“Ordu ve Siyaset: 1923-1960” kitabını anlattı
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir Kültürpark’taki kitap fuarında Ahşap Sahne’de gerçekleştirilen söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. Özdağ, her yıl fuarda vatandaşlarla bir araya gelmekten büyük keyif aldığını belirterek, söyleşinin ardından gerçekleştirilen imza etkinliklerinde de vatandaşların kendisini yalnız bırakmadığını söyledi.
Son yayımlanan kitabı “Ordu ve Siyaset: 1923-1690” hakkında bilgi veren Özdağ, kitabın Destek Yayınları tarafından yayımlandığını ve doktora ile doçentlik tezlerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğunu ifade etti. Uzun ve yüzlerce sayfalık yeni kitaplar yazacak zamana sahip olmadığını belirten Özdağ, daha önce aynı yayınevlerinde yayımlanan tezlerini tek bir kitapta bir araya getirerek okuyucularla paylaşmak istediğini söyledi.
Kitabın Cumhuriyet’in ilk dönemini ve devamındaki süreci ele aldığını belirten Özdağ, çalışmada dönemin siyasi tarihi ile ordunun siyasi konumu ve etkisinin incelendiğini ifade etti.

“Milletin alım gücü ortadan kalkmış durumda”
Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, geçtiğimiz yıllara göre vatandaşların bu yıl kitap alımında da zorlanacağını söyledi. Gittiği yerlerde esnafın işlerinin yüzde 50 düştüğünü söylediğini aktaran Özdağ, domates satan esnaftan buzdolabı satan esnafa kadar farklı sektörlerde benzer şikayetlerle karşılaştığını belirtti. Özdağ, bunun temelinde vatandaşların alım gücünün ortadan kalkmasının bulunduğunu savundu. Enflasyonun kontrol dışına çıktığını söyleyen Özdağ, üç yıldır enflasyonun düşürülmeye çalışıldığını ifade etti. Rusya ve Ukrayna’nın savaştığı bir dönemde dahi bu ülkelerdeki enflasyonun Türkiye’den daha düşük olduğunu belirten Özdağ; işsizlik, hayat pahalılığı, yatırımsızlık, sanayinin küçülmesi ve tarımın küçülmesini ekonominin temel gündemleri arasında sıraladı.
“Türkiye yönetilemiyor”
Özdağ, iktidarın ekonomik sorunlara karşı ortaya koyduğu planı da eleştirdi. Seçimlere gidilirken vatandaşlara sunulan tek şeyin köprülerin ve otoyolların satılması olduğunu savunan Özdağ, bunun sonrasında ne yapılacağının ortaya konulmadığını söyledi. Ekonomik sorunların devam ettiği süreçte bir fon krizinin de yaşandığını belirten Özdağ, yaklaşık 500 küçük yatırımcının uğradığı hırsızlık sonucunda 20 milyar dolara yakın ekonomik kayıp meydana geldiğini ileri sürdü. Bu kaybın 2001 krizindeki ekonomik kaybın yaklaşık beş katı olduğunu savunan Özdağ, daha ağır bir krizle karşı karşıya olunduğunu söyledi. Maliye Bakanı’nın 10 ay önce bu duruma dikkat çektiğini belirten Özdağ, “Neyi bekledi, bile bile neden ses çıkarmadın, göz yumdun?” ifadelerini kullandı. Özdağ, yaşanan gelişmeler üzerinden Türkiye’nin yönetilemediğini savundu.

