SAĞLIK

Kolon kanserine karşı uyarı: Yaşam tarzı riski artırıyor

Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Halit Karaca, kolon kanserine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Karaca, özellikle yaşam tarzına bağlı faktörlerin hastalığın görülme riskini artırdığını belirtti.

Abone Ol

Kolon kanserinin son yıllarda beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzına bağlı olarak daha sık görüldüğünü ifade eden Karaca, hastalığın dünya genelinde en sık görülen üçüncü kanser türü, kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer aldığını söyledi. Özellikle 45 yaş altındaki bireylerde görülme sıklığının artmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı.

“Risk faktörleri artıyor”

Kolon kanserinin nedenlerine değinen Karaca, şu ifadeleri kullandı:
“Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır.”

Toplumdaki vakaların büyük kısmının öngörülemez şekilde ortaya çıktığını belirten Karaca, genetik faktörlerin ise daha sınırlı bir orana sahip olduğunu söyledi. Aile öyküsünün bulunmasının riski artırdığına dikkat çeken Karaca, bazı kalıtsal hastalıkların da kolon kanseri gelişiminde etkili olabileceğini ifade etti.

Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor

Kolon kanserinde erken teşhisin önemine işaret eden Karaca, tarama yöntemleri ve gelişen tedavi teknikleri sayesinde yaşam süresi ve kalitesinin artırılabildiğini belirtti. Cerrahi yöntemler, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin hastalığın kontrolünde önemli rol oynadığını kaydetti.

“Kemoterapi tekrarlama riskini azaltıyor”

Tedavi sürecinde kemoterapinin önemine değinen Karaca, şu açıklamalarda bulundu:
“Kolon kanseri ameliyatından sonra, varsa kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için genellikle adjuvan kemoterapi olarak adlandırılan tedavi önerilir. Adjuvan kemoterapiye çoğunlukla kolon kanseri ameliyatından sonraki 8 hafta içinde başlanmaktadır.”

Karaca, kanserin tekrarlama ya da yayılma riskinin yüksek olduğu durumlarda kişiye özel tedavi planlarının uygulandığını ve bu sayede başarı oranının artırılabildiğini sözlerine ekledi.