sürecinin belirli aşamalarıyla sınırlı olduğunu ifade etti.
Seçim hukuku ve yargı ayrımı vurgusu
Kurul, siyasi parti kongrelerinde yapılan seçimlere ilişkin denetim yetkisinin sınırlı olduğuna dikkat çekti. Bu yetkinin esas olarak seçim günü ve sonrasındaki işlemlerle ilgili olduğu, kongre iptali veya geçerliliği gibi konuların ise adli yargının alanına girdiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, siyasi parti kongrelerine ilişkin uyuşmazlıkların genel olarak seçim hukuku kapsamında değil, özel hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu nedenle söz konusu ihtilafların çözüm merciinin seçim kurulları değil, mahkemeler olduğu vurgulandı.
“Tam kanunsuzluk” iddiası da reddedildi
YSK, başvuruda yer alan “tam kanunsuzluk” iddiasını da kabul etmedi. Kurul, bu yetkinin yalnızca seçim kurullarının kendi işlemleri için geçerli olduğunu, somut olayda ise bir mahkeme kararına yönelik denetim talebi bulunduğunu belirtti. Açıklamada, “tam kanunsuzluk” kavramının genel olarak kanun hükümlerine açık aykırılık halleri için kullanıldığı ifade edilirken, bu kapsamın dışındaki başvuruların YSK tarafından değerlendirilemeyeceği kaydedildi.
Sürecin geçmişi
22 Mayıs’ta verilen ret kararının ardından YSK Başkanı, gerekçenin daha sonra açıklanacağını belirtmişti. İstinaf mahkemesi ise 21 Mayıs’ta CHP’nin 38. Olağan Kurultayı davasında “mutlak butlan” kararı vermişti. CHP, bu karara karşı YSK’ya başvurmuş, süreç daha sonra Yargıtay’a taşınmıştı. YSK’nın gerekçeli kararıyla birlikte, tartışmalı kurultay sürecindeki yargı yetkisine ilişkin sınırlar bir kez daha netleştirilmiş oldu.




