Küresel ısınmanın etkileri giderek belirginleşirken, Grönland yakınlarındaki bu sıra dışı soğuma bilim dünyasında dikkat çekiyor. “Isınma boşluğu” ya da “soğuk leke” olarak adlandırılan bu bölge, diğer tüm okyanus alanlarının aksine belirgin bir soğuma trendi gösteriyor.
Okyanus akıntılarındaki zayıflama dikkat çekiyor
İngiliz Metro gazetesinin haberine göre, bu anomalinin arkasında “Atlantik Meridyonel Devridaim Dolaşımı” (AMOC) adı verilen dev okyanus akıntı sisteminin zayıflaması yer alıyor. Normal şartlarda bu sistem, tropik bölgelerden gelen sıcak ve tuzlu suları Kuzey Atlantik’e taşıyor, burada soğuyarak dibe çöküyor ve küresel bir ısı dağıtım mekanizması oluşturuyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden iklim bilimci Wei Liu ve ekibi, soğuk lekenin yaklaşık bin metre derinliğe kadar uzandığını belirleyerek atmosferik etkilerden ziyade okyanus dinamiklerinin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Liu, “En güçlü açıklama AMOC sisteminin zayıflaması” değerlendirmesinde bulundu.

1955’ten bu yana takip ediliyor
Araştırma ekibi, 1955’e kadar uzanan uydu ve gemi verileri ile son 20 yıllık doğrudan gözlemleri inceleyerek bölgede okyanustan atmosfere geçen ısı miktarının azaldığını tespit etti. Potsdam İklim Etki Araştırma Enstitüsü’nden Stefan Rahmstorf ise rüzgar ve bulut hareketlerinin bu değişimi açıklamakta yetersiz kaldığını belirtti.
Avrupa için “sert kış” uyarısı
Bilim insanlarına göre Grönland buzullarının erimesiyle okyanusa karışan tatlı su miktarı, sıcak Körfez Akıntısı’nı zayıflatıyor ve Atlantik genelindeki dolaşım sistemini bozuyor. Tahminler, AMOC’un yüzyıl sonuna kadar en az yüzde 20 zayıflayabileceğine işaret ediyor. İngiliz meteorolog Jim Dale ise olası bir çöküş durumunda Avrupa’da ciddi iklim değişiklikleri yaşanabileceğini belirterek, “Kuzeybatı Avrupa’da Kanada benzeri sert kışlar, uzun don olayları ve yoğun kar yağışları görülebilir” uyarısında bulundu.
Etkiler küresel ölçekte olabilir
Uzmanlara göre AMOC sisteminin zayıflaması yalnızca Avrupa’yı değil, küresel iklimi de etkileyebilir. Olası bir çöküş durumunda Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarında deniz seviyesinin yükselmesi, Afrika’nın Sahel bölgesinde kuraklığın artması ve Asya’daki muson yağışlarının zayıflaması gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bilim insanları, bu sürecin henüz kesin bir çöküş anlamına gelmediğini ancak erken uyarı sinyallerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor.