“Millet sandıkta cevabını verecek”
16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin 22 bin lirayla geçinmenin hesabını sormaya hazırlandığını söyleyen Özdağ, 11 milyon asgari ücretlinin de aldığı maaş ve yaşadığı ekonomik sıkıntının hesabını sormaya hazırlandığını savundu. İktidarın Türk halkına yeni bir umut vaat edemediğini gördüğünü ve bu nedenle muhalefeti bölerek ve tutuklayarak sonuç almaya çalıştığını öne süren Özdağ, milletin buna izin vermeyeceğini söyledi. Özdağ, “Millet sandıkta görecek oyunu, verecek oyunu ve bu iktidarı devirecek” ifadelerini kullandı.
“Atatürk’ten taviz vererek Cumhuriyet savunulamaz”
Özdağ, Atatürk ve Cumhuriyet konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Atatürk’ten özür dilenerek veya Atatürk’ün adının silinmesiyle Cumhuriyet’in savunulamayacağını söyleyerken, Atatürk’ün devrim ve ilkelerinden taviz verilerek Cumhuriyet’in savunulamayacağını savundu. Zafer Partisi olarak bu anlayış doğrultusunda hareket ettiklerini belirten Özdağ, Atatürk’ü yalnızca belirli günlerde hatırlamadıklarını söyledi. Atatürk’ü Cumhuriyet’in ruhu olarak gördüğünü ifade eden Özdağ, Cumhuriyet’i ayakta tutmanın yolunun Atatürk’ten taviz vermemekten geçtiğini savundu.
“Siyasete girdiğim için hiç pişman olmadım”
Siyasete girdiği için pişman olup olmadığı yönündeki soruya da yanıt veren Özdağ, siyasete girdiği için hiç pişman olmadığını söyledi. Siyasetin içerisine doğduğunu belirterek, verdiği mücadelenin Atatürk’ün izinden gitmek olduğunu ve bundan gurur duyduğunu ifade etti.

Mansur Yavaş-Erdoğan görüşmesine ilişkin değerlendirme
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmeye ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, randevuyu Yavaş’ın istediğini söyledi. Daha önce de randevu taleplerinin bulunduğunu ve Ekrem İmamoğlu’nun da daha önce randevu istediğini ancak bu taleplerin karşılanmadığını belirten Özdağ, bu kez neden randevu verildiğini sorguladı. Özdağ, “Neden bu sefer randevu verildi, neden Mansur Yavaş Erdoğan’la değil de Erdoğan Mansur’la görüştü.” dedi.
“Atatürk’te anlaştığımız her partiyle iş birliğine hazırız”
Seçim döneminde milliyetçi partilerle ittifak yapıp yapmayacakları yönündeki soruyu da yanıtlayan Özdağ, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve Atatürk konusunda anlaştıkları her partiyle Zafer Partisi olarak iş birliğine hazır olduklarını söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Abdullah Öcalan arasındaki sürece gönderme yapan Özdağ, “Bahçeli’yle Öcalan yan yanalar” ifadelerini kullandı. Özdağ, buna karşılık " Bizde Müsavat Dervişoğlu ile yan yana kahve içebiliriz, ama Türk Kahvesi" dedi.

“Türkiye’de öğrenci olmak zor bir iş”
Özdağ, öğrencilerin yaşam koşullarına ilişkin soruya kendi öğrencilik yıllarından örnek vererek yanıt verdi. Almanya’da öğrencilik yaptığı dönemde İkinci Dünya Savaşı sırasında yapılmış eski bir yurtta kaldığını anlatan Özdağ, yurtta bir katta altı kişinin ortak mutfak ve banyoyu kullandığını, diğer tarafta ise sekiz kişinin aynı imkanları paylaştığını söyledi. Yurdun kız ve erkek öğrencilerin birlikte kaldığı bir yapı olduğunu belirten Özdağ, yeni yurtlarda odaların içerisinde mutfak ve banyo bulunmasını o dönemde imrendikleri bir imkan olarak gördüklerini anlattı. Türkiye’de üniversite öğrencilerinin bugün sekiz kişi aynı koğuşta kaldığını ve 4 bin lira burs aldığını söyleyen Özdağ, Türk gençlerinin Avrupa’daki gençleri kıskanacak koşullarda olmadığını savundu. “İtibardan tasarruf olmaz” denilerek saraylar inşa edildiğini, ancak öğrenciler için yeterli yurt yapılmadığını ve milyonlarca öğrencinin ev aramak zorunda bırakıldığını öne süren Özdağ, Türkiye’de öğrenci olmanın zor olduğunu ifade etti.
“A’dan Z’ye eğitim sistemini değiştirmeye hazırız”
Özdağ, yanlış yapılandırılan eğitim sisteminin gençlerin yıllarını ve paralarını tükettiğini söyledi. Mezuniyet sonrasında iş bulmalarına imkan sağlamayacak bölümlerin açıldığını savunan Özdağ, ilçelerde fakülteler açılarak öğrencilerin esnafa müşteri olmalarının ve ekonomiye katkı sağlamalarının hedeflendiğini ileri sürdü. Üniversitenin yalnızca bina ve öğretmenden oluşmadığını belirten Özdağ, üniversitenin kitap fuarı, sinema ve tiyatro salonları gibi unsurlarla çevresiyle birlikte anlam ifade ettiğini söyledi. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunan Özdağ, açık olan ancak ticari yapı gibi çalışan ve bilimsel yeterliliklerini yükseltmeyen üniversitelerin kapatılması gerektiğini ifade etti. Üniversite öğrencilerinin özel hayatlarının olması gerektiğini belirten Özdağ, üç kardeşin aynı odada kalmasının ardından üniversitede tanımadığı sekiz kişiyle aynı yerde yatmasının doğru olmadığını söyledi. Öğrencilerin yemek kalitesinin ve besin değerlerinin yükseltilmesinin kolay olduğunu belirterek, bunun için büyük paralar gerekmediğini ancak paraların başka alanlara harcandığını savundu. Zafer Partisi olarak eğitim sistemini A’dan Z’ye değiştirmeye hazır olduklarını belirten Özdağ, meslek liselerinin ve köy okullarının açılması, öğrencilerin 18 yaşına geldiğinde meslek okullarından mezun olarak iş hayatına başlayabilmesi gibi önerilerinin bulunduğunu söyledi.

