SAĞLIK

Luteal faz kadınları nasıl etkiliyor?

Spot: Adet döngüsünün ikinci yarısında ortaya çıkan bazı fiziksel ve duygusal değişimler, sosyal medyada “luteal çirkinlik” adıyla gündem oldu. Uzmanlar ise bu dönemde yaşanan belirtilerin hormonal değişimlerle bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor.

Abone Ol

Kadınların adet döngüsünün ikinci yarısında başlayan ve adet kanamasıyla sona eren luteal faz, son dönemde sosyal medyada daha fazla konuşulmaya başladı. Özellikle bu süreçte ortaya çıktığı belirtilen şişkinlik, cilt değişiklikleri, yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve ruh hali değişimleri, “luteal çirkinlik” adı verilen paylaşımlarla gündeme geliyor.

Sosyal medya platformlarında bu konuya ilişkin binlerce video paylaşılırken, birçok kadın luteal faz sırasında kendilerini fiziksel ve psikolojik açıdan normalden farklı hissettiklerini anlatıyor. Bazı paylaşımların milyonlarca kez izlenmesi ise konuya yönelik ilginin boyutunu ortaya koyuyor.

Hormonlardaki değişim vücudu etkileyebiliyor

Kadın hormonları uzmanı Dr. Louise Newson, luteal faz sırasında meydana gelen hormonal değişimlerin cilt, uyku ve ruh hali üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.

Bu dönemde östrojen seviyesindeki değişimin cildin görünümünü etkileyebildiğini belirten Newson, bazı kadınlarda cildin daha kuru ve mat hale gelebildiğini, sivilce ve lekelerin ortaya çıkabildiğini ifade ediyor. Hormon seviyelerindeki değişimlerin yanı sıra vücudun daha fazla sıvı tutması da yüzde ve vücutta şişkinliğe, göğüslerde ise hassasiyet ve dolgunluğa neden olabiliyor.

Londra Üniversitesi'nden üreme ve moleküler genetik uzmanı Dr. Helen O'Neill de adet öncesindeki dönemde östrojen seviyesinin düşerken progesteron seviyesinin yükselmesinin vücutta çeşitli değişikliklere yol açabildiğini belirtiyor. Buna bağlı olarak ciltteki yağ üretiminin artabileceği ve şişkinlik gibi belirtilerin ortaya çıkabileceği aktarılıyor.

Yorgunluk ve odaklanma güçlüğü de görülebiliyor

Luteal fazda yalnızca fiziksel değişiklikler değil, günlük yaşamı etkileyebilecek bilişsel ve duygusal belirtiler de ortaya çıkabiliyor.

25 yaşındaki Elena Spaven, bu dönemde aşırı şişkinlik yaşadığını, cildinin daha mat ve pürüzlü göründüğünü, kendisini daha yorgun hissettiğini anlatıyor. Spaven ayrıca luteal faz sırasında motivasyonunun azaldığını, daha unutkan ve sakar hale geldiğini, sosyal hayata katılma isteğinin de düştüğünü belirtiyor.

Bazı kadınlar ise bu dönemde ilişkilerinin ve sosyal yaşamlarının da değişebildiğini ifade ediyor. Serbest gazeteci Henrietta, luteal faz sırasında partnerine ve arkadaşlarına karşı daha tahammülsüz davranabildiğini, zaman zaman ise kendisini çevresinden uzaklaştırdığını söylüyor.

“Umutsuzluk ve keder” hissi yaşanabiliyor

Luteal fazın bazı kadınlarda daha yoğun duygusal değişimlere neden olabildiği belirtiliyor. Henrietta, bu dönemde zaman zaman umutsuzluk ve sıkıntı yaşadığını, bunun yanı sıra konuşma sırasında kelimeleri hatırlamakta, odaklanmakta ve işlerini sürdürmekte zorlanabildiğini ifade ediyor.

36 yaşındaki Charlotte Dodds ise şişkinlik, yüzde sivilce ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerin özellikle çalışma hayatında özgüvenini etkilediğini belirtiyor. Serbest çalışan kadınların hormonal değişimler nedeniyle günlük planlarını her zaman değiştiremeyeceğine dikkat çeken Dodds, bu belirtilerin iş yaşamında da önemli sonuçlar doğurabildiğini söylüyor.

Luteal faz belirtileriyle nasıl başa çıkılır?

Uzmanlar, luteal fazın öngörülebilir ve geçici bir dönem olduğunu bilmenin önemli olduğunu belirtiyor. Bu süreçte yeterli sıvı tüketilmesi, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve fiziksel olarak aktif kalınması öneriliyor.

Dr. O'Neill, beslenmenin bu dönemde önemli olduğunu belirtirken, yeterli sıvı tüketiminin şişkinliğin azaltılmasına yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Dr. Newson ise özellikle işlenmiş gıdalar ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının önemli olduğunu vurguluyor.

Bununla birlikte belirtilerin günlük yaşamı ciddi şekilde etkilemesi halinde yalnızca sosyal medyadaki önerilerle hareket edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, şikâyetlerin yoğun veya sürekli olması durumunda bir sağlık uzmanına başvurulmasını ve gerekli görülmesi halinde farklı bir hekimden görüş alınmasını öneriyor.