SİYASET

Mekke Savunma Anlaşması ne anlama geliyor: Türkiye neden anlaşmaya dahil oldu?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden gündeme taşıdı. Ankara, anlaşmanın NATO üyeliğine alternatif olmadığını ve Türkiye’yi bölgesel çatışmaların içine çekmeyeceğini vurgularken, yeni iş birliğinin savunma sanayisinden enerji güvenliğine kadar geniş bir alanda etkili olması bekleniyor.

Abone Ol

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, Ankara’nın uzun süredir üzerinde durduğu bölgesel sahiplenme anlayışının somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Üç ülkenin son dönemde ikili ilişkiler kapsamında geliştirdiği askeri ve savunma iş birlikleri, bu anlaşmayla birlikte üçlü bir güvenlik mekanizmasına taşınmış oldu. Anlaşma, bölgedeki diğer ülkelerin katılımına da açık tutulurken, son dönemde gerçekleştirilen toplantılara Mısır da katılmış ancak Kahire yönetimi anlaşmanın tarafları arasında yer almamıştı.

Anlaşmanın en dikkat çeken maddesi: Ortak savunma

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın en önemli başlıklarından biri, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğer ülkelere de yapılmış kabul edilmesini öngören karşılıklı savunma mekanizması oldu. Ankara, bu düzenlemenin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa ve ortak savunma hakkıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde, düzenlemenin söz konusu savunma hakkını teyit ettiğini ifade etti. Anlaşmanın bu yönü, NATO’nun temel prensiplerinden biri olan kolektif savunma anlayışıyla benzerlik taşıyor. NATO’nun 1949’da kurulmasının ardından Türkiye de 1952 yılında ittifaka katılmıştı. Ancak Ankara, Mekke Anlaşması ile NATO üyeliğinin birbirinin alternatifi olmadığının özellikle altını çiziyor.

Türkiye NATO’dan uzaklaşmıyor

Türk yetkililer, Türkiye’nin NATO üyeliği ile bölgesel savunma ortaklıklarının birbirine alternatif olmadığını, aksine güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar olduğunu belirtiyor. Ankara, NATO misyonları kapsamında görevlerin sürdüğünü ve ittifak üyeleriyle üst düzey temasların devam ettiğini vurguluyor. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de anlaşmaya ilişkin açıklamasında benzer bir değerlendirmede bulundu. Açıklamada, anlaşmanın Türkiye’nin NATO dahil mevcut uluslararası müttefiklik taahhütleriyle çelişmediği ve bölgesel güvenliği destekleyen tamamlayıcı bir iş birliği mekanizması olduğu belirtildi. Böylece Ankara, yeni savunma anlaşmasının Türkiye’nin Batı ittifakı içerisindeki konumunda bir değişiklik anlamına gelmediği mesajını verdi.

“Üçüncü bir ülkeyi hedef almıyor”

Ankara’nın üzerinde durduğu bir diğer başlık ise anlaşmanın herhangi bir üçüncü ülkeye karşı oluşturulmadığı yönünde. Türk yetkililer, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın saldırgan bir askeri cephe veya herhangi bir ülkeyi çevreleme girişimi olmadığını, temel amacın bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin güçlendirilmesi olduğunu belirtiyor. Bu açıklamalarda doğrudan isim verilmese de Türkiye ile İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle yaşanan gerilim dikkate alındığında, “üçüncü bir ülkeyi hedef almama” vurgusunun özellikle önem taşıdığı değerlendiriliyor. Ankara, anlaşmanın savunma odaklı olduğunu ve terörsüz bölge hedefi de dahil olmak üzere bölgesel istikrara katkı sağlamasının amaçlandığını ifade ediyor.

Türkiye bölgesel çatışmalara dahil olacak mı?

Anlaşmanın ardından en fazla merak edilen konulardan biri, Türkiye’nin Pakistan-Hindistan gerilimi, Suudi Arabistan’ın bölgedeki çatışmaları veya İran ile yaşanan gerilimler gibi krizlerde askeri olarak devreye girip girmeyeceği oldu. Türk kaynaklar ise anlaşmanın Türkiye’nin başka çatışmalara sürükleneceği anlamına gelmediğini belirtiyor. Ankara’ya göre Türkiye, bölgesel etkisini ve deneyimini Pakistan ve Suudi Arabistan gibi güçlü aktörlerle bir araya getirerek güvenlik alanındaki iş birliği seçeneklerini çeşitlendiriyor. Türk kaynaklar, “Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir” değerlendirmesinde bulunurken, kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararlarının Türkiye’nin anayasal düzeni ve ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacağını vurguluyor.

Savunma sanayisinde yeni iş birlikleri

Mekke Anlaşması yalnızca karşılıklı savunma taahhüdüyle sınırlı değil. Düzenlemenin Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin geliştirilmesine ve üç ülkenin askeri unsurlarının birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına da zemin hazırlaması bekleniyor. Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde elde ettiği teknolojik kapasite, Pakistan’ın askeri tecrübesi ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki stratejik konumu düşünüldüğünde, üçlü mekanizmanın savunma alanındaki ortak projeler açısından da yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı ve enerji güvenliği de gündemde

Ankara’ya göre anlaşmanın bölgesel güvenliğin yanı sıra küresel deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından da sonuçları olabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimlerin sürdüğü bir dönemde, bölgedeki deniz yollarının güvenliğinin korunması Türkiye açısından stratejik önem taşıyor. Türkiye, Hürmüz Boğazı’nın sivil ve ticari gemilerin geçişine açık tutulması ve seyrüsefer güvenliğinin korunması çağrısını uzun süredir sürdürüyor. Ankara ayrıca çatışmaların sona ermesinin ardından boğazın mayınlardan temizlenmesi çalışmalarına katkı sunmaya hazır olduğunu da daha önce açıklamıştı.

Bölgenin güvenlik mimarisi değişiyor

Türk kaynaklar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı bölge ve İslam dünyası açısından “tarihi” bir adım olarak nitelendiriyor. Ankara’nın değerlendirmesine göre Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin kurumsallaşması bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesine katkı sağlayabilir. Ancak anlaşmanın önümüzdeki dönemde nasıl işleyeceği, özellikle taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde ortak savunma mekanizmasının nasıl uygulanacağı kritik önem taşıyor. Türkiye açısından ise temel soru, yeni bölgesel ortaklığın NATO üyeliğiyle nasıl dengeleneceği ve Ankara’nın farklı krizlerde askeri angajmanını hangi sınırlar içerisinde tutacağı olacak. Mekke Ortak Savunma Anlaşması bu yönüyle yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliğini değil, Türkiye’nin Orta Doğu ve Güney Asya’daki güvenlik politikalarının geleceğini de yakından ilgilendiren yeni bir dönemin kapısını aralıyor.