Ortadoğu’da süren çatışmalar, en ağır bedeli yine çocuklara ödetiyor. UNICEF verilerine göre savaşın ilk ayında yüzlerce çocuk hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı. Hayatta kalanlar ise her gün bombalar, sirenler ve belirsizlik içinde büyümeye çalışıyor. ABD ve İsrail’in İran’la savaşının ilk gününde yaşananlar, bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Okula gitmek için hazırlanan küçük Michael, evden çıkmadan önce annesinden kendisine el sallarken bir fotoğraf çekmesini istedi. Annesi o anı bir vedaya dönüşeceğini bilmiyordu. Michael aynı gün, Minab kentindeki Şacereh Tayyibe İlkokulu’na düzenlenen füze saldırısında hayatını kaybetti.

Bir vedaya dönüşen sabah

Michael’ın annesi, oğlunun son gecesini ve son sözlerini anlatırken yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: “Yemeğini iştahla yedi ve ‘Anne, senin yemeğin cennet gibi’ dedi. Daha önce hiç böyle söylememişti. İçime bir sıkıntı çöktü.” Annesine göre Michael, isminin anlamı olan “Allah’ın meleği” ifadesini sık sık hatırlatıyor ve başkaları için dua etmek istediğini söylüyordu. O sabah çekilen fotoğraf ise artık bir hatıra, bir vedanın son karesi olarak kaldı.

Çocuklar için savaşın bilançosu ağır

UNICEF raporuna göre çatışmalar sadece can kayıplarına yol açmıyor; aynı zamanda çocukların yaşam alanlarını da yok ediyor. Okullar, hastaneler, su ve altyapı sistemleri ağır hasar alırken milyonlarca çocuk yerinden ediliyor. Bölgede 1,2 milyondan fazla çocuğun bombardımanlar ve tahliyeler nedeniyle evini terk etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Gazze ve Batı Şeria’da devam eden şiddet olaylarında da çok sayıda çocuk hayatını kaybetti ya da yaralandı.

Korkunç sesli bir canavar gibi

Lübnanlı 12 yaşındaki Kasım da savaşın ortasında büyüyen çocuklardan biri. Evleri bombalandıktan sonra ailesiyle birlikte sığınacak yer arayan Kasım, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Bombardıman başladığında bunun bir rüya olmasını diliyorum. Gece annemin yanına gidip onunla uyuyorum. Bana sarılıyor ama elinin titrediğini hissediyorum. Onun da korktuğunu biliyorum.”

Kasım, bombardıman seslerini “korkunç sesli bir canavar” olarak tanımlıyor. Artık uçakların sesinden hangi saldırının geleceğini tahmin etmeyi öğrendiğini söylüyor. Ancak onun asıl isteği çok daha basit:

Trump: İran ile anlaşma sağlanana dek Hürmüz ablukasını kaldırmayacağız
Trump: İran ile anlaşma sağlanana dek Hürmüz ablukasını kaldırmayacağız
İçeriği Görüntüle

“Bombalardan değil, sınavlardan korkmak istiyorum. Uçakları değil, meyveleri ayırt etmek istiyorum.”

Okul, oyun ve çocukluk yarım kaldı

Savaş, çocukların eğitim hayatını da derinden etkiliyor. Okulların sık sık kapandığını söyleyen Kasım, derslere odaklanamadığını ve dışarı çıkmaktan korktuğunu ifade ediyor:

“Futbol oynamayı çok seviyorum ama artık dışarı çıkmaya korkuyorum. Döndüğümde ailemi bulamayabilirim diye düşünüyorum.”

Çocuklar için oyun alanları, artık tehlike bölgelerine dönüşmüş durumda. Günlük hayat ise siren sesleri ve kaçışlarla şekilleniyor.

Çadırlarda yaşam mücadelesi

Özellikle Gazze Şeridi’nde yaşayan çocukların durumu daha da ağır. Ateşkese rağmen binlerce çocuk, temel ihtiyaçlardan yoksun şekilde çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Yasmin adlı bir anne, bir aylık bebeğinin yaşadığı korkunç anları şöyle anlatıyor:

“Fırtınalı bir geceydi. Çadıra giren kemirgenler bebeğimi ısırdı. Onu kanlar içinde buldum. Hastaneye götürdük ama imkânlar çok sınırlıydı. Bir mucize eseri hayatta kaldı.”

Bu koşullar, savaşın sadece bombalarla değil, yaşam şartlarıyla da çocukları tehdit ettiğini gözler önüne seriyor.

Görünmeyen yaralar: Psikolojik etkiler

Uzmanlara göre fiziksel olarak zarar görmeyen çocuklar bile uzun vadeli etkilerle karşı karşıya. Sürekli şiddete maruz kalmak, çocukların beyin gelişimini ve ruh sağlığını kalıcı şekilde etkileyebiliyor. Katar’da yaşayan bir aile, küçük çocuklarını korumak için patlama seslerini “fırtına” olarak anlatmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Ancak gerçekler er ya da geç ortaya çıkıyor. Ebeveynler, çocuklarını korumak için çabalasa da savaşın yarattığı korku duygusu tamamen engellenemiyor.

Savaşın ortasında kaybolan hayatlar

Savaşta hayatını kaybeden çocuklar arasında İsrail’de bir saldırıda ölen üç kardeş de bulunuyor. Ailelerinin anlattıkları, savaşın geride bıraktığı yıkımı gözler önüne seriyor. Bir baba, saldırı sonrası yaşadıklarını “Bir gün birden bire ailenin yarısı yok oldu” sözleriyle anlatıyor.

Çocukların ortak dileği: Barış

Farklı ülkelerde, farklı şehirlerde yaşayan çocukların dileği ise aynı: Güvende olmak, okula gidebilmek, oyun oynayabilmek ve çocukluklarını yaşayabilmek. Savaşın ortasında büyüyen çocuklar için en basit hayaller bile artık birer lüks haline gelmiş durumda. Onların sesi ise tek bir cümlede birleşiyor:

“Bombalardan değil, sınavlardan korkmak istiyoruz.”

Kaynak: BBC