İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde de dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, İzmir Körfezi’nin geleceğine ilişkin bilimsel çözüm yolları kapsamlı şekilde ele alındı. Zararlı alg patlamalarından organik çökeltilere kadar birçok kritik başlıkta değerlendirmeler yapılırken, farklı ülkelerden gelen uzmanlar doğal ve biyoteknolojik yöntemlere dayalı çözüm önerilerini paylaştı.

Aliağa'da çift sıra parkın önüne geçilecek: APark 30 Mart’ta devrede
Aliağa'da çift sıra parkın önüne geçilecek: APark 30 Mart’ta devrede
İçeriği Görüntüle

Modifiye kil ve doğal yöntemler öne çıktı

Konferansta öne çıkan başlıklardan biri, zararlı alg patlamalarına karşı geliştirilen müdahale yöntemleri oldu. ABD’li uzman Prof. Dr. Donald Anderson, körfezde uygulanacak yöntemlerin bölgenin ekolojik yapısına uygun olması gerektiğini vurguladı. Anderson, özellikle modifiye kil uygulamasının etkili sonuçlar verdiğini ve deniz tabanındaki canlı kaybını azaltabileceğini ifade etti. Çinli bilim insanı Dr. Isaac Yongquan Yuan da bu yöntemin sahada test edildiğini belirterek, kısa sürede su kalitesinde gözle görülür iyileşmeler sağlandığını aktardı. Japonya’dan Dr. Nobuharu Inaba ise çevre dostu çözümler kapsamında deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin önemine dikkat çekti. Uzmanlar, doğayla uyumlu yöntemlerin uzun vadede daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracağı konusunda hemfikir oldu.

Körfez için tek çözüm yok: Çok yönlü mücadele şart

Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nuri Azbar, körfezdeki oksijen yetersizliğine dikkat çekerek mevcut durumu ağır bir hastaya benzetti. Tek bir yöntemle çözümün mümkün olmadığını belirten Azbar, sürekli temizlik ve oksijen desteğinin gerekliliğini vurguladı. Ekosistem temelli yaklaşımın önemine değinen Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın ise kirliliğin yalnızca körfezle sınırlı olmadığını, besin yükünün dereler aracılığıyla taşındığını ifade etti. Bu nedenle dere ağızlarında tampon bölgeler oluşturulması gerektiğini belirtti. Mikroalg sistemleri ve biyokütle kazanımına yönelik uygulamaların da çözümün bir parçası olabileceği dile getirildi. Uzmanlar, uzun vadeli ve entegre bir stratejinin zorunlu olduğunun altını çizdi.

Biyoteknolojik çözümler ve canlı destekli temizlik önerileri

Konferansta biyoteknolojik yöntemler de önemli bir yer tuttu. Prof. Dr. Gülşen Altuğ, organik kirliliğin arttığı ortamlarda faydalı bakterilerin çoğaltılmasının ekosistem dengesini yeniden kurabileceğini ifade etti. Zeolit destekli bakteriyel uygulamaların, deniz tabanındaki organik yükü azaltmada etkili olabileceği belirtildi. Prof. Dr. Aynur Lök ise midyeler ve diğer çift kabuklu canlıların suyu filtreleyerek kirliliği azaltabileceğini söyledi. Bu canlıların hem izleme hem de doğal arıtma süreçlerinde kullanılabileceği vurgulandı. Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon da deniz hıyarlarının organik çökeltileri tüketerek deniz tabanının temizlenmesine katkı sağladığını belirtti. Tüm bu yöntemlerin kontrollü ve bilimsel planlama ile uygulanması gerektiği ifade edildi.

Erken uyarı sistemleri, oksijen stratejileri ve küresel deneyim

Bilim insanları, körfezde yaşanan sorunların yalnızca yerel değil küresel bir çevre meselesi olduğuna dikkat çekti. İskoçya’dan Prof. Dr. Keith Davidson, zararlı alg patlamalarının önceden tespit edilmesi için erken uyarı sistemlerinin önemine değindi. Sürekli izleme ve analiz yapılmasının hayati olduğunu belirten Davidson, devletin bu süreçte aktif rol alması gerektiğini söyledi. Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger ise besin kirliliğinin toksik alg patlamalarını tetiklediğini ve bu durumun ciddi ekosistem riskleri oluşturduğunu ifade etti. Öte yandan Purdue Üniversitesi ve Vanderbilt Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen düşük çözünmüş oksijen seviyesine sahip su kütlelerinde oksijen takviyesi stratejileri de konferansta paylaşıldı. Uluslararası Zararlı Algleri Araştırma Derneği (ISSHA) temsilcileri ise farklı coğrafyalardaki alg patlamalarını İzmir Körfezi ile karşılaştırarak küresel ölçekte benzer dinamiklere dikkat çekti. Anita Flores Lenoro da modifiye kil gibi uygulamaların yaygınlaştırılması için kamu desteğinin şart olduğunu vurguladı. Uzmanlar, bilimsel veriye dayalı yönetim ve güçlü kamu politikalarının körfezin geleceği için kritik olduğunda birleşti.

Kaynak: İzmir Büyükşehir Belediyesi