Avrupa Birliği'nde tüketicilerin çevresel iddialarla yanıltılmasının önüne geçilmesi amacıyla hazırlanan yeni düzenleme 27 Eylül 2026'da yürürlüğe giriyor. 2024/825 sayılı direktif kapsamında, ürün ambalajlarında "çevre dostu", "ekolojik", "iklim nötr" ve benzeri ifadelerin doğrulanabilir bir kanıta dayanmadan kullanılması yasaklanacak. Düzenleme yalnızca ambalajları değil, reklamları, internet üzerindeki satış sayfalarını ve diğer ticari iletişim kanallarını da kapsayacak.

Türkiye 2026'nın ilk 8 ayında en sıcak 14 dönem arasına girdi
Türkiye 2026'nın ilk 8 ayında en sıcak 14 dönem arasına girdi
İçeriği Görüntüle

Kanıtlanamayan çevre ifadelerine sınırlama

Tüketicileri yeşil dönüşüm sürecinde daha doğru bilgilendirmeyi amaçlayan ve EmpCo olarak anılan düzenleme, AB ülkelerinin tamamında aynı anda uygulanacak. Yeni kurallarda "çevre dostu", "eko", "yeşil", "doğa dostu", "ekolojik", "iklim dostu", "enerji verimli" ve "biyolojik olarak parçalanabilir" gibi ifadeler açıkça ele alınıyor.

Bunun yanı sıra "yüzde 100 doğal", "hakiki" ve "taze sıkılmış" gibi ifadeler de sıkı denetim kapsamında olacak. Güvenilir olmayan sürdürülebilirlik logolarına yönelik de yeni kurallar getirilecek. Bağımsız bir sertifikasyon sistemine dayanmayan çevresel etiketlerin kullanımına izin verilmeyecek.

Çevre iddiası için ölçülebilir veri şartı

Yeni sistemle birlikte üreticilerin ürünlerinde kullandıkları çevreci ifadeleri resmî sertifikalar veya ölçülebilir verilerle desteklemesi gerekecek. Örneğin bir ürünün ambalajında yalnızca "çevre dostu ambalaj" ifadesinin yer alması yeterli olmayacak. Bu iddianın hangi somut veriye dayandığının da ortaya konulması gerekecek.

Çevresel faydanın yalnızca ürünün belirli bir bölümüne ait olduğu durumlarda da ürünün tamamı çevre dostuymuş gibi gösterilmesinin önüne geçilecek. Örneğin yalnızca dış ambalajı geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen bir ürün, bütün halinde çevre dostu olarak tanıtılamayacak.

Düzenlemede karbon dengeleme uygulamalarına da dikkat çekiliyor. Şirketler başka bir yerde ağaçlandırma projesine yaptıkları yatırımı veya satın aldıkları karbon kredilerini açıklayabilecek ancak bu uygulamalara dayanarak ürünlerini "iklim nötr" ya da "karbon nötr" şeklinde pazarlayamayacak.

Türkiye'de de etiketlere yönelik düzenlemeler yapıldı

AB'deki yeni düzenlemeye benzer şekilde Türkiye'de de gıda etiketlerinde tüketiciyi yanıltabilecek ifadelere yönelik değişiklikler yapıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu'nu mart ayında revize etti.

Yeni düzenlemelerle "yüzde 100 doğal" ve "en doğal" gibi abartılı ifadelerin kullanımına son verilirken, ambalajlı ürünlerde "taze sıkılmış" ve "fırından taze" ifadelerinin kullanılmasına da sınırlama getirildi. Endüstriyel yöntemlerle üretilen ürünlerin "ev yapımı" şeklinde tanıtılması yasaklanırken, "günlük" ifadesinin kullanımı da raf ömrü 24 saat olan ürünlerle sınırlandırıldı.

Bakanlık son iki yılda "tereyağı tadında" ve "zeytinyağı tadında" gibi yanıltıcı ifadelere de sınırlamalar getirdi. İthal ürünlerin yerli ürün izlenimi oluşturacak şekilde tanıtılmasının ve gerçek meyve yerine aroma kullanılan ürünlerde meyve görsellerinin kullanılmasının da önüne geçildi.

Çevre iddialarının yüzde 53'ü incelemeye takıldı

Avrupa Komisyonu tarafından yapılan araştırmada, ürünlerde kullanılan çevresel iddiaların yüzde 53'ünün belirsiz, yanıltıcı veya dayanaksız bilgiler içerdiği, yüzde 40'ının ise herhangi bir destekleyici kanıta sahip olmadığı tespit edilmişti. Bu tür uygulamalar, "yeşil aklama" olarak tanımlanıyor.

Yeni düzenleme kapsamında resmî kurumlar tarafından onaylanmış organik sertifikalara sahip ürünler ise bu kuralların dışında tutulacak. AB pazarına ürün gönderen Türk ihracatçıların da 27 Eylül'den itibaren ambalaj, reklam ve diğer ticari iletişimlerini yeni kurallara uygun hale getirmesi gerekecek.

Yeni uygulamayla birlikte önümüzdeki dönemde AB pazarındaki ürünlerin ambalajlarında ve çevresel ifadelerinde değişikliklerin artması bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi