DÜNYA

Türkiye AB ile yeni stratejiye yöneldi: İkili ilişkiler öne çıkıyor

Avrupa Birliği üyelik sürecinde ilerleme sağlanamaması ve yeni savunma projelerinin dışında kalınması, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle doğrudan ilişkilerini güçlendirmesine neden oldu. Son dönemde savunmadan enerjiye kadar birçok alanda imzalanan anlaşmalar dikkat çekiyor.

Abone Ol

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile üyelik sürecinde yaşanan durgunluk ve birliğin yeni savunma girişimlerine dahil edilmemesi, dış politikada farklı bir yaklaşımı beraberinde getirdi. Ankara, son yıllarda Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkileri derinleştirerek savunma, ticaret, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini artırdı. AB ile kurumsal ilişkilerde beklenen ilerleme sağlanamazken, Türkiye'nin birçok Avrupa ülkesiyle doğrudan anlaşmalar imzalaması dikkat çekti. Uzmanlar ise bu iş birliklerinin fırsatlar kadar bazı riskleri de beraberinde getirdiğine işaret ediyor.

AB sürecinde ilerleme sağlanamadı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım müzakereleri uzun yıllardır fiilen ilerlemiyor. Kıbrıs meselesi, bazı üye ülkelerin itirazları ile demokrasi ve hukuk devleti konularındaki eleştiriler nedeniyle üyelik süreci 10 yılı aşkın süredir çıkmazda bulunuyor. Ankara ayrıca Avrupa Birliği'nin 150 milyar euroluk Avrupa İçin Güvenlik Girişimi (SAFE) programına katılmak için girişimlerde bulunsa da programa dahil edilmedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren açıklamaları da Ankara-Brüksel hattındaki güven sorununun sürdüğüne işaret etti.

Savunma sanayisinde Avrupa ile iş birlikleri arttı

AB ile kurumsal düzeyde yaşanan durgunluğa rağmen Türkiye, Avrupa ülkeleriyle savunma sanayisinde önemli anlaşmalara imza attı. İtalya, bu süreçte Türkiye'nin öne çıkan ortaklarından biri oldu. Baykar'ın İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace'i satın alması ve Leonardo ile hava sistemleri alanında ortaklık kurması savunma iş birliğinde yeni bir dönemin kapısını araladı. İspanya'nın TUSAŞ üretimi 30 Hürjet eğitim ve hafif taarruz uçağı satın alma kararı, ASELSAN'ın Polonya ile elektronik harp sistemi ihracat anlaşması ve ASFAT'ın Romanya'ya savaş gemisi satışı da Türkiye'nin Avrupa savunma pazarındaki varlığını güçlendiren gelişmeler arasında yer aldı. Türkiye ayrıca Finlandiya, Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile de savunma alanında çeşitli iş birlikleri geliştirdi. Almanya'nın İngiltere'nin Türkiye'ye Eurofighter Typhoon satışına yönelik vetosunu kaldırması da dikkat çeken adımlardan biri oldu.

Ticaret ve enerji alanında yeni ortaklıklar kuruldu

Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki iş birliği yalnızca savunma alanıyla sınırlı kalmadı. Son bir yılda ticaret, enerji ve ulaştırma başlıklarında da birçok anlaşma imzalandı. Macaristan ile enerji ve ulaştırmayı kapsayan 16 anlaşma yapılırken, Fransa 2027 yılına kadar Türkiye'ye ilave 5 milyar euroluk yatırım planını açıkladı. Türkiye ile Yunanistan arasında yatırım, deniz ticareti ve teknoloji alanlarında yeni anlaşmalar imzalanırken, Bulgaristan ile yeni bir gümrük kapısı açılması yönünde çalışmalar başlatıldı. İngiltere ile Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi imzalanırken, güncellenmiş Serbest Ticaret Anlaşması'nın da 2026'nın ikinci yarısında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Enerji alanında ise Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Macaristan'da petrol ve doğal gaz projelerine ortak olması şirketin Avrupa'daki ilk yatırımı oldu. Romanya ile imzalanan anlaşmayla da acil durumlarda Türkiye'den doğal gaz tedarikinin önü açıldı.

Uzmanlar: İlişkiler değerlerden çok çıkarlara dayanıyor

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin artık üyelik perspektifinden uzaklaşarak güvenlik ve jeopolitik çıkarlar ekseninde ilerlediğini belirtti. Ülgen,

"AB ile artık üyelik gibi geniş ve kural bazlı bir çerçeve yerine, daha çıkar odaklı olarak tanımlayabileceğimiz alanlarda ilişkinin derinleşmesi söz konusu. Bunların en başında jeopolitik konjonktürün zorladığı güvenlik alanı geliyor."

değerlendirmesinde bulundu. Oxford Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Başak Çalı ise AB'nin Türkiye ile ilişkilerinde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi değerlerin geri planda kaldığını ifade ederek,

"AB, Türkiye ile ilişkilerini göç kontrolü ile güvenlik ve enerji politikaları alanlarında kendi belirlediği stratejik öncelikleri üzerinden kuruyor."

dedi.

Gümrük Birliği uyarısı

Sinan Ülgen, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında ticaret hacmi büyüse de Gümrük Birliği'nin güncellenmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu söyledi. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemesi ve yeni ticaret kurallarının Türkiye açısından risk oluşturduğunu belirten Ülgen, mevcut ticari iş birliklerinin uzun vadede yeterli olmayabileceğini dile getirdi. SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ise Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 217 milyar euroyu aşarak rekor seviyeye ulaştığını hatırlattı. Yeşiltaş, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin hem Türkiye hem de Avrupa açısından önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.