Karşıyaka'nın çınarları “Emekli Yaka”da buluşuyor
Karşıyaka'nın çınarları “Emekli Yaka”da buluşuyor
İçeriği Görüntüle

İzmir’in binlerce yıllık coğrafi değişimi, kentin bugünkü zemin yapısına ilişkin önemli ipuçları ortaya koydu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Öner’in yürüttüğü çalışmalar, özellikle Bornova Ovası ve çevresindeki alüvyon zeminlerin deprem riski açısından önemini ortaya koydu.

İzmir’in kıyı çizgisi binlerce yılda değişti

Prof. Dr. Ertuğ Öner, küresel iklim değişiklikleri ve buzul çağlarının etkisiyle deniz seviyesinde meydana gelen değişimlerin İzmir’in bugünkü kıyı yapısının oluşumunda önemli rol oynadığını belirtti.

Yaklaşık 20 bin yıl önce deniz seviyesinin günümüzden 130 metre daha aşağıda olduğunu ifade eden Öner, buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükseldiğini ve yaklaşık 6-7 bin yıl önce bugünkü seviyesine ulaştığını kaydetti.

Bu süreçte kıyı çizgisinin Bornova Ovası’nda yaklaşık 1,5 kilometre içeriye kadar ilerlediğini belirten Öner, zaman içerisinde alüvyon birikimiyle kıyı alanlarının yeniden şekillendiğini söyledi.

“Kayıp liman değil, doğal dolgu”

İzmir’de zaman zaman gündeme gelen “kayıp liman” iddialarına da değinen Prof. Dr. Öner, bölgede yaşanan değişimin kaybolan bir limandan ziyade doğal dolgu süreci olduğunu ifade etti.

Agora ve Kemeraltı çevresinde gerçekleştirilen sondaj çalışmalarında kıyının zaman içerisinde alüvyonlarla dolduğunun belirlendiğini aktaran Öner, Şaraphane mevkisinde bulunan sünger kalıntılarının ise bölgenin geçmişte liman ve ticaret alanı olarak kullanıldığını ortaya koyduğunu söyledi.

Depremde sıvılaşma riskine dikkat çekti

Araştırmanın deprem açısından en dikkat çekici bulgularından biri ise geçmişte deniz olan ve zamanla alüvyonlarla dolan alanların zemin yapısı oldu.

Prof. Dr. Öner, bu tür kumlu ve alüvyon zeminlerin deprem sırasında sıvılaşma riski taşıyabileceğini belirtti. 30 Ekim 2020 Sisam Depremi'nde Bornova’da yıkılan yedi binanın, eski deniz tabanı üzerinde oluşan dolgu alanlarında bulunduğunu ifade eden Öner, deprem dalgalarının etkisiyle kumlu zeminlerde sıvılaşma meydana gelebileceğini ve bunun yapıların güvenliğini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.

Araştırmalar sondajlarla sürdürülüyor

İzmir’in geçmişteki çevresel ve coğrafi değişimlerini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülen jeoarkeolojik çalışmaların klasik arkeolojik kazılardan farklı olarak sondaj yöntemiyle gerçekleştirildiğini belirten Öner, bu yöntem sayesinde binlerce yıl öncesine ait doğal ve çevresel değişimlerin incelenebildiğini aktardı.

Çalışmaların ileri teknoloji ve laboratuvar analizleri gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Öner, araştırmaların TÜBİTAK projeleriyle desteklendiğini ifade etti.

Kaynak: Bülten