Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu tür şikâyetlerde nedenin doğru şekilde belirlenmesi için “yorgunluk haritası” adı verilen bütüncül bir değerlendirme sürecinin uygulandığını belirtti.

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Sürekli yorgunum diyen biri geldiğinde ilk adım nedenin haritasını çıkarmaktır. Ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu-durum, kaygı düzeyi, uyku, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerini tespit etmektir” diyerek sürecin temelini anlattı. Bu değerlendirme doğrultusunda, bireye özel üç aşamalı bir tedavi planı oluşturulduğunu ifade etti.

Modern yaşamın yüksek temposu, artan sorumluluklar ve dijital dünyanın kesintisiz uyarıları, “bitmeyen yorgunluk” hissini giderek yaygınlaştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir hastalık saptanmayan durumlarda bu yorgunluğun çoğu zaman ruhsal nedenlerle ilişkili olduğunu ve doğru analiz edilmediğinde kişinin sosyal yaşamdan uzaklaşarak mutsuzluk ve çökkünlüğü kalıcı hale getirebildiğini belirtti.

Uykusuzluk ruh sağlığını derinden etkiliyor

Uykusuzluğun depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar” dedi. Dijital ekranlarla iç içe bir yaşam tarzının kaliteli uykuyu zorlaştırdığını vurgulayan Yaşar, “Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi” ifadelerini kullandı.

Sessiz ilerliyor, önlenebiliyor: Serviks kanserinde kritik uyarı
Sessiz ilerliyor, önlenebiliyor: Serviks kanserinde kritik uyarı
İçeriği Görüntüle

Uykunun beynin duygusal düzenleme, öğrenme ve toksinlerden arınma süreçleri için kritik olduğuna işaret eden Yaşar, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve karar verme becerilerini olumsuz etkileyerek kişide “beyin sisi” hissine yol açtığını belirtti. Ayrıca, “Kalitesiz veya yetersiz uyku, kişinin daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur” dedi.

Uykusuzluğun duygusal dengeyi de bozduğunu vurgulayan Yaşar, “Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar” şeklinde konuştu. Kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Yaşar, “Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır” uyarısında bulundu.

Depresyon ile tükenmişlik arasındaki çizgi bulanıklaşıyor

Depresyon ve tükenmişlik sendromu arasındaki ayrımın giderek zorlaştığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu iki durumun sıklıkla bir arada görülebildiğini söyledi. Tükenmişliğin çoğunlukla işle ilişkili olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini belirten Yaşar, yorgunluk ve isteksizliğin hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren çökkünlük, dikkat dağınıklığı ve işlev kaybının ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kronik kaygının bedensel ve zihinsel pek çok belirtiye yol açtığını aktaran Yaşar; kas gerginliği, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, sindirim sorunları ve konsantrasyon güçlüğünün bu tabloya eşlik edebileceğini söyledi. Modern iş yaşamındaki yüksek beklentiler, belirsiz roller ve iş-özel yaşam sınırlarının kaybolmasının hem yetişkinlerde hem de gençlerde duygusal tükenmeyi artırdığını dile getirdi. Gençler üzerindeki sınav, kariyer ve sosyal medya baskısının da zihinsel yorgunluğu derinleştirdiğini ifade etti.

Tedavide ilk adım: Yorgunluğun nedenini belirlemek

“Sürekli yorgunum” şikâyetiyle başvuran kişilerde ilk yapılması gerekenin, yorgunluğun nedenlerini kapsamlı biçimde ortaya koymak olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, psikiyatrik değerlendirme sürecinde duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, stres kaynakları ve travma öyküsünün ayrıntılı şekilde ele alındığını söyledi. Anemi, tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri gibi tıbbi nedenlerin de mutlaka dışlanması gerektiğini vurguladı.

Tedavi sürecinde stresle baş etme, duygusal düzenleme ve sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesinin temel olduğunu belirten Yaşar, uyku hijyeni, dijital detoks ve düzenli fiziksel aktivitenin zihinsel tükenmişliği azaltmada etkili olduğunu ifade etti. Depresyon, anksiyete, panik atak ve benzeri durumların eşlik etmesi halinde ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını söyledi.

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin kaygı döngüsünü azaltmada önemli rol oynadığını, sosyal temasın, öz-şefkat pratiğinin ve değer temelli yaşamın ruhsal dayanıklılığı artırdığını belirterek, sınır koyma becerisi ve dijital uyaranların sınırlandırılmasının kronik yorgunlukla mücadelede bilimsel olarak etkili yöntemler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA