İsrail merkezli i24 News'te yayımlanan bir analiz, Türkiye'nin bölgesel etkisini İsrail açısından bir tehdit unsuru olarak ele aldı. "Türkiye nasıl İsrail'in düşmanı oluyor?" sorusuyla yola çıkan yazıda, Ankara'nın son dönemde diplomasi, güvenlik ve ekonomi alanlarında attığı adımların Tel Aviv'in stratejik planlamasında giderek daha fazla ağırlık kazandığı öne sürüldü. Yazıya göre Gazze'de sürdürülen saldırılar nedeniyle iki ülke arasındaki diplomatik gerilim son yıllarda belirgin biçimde tırmandı. Analizin genel çerçevesi, Türkiye'nin artık İsrail için sadece bölgesel bir aktör değil, doğrudan hesaplaşılması gereken bir rakip haline geldiği fikrine dayanıyor.
Birinci hat: Filistin meselesi
Yazıda ilk cephe olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin konusundaki duruşu ve Türkiye'nin Gazze'ye yönelik politikaları öne çıkarıldı. İsrail basınına göre Ankara'nın bu konudaki tutumu Tel Aviv tarafından sürekli gözlem altında tutuluyor. Türkiye'nin Filistin meselesinde yürüttüğü diplomatik girişimlerin, yalnızca söylem düzeyinde kalmayıp bölgesel dengeleri de etkileyebilecek bir ağırlık taşıdığı vurgulandı. Ayrıca Ankara'nın İslam dünyasıyla geliştirdiği ilişkilerin ve artan nüfuzunun, İsrail tarafından stratejik açıdan endişe verici bir gelişme olarak okunduğu ifade edildi.
İkinci hat: Suriye'de rekabet
Analizde ikinci cephe olarak gösterilen Suriye, iki ülke arasındaki en hassas rekabet alanlarından biri olarak tanımlandı. Türkiye'nin Suriye'deki askeri konumlanması, güvenlik yaklaşımı ve sahadaki nüfuzunun İsrail tarafından yakından izlendiği belirtildi. Yazıya göre Ankara'nın bölgede kurduğu etki alanı, Tel Aviv'in güvenlik stratejisinde göz ardı edilemeyecek bir faktöre dönüştü. İki ülkenin Suriye'nin geleceğine dair birbirinden farklı vizyonlar taşıdığı, bu nedenle Türkiye'nin sahadaki her hareketinin İsrail tarafından titizlikle mercek altına alındığı öne sürüldü.
Üçüncü hat: Koridor rekabeti
Analizin en geniş bölümü ekonomik cepheye ayrıldı. ABD destekli Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesine değinilen yazıda, Türkiye'nin buna karşılık kendi alternatif ticaret ve ulaştırma güzergâhlarını geliştirmeye çalıştığı aktarıldı. İsrail basını, Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde Avrupa, Asya ve Orta Doğu'yu birbirine bağlayan kilit bir geçiş noktası olma özelliğini koruduğunu kabul etti. Ankara'nın geliştirdiği alternatif koridorların bölgesel ticaret dengelerini değiştirebilecek bir potansiyel taşıdığı, bu nedenle bu rekabetin önümüzdeki dönemde enerji ve lojistik alanında en kritik başlıklardan biri olacağı ifade edildi. Yazıda ayrıca Türkiye'nin Irak ve Suriye üzerinden geliştirmek istediği ulaştırma hatları ile Körfez ülkeleriyle sürdürdüğü diplomatik temasların da Tel Aviv tarafından dikkatle takip edildiği kaydedildi.
"Hesaplar yeniden yapılıyor"
Analiz, Türkiye'nin bölgesel etkisinin İsrail açısından yalnızca diplomatik bir başlık olmadığını, güvenlikten ekonomiye uzanan geniş bir çerçevede değerlendirildiğini vurgulayarak sona erdi. Yazıda Ankara'nın attığı adımların Tel Aviv tarafından çok yönlü biçimde izlendiği belirtilirken, bu takibe dair "Her adımlarını yakından izliyoruz" ifadesi kullanıldı. İsrail basınına göre Türkiye'nin bölgesel rolü, Orta Doğu'daki güç dengelerini doğrudan etkileyen bir gerçekliğe dönüşmüş durumda ve bu durum Tel Aviv'de yerleşik pek çok stratejik varsayımın yeniden gözden geçirilmesine yol açıyor.




