Akran zorbalığının tesadüfen ya da kendiliğinden ortaya çıkmadığını belirten Vatansever, bazı aile tutumlarının farkında olmadan zorbalığın temelini oluşturabildiğini söyledi.
Akran zorbalığını, bir çocuğa başka bir çocuk ya da bir grup çocuk tarafından uygulanan psikolojik veya fiziksel şiddet olarak tanımlayan Vatansever, “Bu durumda süreklilik ve kasıt vardır. Rastgele ve bir defaya mahsus değildir. Çocuk, gelişim süreci içinde yaşadıkları ve deneyimledikleriyle kendilik algısını oluşturur. Karşısındakini nasıl konumlandıracağına ve hangi davranışları yapmaya hakkı olduğuna dair kanaatler geliştirir. Zamanla da zorbalık davranışı sergileyen bir çocuğa dönüşebilir” dedi.
Sosyal gelişim 3-6 yaşta şekilleniyor
Çocuklarda sosyal gelişimin 3-6 yaş döneminde şekillendiğine dikkat çeken Vatansever, bu dönemin çocuğun hem biricik olduğunu hem de grup içinde ‘herkes kadar’ olduğunu öğrendiği kritik bir süreç olduğunu vurguladı. 7-12 yaş aralığının ise kendilik algısının oluştuğu, özgüvenin geliştiği ve “Ben nasıl bir insanım?” sorusunun yanıtlarının şekillendiği dönem olduğuna işaret etti.
"Zorbalık davranışı ileri yaşlara taşınabilir"
Bir çocuğun 7-12 yaş arasında edindiği deneyimlerle kendini ve çevresini konumlandırdığını belirten Vatansever, “Eğer çocuk küçük yaştan itibaren kendi isteklerini her koşulda başkalarının önünde tutuyorsa, sınır tanımıyorsa ve verdiği zararın farkında değilse, bunu içselleştirir. Böyle bir hakkı olduğuna inanır ve bu davranış biçimini ileriki yaşlara taşır. Bu da barışçıl, insancıl ve sorumluluk sahibi bir kişilik gelişiminin önüne geçer” diye konuştu.
Zorbalığın çoğunlukla denetimsizlik, kuralsızlık ve yaptırımın olmadığı ortamlarda ortaya çıktığını söyleyen Vatansever, bu noktada en büyük sorumluluğun ailelere düştüğünü vurguladı.
"Aşırı koruyucu tutum da zorbalık zemini oluşturabilir"
İki farklı aile yapısına dikkat çeken Uzman Psikolog Vatansever, “Birinci grupta, sorunlarını çözmekte zorlanan ve şiddeti bir çözüm yolu olarak kullanan aileler yer alıyor. Bu ailelerin çocukları ya şiddete maruz kalıyor ya da şiddete tanıklık ediyor. İkinci grupta ise doğrudan şiddet yok ancak aşırı koruyucu ve çocuğu her durumda haklı gören bir tutum söz konusu. Bu aileler, çocuğun olumsuz davranışlarını ‘Şaka yaptı’, ‘Öyle demek istemedi’ diyerek normalleştirebiliyor. Bu durum, çocuğun yanlış davranışının farkına varmasını ve düzeltmeyi öğrenmesini engelliyor. Aileler iyilik yaptıklarını düşünürken farkında olmadan çocuklarının zorba davranışlarının temellerini atabiliyor” dedi.
"En temel ebeveyn davranışı tutarlı ve istikrarlı olmaktır"
Çocuğun kendilik algısının oluştuğu 7-12 yaş döneminde güvenli ve destekleyici ortamların büyük önem taşıdığını belirten Vatansever, “Çocuğa yeteneklerini ortaya koyabileceği alanlar sunulursa, zorbalık davranışı geliştirmesi beklenmez. Bu nedenle çocukların aktif olduğu, becerilerinin desteklendiği ortamlar oluşturulmalı” ifadelerini kullandı.
Psikolojik desteğin yalnızca sorun yaşandığında değil, koruyucu amaçla da alınması gerektiğine dikkat çeken Vatansever, “Bir çocuğun ruhsal bağışıklığını güçlendiren en temel unsur, sevildiğini ve güvende olduğunu hissettiği, tutarlı ve istikrarlı bir aile ortamıdır. En temel ebeveyn davranışı tutarlı ve istikrarlı olmaktır. Bu sayede çocuk, dışarıda karşılaştığı zorbalığı daha hızlı fark edebilir” diye konuştu.