ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Rusya’ya yönelik yaptırımların sürdüğü bir dönemde Rus dizel yakıtının uluslararası piyasalara sunulmasına olanak tanıyan geçici bir lisans çıkardı. Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temasların devam ettiği sırada alınan karar, Rusya’nın enerji gelirlerine katkı sağlayabileceği gerekçesiyle Kiev yönetimi ve bazı Avrupalı müttefiklerin tepkisine neden oldu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından duyurduğu adımın enerji fiyatlarını düşürmeye yardımcı olacağını savunurken, kararın ekonomik ve siyasi sonuçları tartışılmaya başlandı. ABD Hazine Bakanlığı, 9 Ekim’de yayımlanan genel lisansla tankerlerle taşınan Rus dizelinin belirli koşullar altında 7 Nisan 2027’ye kadar uluslararası piyasalara sunulmasına izin verdi. Rus hükümetinin açıklamasına göre ihracat yasağı kısmen gevşetilirken, ilk aşamada 500 bin ton dizel yakıtın sevkiyatının önü açıldı. Trump ise farklı aşamalarda 300 bin tonun üzerinde, ardından 500 bin ton ve 1 milyon tonluk ek tedarik yapılabileceğini belirtti. Açıklanan miktarlar planlanan sevkiyatları ifade ederken, fiilen gerçekleşecek ihracatın boyutunun piyasa koşullarına ve rafinerilerin kapasitesine bağlı olacağı değerlendiriliyor.

Rusya yaptırım istisnasından nasıl yararlanabilir?

Rus dizelinin uluslararası piyasalara sunulmasına izin verilmesi, Moskova’nın enerji gelirleri üzerindeki olası etkileri nedeniyle gündeme geldi. St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora yapan ve Rusya üzerine araştırmalar yürüten Buğra Bekir Işılak, kararın Rusya’ya yönelik yaptırımların bütünüyle kaldırılması anlamına gelmediğini, ancak enerji ticaretinde önemli bir istisna oluşturduğunu belirtti. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi’nin (OFAC) yayımladığı 135 numaralı genel lisansa işaret eden Işılak, düzenlemenin Rus dizelinin satışı, taşınması ve ithalatıyla bağlantılı belirli işlemlere 7 Nisan 2027’ye kadar izin verdiğini söyledi. Sevkiyat miktarlarının henüz gerçekleşmiş ihracat olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Işılak, Rusya’nın elde edebileceği gelirin teslimat miktarına, satış fiyatlarına ve vergilendirmeye bağlı olduğunu ifade etti. Işılak, Rusya’nın sağlayabileceği ekonomik katkıya ilişkin, “Rusya açısından bu yeni ihracat geliri ve döviz girdisi anlamına gelebilir. Enerji sektörünün Rus ekonomisi ve kamu maliyesindeki ağırlığı düşünüldüğünde, gelirlerin vergiler aracılığıyla bütçeye katkı sağlaması mümkün. Ancak tamamını doğrudan savaş finansmanı olarak değerlendirmek doğru olmaz” değerlendirmesinde bulundu. Işılak’a göre kararın önemi, kısa vadede sağlanabilecek gelirden çok Batı’nın yaptırım politikasının geleceğine ilişkin oluşturduğu mesajda yatıyor. Rusya’nın Batı pazarlarına erişiminin yeniden mümkün hâle gelmesi, Moskova açısından yaptırımların değişmez bir engel olmaktan çıkabileceği yönünde bir algı yaratabilir. Işılak, yaptırımların etkisinin yalnızca Rusya’nın kaybettiği gelir üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, enerji ticaretinde açılan istisnaların Moskova’nın pazarlık gücüne de etki edebileceğini söyledi. Rus dizeli için getirilen düzenlemenin başka enerji ürünlerine de yayılması hâlinde daha kapsamlı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Kararın ardından Moskova Borsası ve RTS endekslerinde yüzde 3,3 yükseliş yaşandığı bildirildi.

