Son dönemde hem Türkiye’de hem dünyada artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle bilgisayar oyunları ve dijital platformlarda yer alan yoğun şiddet içeriklerinin çocuk ve gençlerin psikolojik gelişimi üzerinde önemli etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu etkinin tek başına belirleyici olmadığını ancak bazı risk faktörleriyle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Şiddet içerikleri riskli bireylerde etkili oluyor
Dr. Mehmet Yavuz, özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik eğilimlere sahip bireylerde sanal şiddetin daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bu tür bireylerin, dijital ortamda tekrar eden şiddet eylemlerini zamanla gerçek hayata taşıyabildiğini vurgulayan Yavuz, alkol ve uyuşturucu kullanımının da bu süreci daha da ağırlaştırdığını söyledi. Uzman isim, bu durumun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir risk oluşturduğunu dile getirdi.

Dopamin döngüsü ve bağımlılık riski
Dijital oyunların temelinde yer alan ödül mekanizmasının beyin üzerinde güçlü etkiler yarattığını belirten Yavuz, dopamin sistemine dikkat çekti. Sürekli ödül alma hissinin zamanla tolerans geliştirdiğini ifade eden Yavuz, “Kişi bir süre sonra aynı hazla yetinemez ve daha fazlasını ister. Bu da bağımlılık riskini artırır” dedi. Özellikle aksiyon ve rekabet içeren oyunlarda bu döngünün daha hızlı çalıştığını belirten uzman, çocukların sınırlarının doğru çizilmesi gerektiğini vurguladı.
Yalnızlaşma ve sosyal kopuş tehlikesi
Günümüzde giderek yaygınlaşan “ev genci” olgusuna da dikkat çeken Yavuz, gençlerin sosyal ilişkilerden uzaklaşarak zamanlarının büyük bölümünü dijital ortamda geçirdiğini söyledi. Bu durumun uzun vadede yalnızlaşma, empati eksikliği ve toplumsal kopuş gibi sorunlara yol açabileceğini belirtti. Uzmanlara göre, sosyal izolasyon arttıkça bireylerin gerçeklik algısı da zayıflayabiliyor.
Akademik başarı ve bilişsel süreçler etkileniyor
Aşırı dijital maruziyetin sadece davranışsal değil bilişsel etkileri de olduğunu belirten Yavuz, hızlı uyarana alışan beynin derin düşünme yetisini kaybedebileceğini ifade etti. Bu durumun dikkat dağınıklığına, yüzeysel düşünmeye ve akademik başarıda düşüşe neden olabileceğini söyledi. Ayrıca dopaminle birlikte salgılanan endorfinin de zamanla bağımlılık oluşturabileceğini ve bireyin daha yüksek düzeyde uyarana ihtiyaç duyabileceğini ekledi.
Ailelere kritik rol düşüyor
Uzmanlar, tüm bu risklere karşı en önemli sorumluluğun ailelerde olduğunu vurguluyor. Çocuklara sınır koymanın, gerektiğinde “hayır” diyebilmenin ve onlara bir hedef sunmanın büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Yavuz, “Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde yönsüz kalan bir çocuk, savrulmaya daha açık hale gelir” dedi. Dijital dünyanın tamamen yasaklanmasının çözüm olmadığını belirten uzmanlar, kontrollü kullanım, açık iletişim ve bilinçli yönlendirme ile çocukların daha sağlıklı bir gelişim süreci geçirebileceğini ifade ediyor.