“Gençler liyakatsizlik ve adaletsizlikten kaçıyor”
15 yaşındaki bir öğrencinin akranlarının çoğunun yurt dışına gitmek istediğini belirtmesi üzerine Özdağ, kendi öğrencilik döneminden örnek verdi. 18 yaşında yurt dışına gittiğini ve 21 yaşında Türkiye’ye döndüğünü anlatan Özdağ, yurt dışında geçirdiği yıllarda önemli bilgiler ve deneyimler kazandığını söyledi. Hayatın kendisine çok şey öğrettiğini belirten Özdağ, yurt dışına giderken makarna yapmayı bilmediğini, Türkiye’ye döndüğünde ise mantı kapattığını anlattı. Bugün Türk gençlerinin yurt dışına gitmek istemelerinin nedeninin kendi döneminden farklı olduğunu belirten Özdağ, gençlerin liyakatsizlik, adaletsizlik, baskı ve düzensizlikten kaçtığını savundu. Gençlerin ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar atamaların ve toplum içerisindeki konumlarının başarılarıyla bağlantılı olmayacağını düşündüklerini söyleyen Özdağ, Süleyman Demirel örneğini verdi. Demirel’in köyde doğduğunu, çobanlık yaptığını, devlet bursuyla eğitim aldığını, yurt dışına gönderildiğini ve daha sonra genel müdürlüğe kadar yükseldiğini belirten Özdağ, liyakatın önemine dikkat çekti.
Bugün ise bir kişinin AK Parti üyesi olmaması halinde benzer şekilde yükselmesinin mümkün olmadığını savunan Özdağ, “Harvard’dan mı mezunsun, İTÜ’den mi, yoksa Kartal İmam Hatip’ten mi mezunsun, mesele bu” ifadelerini kullandı. Liyakat olmayan yerde adaletin de olmayacağını savunarak gençlerin bu duruma tepki göstermesini yanlış bulmadığını söyledi.

“Yurt dışına gitseniz bile mücadeleden vazgeçmeyin”
Özdağ, yurt dışına gitmek isteyen gençlere de mesaj verdi. Gençlerin yurt dışında yaşamayı istemelerinin nedenlerini değerlendiren Özdağ, Atatürk sevgisinin yalnızca Türkiye’yi seven turistlerin yaklaşımı gibi olmadığını söyledi. Atatürk’ü sevmenin Cumhuriyet’in emanetine sahip çıkmak anlamına geldiğini belirterek, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ne atıfta bulundu. Özdağ, Türkiye’nin daha kötü durumda olması halinde dahi ülkede kalıp mücadele edilmesi ve Cumhuriyet’in savunulması gerektiğini söyledi. Gençlerin damarlarında Cumhuriyet için mücadele edecek gücün bulunduğunu ifade etti.
Söyleşinin ardından imza alanına geçen Özdağ, kitaplarını vatandaşlar için imzaladı ve fuara katılan vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.





