Elektrifikasyonda mevcut ilerleme yeterli değil
Ember Enerji analisti Bahadır Sercan Gümüş, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Anadolu Ajansına küresel enerji dönüşümü ve Türkiye'nin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payının yüzde 23 düzeyinde olduğunu belirten Gümüş, rüzgar ve güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payının 2015'te yüzde 5'in altındayken 2025'te yüzde 17'yi aştığını bildirdi.
Temiz elektrik üretimindeki büyümenin ulaşım, binalar ve sanayi gibi sektörlere de yayılması gerektiğini vurgulayan Gümüş, “Elektrifikasyon, temiz elektrik üretimini ulaşım, binalar ve sanayiye taşıyarak fosil yakıt kullanımını azaltan temel araçlardan biridir.” ifadelerini kullandı.
Elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltmek için mevcut ilerlemenin hızlanması gerektiğini belirten Gümüş, 2019-2024 döneminde yıllık ortalama 0,4 puan olan artışın hedefe ulaşmak için yaklaşık 1,3 puana çıkması gerektiğini kaydetti.
Elektrifikasyon yalnızca üretim kapasitesiyle sağlanamıyor
Yenilenebilir enerji kapasitesini artırmanın tek başına yeterli olmayacağına işaret eden Gümüş, ulaşımda petrol, binalarda doğal gaz kullanımının devam etmesi halinde elektrifikasyon oranının sınırlı kalacağını ifade etti.
Gümüş, “Yüzde 35 bir arz hedefinden çok bir talep hedefidir.” değerlendirmesinde bulunarak elektriğin toplam nihai enerji tüketimi içindeki payının artması için elektrik tüketiminin toplam enerji tüketiminden daha hızlı büyümesi gerektiğini belirtti.
Artan talebin karşılanabilmesi için iletim ve dağıtım şebekelerinin geliştirilmesinin önemini vurgulayan Gümüş, batarya depolama sistemleri ve talep esnekliğinin yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji sistemine entegrasyonunu kolaylaştıracağını bildirdi.
Türkiye'nin elektrik talebi 2035 hedefini aşabilir
Türkiye'de rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının 2015'te yüzde 4,5'ten 2025'te yüzde 22'ye yükseldiğini aktaran Gümüş, elektriğin toplam nihai enerji tüketimindeki payının ise yüzde 21,8 seviyesinde kaldığını belirtti.
Türkiye Ulusal Enerji Planı'nda elektrik tüketiminin 2035'te 510 teravatsaate ulaşmasının öngörüldüğünü hatırlatan Gümüş, elektrifikasyonun hızlanmasıyla talebin bu seviyenin üzerine çıkabileceğini ifade etti.
Türkiye'nin rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünü 2035'e kadar 120 gigavata çıkarma hedefinin önemli bir temel oluşturduğunu belirten Gümüş, 2026 itibarıyla bu iki kaynağın toplam kurulu gücünün 40 gigavatı aştığını bildirdi.
120 gigavatlık hedefe ulaşmak için her yıl yaklaşık 9 gigavat yeni rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin devreye alınması gerektiğini kaydeden Gümüş, yatırımların şebeke ve depolama kapasitesiyle eş zamanlı planlanması gerektiğine dikkat çekti.
Batarya depolama ve şebeke yatırımları öne çıkıyor
Türkiye'nin 33 gigavatlık batarya depolama proje stoku bulunduğunu belirten Gümüş, eylül itibarıyla işletmeye alınan kapasitenin 530 megavat seviyesinde kaldığını aktardı.
Şebekede tahsis edilmiş ancak kullanılmayan kapasitenin serbest bırakılmasının yeni yenilenebilir enerji yatırımlarının önünü açabileceğini ifade eden Gümüş, üretim, şebeke ve depolama yatırımlarının birlikte geliştirilmesinin önemini vurguladı.
COP31 için yatırım ve uygulama çağrısı
Türkiye'nin COP31 Başkanlığının elektrifikasyon alanında uluslararası iş birliğini ve finansmanı geliştirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Gümüş, “35'te 35” hedefinin büyük ekonomilerin de aralarında bulunduğu geniş bir ülke grubu tarafından benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
Ülkelerin hedefi ulusal enerji planlarına ve Ulusal Katkı Beyanlarına (NDC) dahil etmesinin önemine işaret eden Gümüş, ilerlemenin izlenebilmesi için ortak göstergeler ve takip mekanizmaları oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Gümüş, “Antalya'daki zirvenin, taahhütleri yatırım ve uygulamaya dönüştüren bir platform haline gelmesi en değerli çıktı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.





