İstanbul Maltepe’de 8 Ekim’de meydana gelen bina çökmesi, yapı güvenliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, yaptığı açıklamada yapıların zaman içerisinde zemin koşulları, çevresel etkiler, kullanım şekli ve çeşitli müdahaleler nedeniyle değişebileceğine dikkat çekerek, olası risklerin çökme yaşanmadan önce belirlenmesi çağrısında bulundu.
“Binalar yalnızca inşa edildiği gün güvenli kabul edilmemeli”
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, yapı güvenliğinin yalnızca inşaat aşamasındaki kontrollerle sınırlandırılmasının yeterli olmadığını vurguladı.
Odaya göre zemin koşullarındaki değişimler, çevresel faktörler, yapıların kullanım biçimleri, sonradan yapılan değişiklikler ve zaman içinde ortaya çıkan deformasyonlar binaların davranışını etkileyebiliyor.
Bu nedenle yapı güvenliğinin tespit, ölçüm, izleme, değerlendirme ve gerektiğinde müdahaleyi içeren sürekli bir süreç olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Geçmişteki çökmeler örnek gösterildi
Açıklamada, daha önce yaşanan bina çökmeleri de yapıların çökmeden önce çeşitli risk işaretleri verebildiğine ilişkin örnekler arasında gösterildi.
27 Haziran 2024’te İstanbul Bahçelievler’de 7 katlı bir binanın ilk üç katının çöktüğü hatırlatıldı. Olaydan kısa süre önce binanın kolonlarından ses gelmesi üzerine bina sakinlerinin yapıyı tahliye ettiği, sonrasında yapılan incelemelerde ise 1980 yılında 4 katlı olarak ruhsatlandırılan yapıya 1994 yılında kaçak olarak 3 kat eklendiğinin belirlendiği aktarıldı.
29 Ekim 2025’te Kocaeli Gebze’de meydana gelen ve dört kişinin yaşamını yitirdiği bina çökmesine ilişkin değerlendirmeler de açıklamada yer aldı.
Odaya göre, 2026 yılında kamuoyuna yansıyan bilirkişi değerlendirmelerinde bina ile zemin arasındaki bölgede meydana gelen değişimler sonucunda yapının ana yola bakan bölümünde son 4-5 aylık süreçte yaklaşık 5 santimetrelik düşey ve yatay hareket tespit edildiği belirtildi. Raporda, Eylül 2025 itibarıyla yapının en az orta-yüksek hasar düzeyinde bulunduğu ve acilen boşaltılması gerektiğinin değerlendirildiği aktarıldı.
“Çökmeden önce riskler belirlenebilir”
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, bu örneklerin yapıların her zaman hiçbir belirti vermeden aniden çökmediğini gösterdiğini savundu.
Yapı ve yapı çevresinde meydana gelen hareketlerin düzenli ölçülmesi ve bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi halinde bazı risklerin çökme meydana gelmeden önce ortaya çıkarılabileceği belirtildi.
Özellikle zemin koşulları bakımından risk taşıyan bölgeler, heyelan alanları, faylara yakın kesimler ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu bölgelerde yapıların ve çevrelerinin hareketlerinin düzenli şekilde takip edilmesi gerektiği ifade edildi.
Belediyelere ve bakanlığa çağrı
Oda, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere ilgili kamu kurumları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na çağrıda bulundu.
Yapı sağlığı izleme ve deformasyon ölçme birimlerinin kurulması istenirken, riskli yapı stokunun düzenli ölçüm ve izleme süreçlerinden geçirilmesi gerektiği belirtildi.
Yapı denetim sisteminin yalnızca inşaat aşamasını kapsamak yerine yapıların kullanım ömrünün tamamına yayılması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca jeodezik ölçümler, deformasyon analizleri ve konumsal izleme çalışmalarında harita mühendisliği alanındaki uzmanlığın etkin şekilde kullanılması çağrısı yapıldı.
Oda, bina çöktükten sonra nedeninin araştırılması yerine, yapıların davranışındaki değişimlerin önceden tespit edilebilmesini sağlayacak kamusal bir izleme ve denetim mekanizmasının kurulması gerektiğini vurguladı.