Trump’ın Ukrayna politikasında ekonomik çıkarlar öne çıkıyor

Rus dizeli anlaşması, Washington ile Kiev arasındaki görüş ayrılıklarının belirginleştiği bir dönemde duyuruldu. Trump’ın Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını durdurması gerektiğini savunması ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye yönelik eleştirileri, ABD yönetiminin savaşı sona erdirmek amacıyla Kiev üzerindeki baskıyı artırdığı yorumlarına yol açtı. Axios’a konuşan ABD’li bir yetkiliye göre Trump, Zelenski’nin Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması yönündeki taleplere uymamasının ardından Putin ile anlaşma kararı aldı. Washington, Ukrayna’nın saldırılarının Rusya’daki yakıt tedarikini aksattığını ve enerji fiyatları üzerindeki baskıyı artırdığını savunuyor. Işılak, Trump’ın yaklaşımının önceki ABD yönetimlerinden farklılaştığını belirterek, eski Başkan Joe Biden döneminde Ukrayna’ya verilen desteğin daha çok Rusya’nın askerî ilerleyişini durdurmak ve Avrupa güvenliğini korumak üzerinden ele alındığını söyledi. Trump’ın ise Amerikan çıkarlarını, ekonomik maliyetleri ve hızlı sonuç alınabilecek pazarlıkları daha fazla öne çıkardığını ifade etti. Bu yaklaşımın Kiev’e verilen mesajı değiştirdiğini belirten Işılak, Washington’ın Ukrayna’ya desteği sürdürse bile bunun ABD ekonomisi açısından sınırsız bir maliyet oluşturmasını istemediğini dile getirdi. Küresel enerji piyasalarındaki sıkışıklığın da bu tercihte etkili olabileceğini kaydeden Işılak, Ukrayna’nın Rus rafinerilerini hedef alarak Moskova’nın enerji gelirlerini azaltma stratejisi ile Trump yönetiminin yakıt fiyatlarını düşürme hedefinin karşı karşıya geldiğini belirtti. Işılak, bu durumu “Kiev’in savaş hesabıyla Trump’ın seçim hesabı aynı noktada karşı karşıya geliyor” sözleriyle değerlendirdi. Trump’ın Ukrayna’da seçim yapılması yönündeki çağrısının da siyasi baskı bağlamında ele alınması gerektiğini belirten Işılak, Zelenski’nin Rusya’nın 60 günlük kapsamlı ateşkesi kabul etmesi hâlinde seçim düzenlemeye hazır olduğunu açıkladığını hatırlattı. Ancak güvenlik koşullarının seçim sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Işılak, ABD’nin tutumunu yalnızca Rusya’nın tarafına geçmek şeklinde yorumlamanın doğru olmayacağını söyledi. Işılak’a göre Washington, Kiev üzerindeki etkisini savaşı kendi siyasi ve ekonomik önceliklerine uygun biçimde sona erdirmek için kullanmaya çalışıyor. Ancak Ukrayna’yı müzakere masasına yönlendirmek ile Kiev’in müzakere gücünü zayıflatmak arasındaki sınırın belirsizliği, sürecin temel tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Bengal kaplanının saldırdığı kişi yaşamını yitirdi
Bengal kaplanının saldırdığı kişi yaşamını yitirdi
İçeriği Görüntüle

Enerji ateşkesi açıklamasından sonra Harkiv saldırısı

Rus dizeli anlaşmasına ilişkin tartışmalar sürerken Trump, Rusya ile Ukrayna’nın enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması konusunda uzlaştığını açıkladı. Ancak bu duyurunun ardından Ukrayna’nın ikinci büyük kenti Harkiv’de önemli bir enerji tesisinin hedef alındığı bildirildi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, tesisin güdümlü bombalar ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu açıkladı. Saldırının zamanlamasına dikkat çeken Zelenski, bunun ABD Başkanı’nın enerji ateşkesine ilişkin açıklamasından sonra gerçekleştiğini belirtti. Ukraynalı yetkililerin açıklamalarına göre Harkiv’deki saldırılarda en az üç sivil hayatını kaybetti. Trump, tarafların birbirlerinin enerji altyapılarını hedef almaması konusunda anlaştığını ileri sürerken, Moskova’dan anlaşmanın kapsamı ve yürürlüğe giriş tarihi hakkında net bir açıklama gelmedi. Zelenski de duyurunun kendisi açısından yeni bir gelişme olduğunu belirterek ateşkesin ne zaman başlayacağının açıklanmasını istedi ve Ukrayna’nın böyle bir düzenlemeyi kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. Işılak, enerji ateşkesi konusunda yapılan açıklamalarla tarafların üzerinde uzlaştığı ve sahada uygulanan bir anlaşmanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Enerji altyapılarının savaşın önemli cephelerinden biri olduğunu belirten Işılak, Rusya’nın Ukrayna’daki enerji tesislerine yönelik saldırıları ile Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarının taraflar açısından farklı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Işılak’a göre Ukrayna açısından enerji altyapısının korunması, özellikle kış aylarında elektrik, su ve ısıtma hizmetlerinin devamlılığı bakımından önem taşıyor. Rusya açısından ise rafinerilere yönelik saldırıların durması, enerji üretimi ve ihracatı üzerindeki baskıyı azaltabilir. Bu nedenle aynı düzenleme, Ukrayna’da enerji kesintisi riskini düşürürken Rusya’nın enerji gelirlerini korumasına da katkı sağlayabilir. Trump yönetiminin enerji ateşkesi girişiminin diplomatik boyutunun yanı sıra ekonomik bir hedef taşıyabileceğini belirten Işılak, küresel arz üzerindeki baskının dizel piyasasını daha da sıkıştırabileceğine işaret etti. Rus rafinerilerine yönelik saldırıların durmasının, Washington açısından enerji fiyatlarını kontrol altında tutma çabasının da bir parçası olabileceğini değerlendirdi.

Zelenski’den Patriot hava savunma sistemi talebi

Enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması, Ukrayna açısından özellikle kış aylarında elektrik, su ve ısıtma hizmetlerinin korunması bakımından önem taşıyor. Kiev yönetimi, enerji tesislerinin korunmasının yanı sıra Rus saldırılarına karşı hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesini talep ediyor. Zelenski, Ukrayna’nın Rusya’nın yüksek hızlı balistik ve hipersonik füzelerine karşı savunma yapabilmesi için Patriot hava savunma sistemlerine ihtiyaç duyduğunu yineledi. Ukrayna yönetimi, uluslararası müttefiklerinden savunma desteğinin sürdürülmesini ve kış aylarında enerji altyapısının korunmasına yönelik adımların artırılmasını istiyor. Işılak, enerji ateşkesinin kalıcı barış anlamına gelmediğini belirterek anlaşmanın kapsamının ve ihlal durumunda izlenecek yöntemin netleştirilmesi gerektiğini söyledi. Cephedeki askerî faaliyetlerin, toprak kontrolü ve güvenlik gibi temel anlaşmazlıkların devam ettiğini vurgulayan Işılak, hangi tesislerin anlaşma kapsamında olduğunun ve ihlallerin nasıl tespit edileceğinin açıklığa kavuşturulmasının önemine dikkat çekti. Işılak, sınırlı bir anlaşmanın daha geniş kapsamlı müzakereler için zemin oluşturabileceğini ancak bunun sahadaki uygulamaya bağlı olduğunu belirterek, ateşkesin başarısının açıklamaların kapsamından çok ne kadar süre uygulanabildiğiyle ölçüleceğini ifade etti.

Enerji piyasalarında belirsizlik devam ediyor

Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar, küresel enerji arzına ilişkin belirsizlikleri artırırken Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) üye ülkelere acil durum dizel stoklarının serbest bırakılması ve mevcut rezervlerin kullanımını hızlandırma çağrısında bulunduğu aktarıldı. Trump yönetimi, Rus dizelinin uluslararası piyasalara sunulmasıyla enerji fiyatlarını düşürmeyi hedeflediğini savunurken, Ukrayna ve bazı Avrupalı müttefikler bu adımın Moskova’ya ekonomik avantaj sağlayabileceği görüşünde. ABD’de kararın hukuki boyutuna ilişkin tartışmalar da sürerken, Rusya’ya yönelik yaptırımların geleceği Batı’nın ortak politikası açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Harkiv’de enerji tesisinin hedef alındığı bildirilen saldırı ise enerji ateşkesinin sahada uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Ateşkesin başlangıç tarihi ve koşulları netleşmeden yaşanan saldırı, Moskova ile Kiev arasındaki güvensizliğin sürdüğünü gösteren gelişmelerden biri oldu. Önümüzdeki dönemde Rus dizeli anlaşmasının ekonomik etkileri, ABD ile Avrupa arasındaki politika farklılıkları ve enerji altyapılarını korumaya yönelik olası düzenlemeler, savaşın diplomatik ve ekonomik boyutunu şekillendiren temel başlıklar arasında yer alacak.

Kaynak: Hürriyet