İzmir’de bağımlılıkla mücadele çalışmaları kapsamında yeni bir dönem başladı. Yeşilay İzmir İl Başkanlığı ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürüten Dr. Ömer Yahşi, kentte yürütülen bağımlılıkla mücadele faaliyetleri çerçevesinde 13 yeni merkezin hizmete açıldığını açıkladı. Balçova Termal Otel’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Yahşi, bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda toplumsal boyutları olan ciddi bir halk sağlığı problemi haline geldiğini vurguladı. Yahşi, İzmir genelinde yürütülen çalışmaların hem önleyici hem de iyileştirici boyutlarıyla sürdüğünü belirterek, çocukların ve gençlerin bağımlılık risklerinden korunmasının en temel öncelik olduğunu ifade etti. Özellikle teknoloji, elektronik sigara, madde kullanımı ve sanal kumar gibi yeni nesil bağımlılık türlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütüldüğünü söyledi.
İzmir’de 13 yeni merkez bağımlılıkla mücadele için hizmete açıldı
Dr. Ömer Yahşi, İzmir’de bağımlılıkla mücadele kapsamında 13 yeni merkezin faaliyete geçirildiğini belirterek, bu yapının sadece bir hizmet ağı değil, aynı zamanda gençleri korumaya yönelik sosyal bir güvenlik sistemi niteliği taşıdığını ifade etti. Açılan merkezlerin içinde gençlik alanları, Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) ofisleri, ilçe temsilcilikleri ve spor aktivitelerine yönelik alanların yer aldığını aktaran Yahşi, gençlerin yalnızca bağımlılıktan uzaklaştırılmasının değil, aynı zamanda sağlıklı yaşam alışkanlıklarına yönlendirilmesinin hedeflendiğini dile getirdi.
Yahşi konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“İzmir’de 5 temel bağımlılık türü ile mücadele ediyoruz. 2017 yılında başlattığımız çalışmalar bugün çok daha güçlü bir şekilde devam ediyor. Çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü bağımlılık tehdidinden uzak tutmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Bu mücadele, sadece bir kurumun değil toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.”
Yeşilay’ın 100 yılı aşan mücadele geleneği
Bağımlılıkla mücadelenin tarihsel arka planına da değinen Yahşi, Yeşilay’ın 1920 yılında İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde, gençleri bağımlılıklardan korumak amacıyla kurulduğunu hatırlattı. Kurucular arasında Prof. Dr. Mazhar Osman’ın yer aldığını belirten Yahşi, bu girişimin toplumsal bir bilinç hareketi olarak doğduğunu söyledi. 1934 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla Yeşilay’a kamu yararına dernek statüsü verildiğini belirten Yahşi, kurumun bugün yalnızca Türkiye’de değil, 97 ülkede bağımlılıkla mücadele eden kuruluşlara ilham veren uluslararası bir model haline geldiğini kaydetti.
Yeni nesil bağımlılıklar: Elektronik sigara, teknoloji ve sanal kumar
Bağımlılık türlerinin her geçen gün değiştiğini ve çeşitlendiğini vurgulayan Yahşi, özellikle elektronik sigara, teknoloji bağımlılığı ve sanal kumarın gençler için ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bağımlılığın küresel ölçekte büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çeken Yahşi, gençlerin özellikle dijital platformlar üzerinden yoğun bir risk altında bulunduğunu belirtti.
Yahşi değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bugün elektronik sigara, teknoloji bağımlılığı ve sanal kumar gençlerimizi en çok etkileyen alanlar arasında yer alıyor. Dünya genelinde bağımlılık artık yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz haline gelmiştir. Bizim görevimiz, çocuklarımızı bu risklerden uzak tutmak ve onları daha sağlıklı bir yaşam alanına yönlendirmektir.”
Yedam merkezleri bağımlılıkla mücadelenin en kritik noktası
İzmir’de faaliyet gösteren Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) hakkında da bilgi veren Yahşi, bu merkezlerin bağımlılıkla mücadelede en önemli iyileştirme ayağını oluşturduğunu söyledi. Bornova, Buca, Karabağlar ve Konak olmak üzere dört YEDAM’ın aktif olarak hizmet verdiğini belirten Yahşi, bu merkezlere başvuran kişilerin bilgilerinin kesinlikle hiçbir kamu kurumu ile paylaşılmadığını vurguladı.
Yahşi, YEDAM’ın temel amacını şu sözlerle açıkladı:
“Buraya gelen her birey için önceliğimiz tedavi ve yeniden hayata kazandırmadır. Mahremiyet esası bizim için temel ilkedir. Hiçbir başvuru adli ya da idari makamlarla paylaşılmaz.”
Mahremiyet ilkesi ve önleyici çalışmaların önemi
Bağımlılıkla mücadelede en önemli unsurlardan birinin güven olduğunu vurgulayan Yahşi, başvuru süreçlerinde tam mahremiyet ilkesinin uygulandığını ifade etti. Önleyici çalışmaların, tedavi süreçlerine kıyasla hem daha etkili hem de daha düşük maliyetli olduğuna dikkat çeken Yahşi, İzmir’in 30 ilçesinde yürütülen eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriyle her yıl binlerce kişiye ulaşıldığını söyledi.
Sosyal medya düzenlemeleri ve eğitim süreci
Dünya genelinde çocukları korumaya yönelik sosyal medya düzenlemelerinin arttığını belirten Yahşi, birçok ülkede yaş sınırı ve ebeveyn izni gibi uygulamaların hayata geçirildiğini ifade etti. Türkiye’de de benzer düzenlemelerin bulunduğunu söyleyen Yahşi, özellikle okullarda telefon kullanımının sınırlandırılmasının öğrencilerin akademik başarısına olumlu katkı sağladığını dile getirdi.
Bağımlılıkla mücadelede iki temel strateji
Bağımlılıkla mücadelede iki temel yaklaşımın bulunduğunu belirten Yahşi, bunları “önleme” ve “iyileştirme” olarak tanımladı. Önleme çalışmalarının toplumun tüm kesimlerinde yürütüldüğünü, iyileştirme sürecinin ise bağımlılığa düşen bireylerin yeniden hayata kazandırılmasını amaçladığını ifade etti.
Yahşi, konuşmasının sonunda şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir insanı kaybetmek, ülkemizden bir parça kaybetmek gibidir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele yalnızca bir sağlık politikası değil, aynı zamanda bir gelecek meselesidir. Amacımız, gençlerimizi ve çocuklarımızı bu risklerden koruyarak güçlü bir toplum yapısı oluşturmaktır.”