Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, İzmir’de yaklaşık 1 milyon yapı stoğunun önemli bir kısmının 1975–1998 deprem yönetmeliklerine göre yapıldığını ve 40 yaş üstü binalardan oluştuğunu söyledi. Öziçer, özellikle dolgu ve alüvyon tabakasının yoğun olduğu bölgelerdeki yapıların ciddi risk altında olduğunu belirterek, olası bir 6,9 büyüklüğündeki depremde can kaybının yüksek olacağını ifade etti. Ayrıca kaçak yapıların ve mühendislik hizmeti almamış binaların da çoğunlukta olması nedeniyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.

Yapı stokunun incelenmesi ve risk tespiti
Öziçer, depremin ne zaman ve nerede olacağını bilmenin mümkün olmadığını vurguladı. Bu nedenle risklerin bölge bölge tespit edilmesi gerektiğini belirten Öziçer,
“Ülkemiz bir afet ve deprem tehlikesi içerisinde, ancak riskler her bölgeye göre farklılık gösteriyor. Can kaybını artırabilecek tüm etkenler risktir. Bu riskleri doğru şekilde tespit etmek, afet planlarının hazırlanmasına temel oluşturur”
dedi. Ayrıca yapıların durumuna göre planlanacak çalışmaların, hızlı ve etkili bir şekilde uygulanması gerektiğini ifade etti.

Kentsel dönüşüm ve pilot bölgeler
Öziçer, İzmir’deki yapı stokunun tespit edilip yenilenmesinin önemine dikkat çekti. Pilot bölgelerin seçilerek mahalle bazında kentsel dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Öziçer,
“Zemin özellikleri deprem dalgalarını farklı yansıtıyor. Özellikle alüvyon ve balçık zeminler, binalara daha sert darbe uyguluyor. Bu bölgelerde hızlı dönüşüm, can kayıplarını büyük ölçüde azaltacaktır”
dedi. Öziçer, İzmir Körfezi kıyısındaki yapıların öncelikli olarak dönüştürülmesi gerektiğini de ekledi.

Afet müdahale planlarının ve eğitimlerin önemi
Öziçer, kentsel dönüşüm kadar afet müdahale planlarının ve eğitimlerin de kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
“Her depremden ders çıkarıyoruz ve hazırlık aşamasında bir üst basamağa geçiyoruz. Ama bundan sonra olabilecek bir afette hızlı reaksiyon göstererek can kayıplarını azaltmalıyız” dedi. Ayrıca afet planlarının, eğitimlerin ve bilinçlendirme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. “İnceleme ve araştırma çalışmalarının daha çabuk yapılması gerekiyor. Çünkü deprem zamanı ve büyüklüğü önceden bilinemez”
ifadelerini kullandı.
Geçmiş depremlerden çıkarılan dersler
Öziçer, geçmiş depremlerden çıkarılan derslerin önemine de dikkat çekti.
“1999 Gölcük, 30 Ekim İzmir ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden çok ciddi dersler çıkardık. Her deprem sonrası olumsuzlukları değerlendirerek daha iyi hazırlık yapıyoruz. Ancak sürecin hızı, ritmi daha yüksek olmalı”
dedi.
Öziçer, İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarının ve risk azaltma projelerinin hızlandırılması gerektiğini, bu sayede olası can kayıplarının en aza indirilebileceğini ifade etti.




