Karar, içtihadi bir nitelik taşıyor ve benzer koşullarda çalışanlar açısından emsal teşkil ediyor. Mahkeme, çalışma ortamında sağlıklı ve insana yakışır koşulların sağlanmasının işverenin yükümlülüğü olduğunu vurguladı.
Yargıtay’ın ele aldığı dosyada, bir iş yerinde yönetici vekili olarak çalışan kişi, iş yerindeki fiziki koşulların yetersiz olduğunu, merkezi ısıtma sisteminin bulunmaması nedeniyle soğuktan dolayı sürekli hastalandığını ve çalışma şartlarının sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. İşçi, bu şartlar altında çalışamayacağını belirterek iş akdini feshetti.
Yerel mahkeme ilk aşamada çalışanın ayrılışını “istifa” olarak değerlendirerek kıdem tazminatı talebini reddetti. Ancak temyiz sürecinde Yargıtay yerel mahkeme kararını bozdu ve çalışanın taleplerini haklı bularak tazminatın ödenmesine hükmetti.
Haklı fesih ve işveren sorumluluğu
Yargıtay kararında, özellikle kış aylarında yeterli ısınma imkânı sağlanmayan iş yerlerinde çalışmanın hem sağlık açısından risk oluşturduğu hem de insan onuruna yakışır çalışma koşullarının sağlanmadığı kaydedildi. Bu nedenle, söz konusu koşullar altında işten ayrılmanın haklı nedenle fesih sayıldığı ifade edildi.
Kararın, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İş Kanunu, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ışığında değerlendirildiği belirtiliyor. Bu çerçevede, işverenlerin çalışma ortamlarında gerekli fiziki şartları sağlamalarının zorunlu olduğu vurgulandı.
Çalışma hayatında emsal niteliği
Bu Yargıtay kararı, özellikle kış aylarında yeterli ısınma sağlanmayan iş yerlerinde çalışanların hak arayışı için önemli bir emsal teşkil ediyor. Hukuk uzmanları, çalışma koşullarının iyileştirilmesinin sadece yasal bir zorunluluk değil, işçi sağlığı açısından da kritik bir öncelik olduğunu belirtiyor.
Karar, benzer koşullarda çalışan diğer işçilerin de ileride açacakları davalarda emsal olarak gösterilebilecek nitelikte değerlendiriliyor.




