İzmir’de son haftalarda etkisini artıran yoğun yağışlar, kentte heyelan riskini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, yağış rejimindeki sıra dışı artışın zemin yapısı ve yamaç eğimiyle birleşmesi halinde riskin ciddi boyutlara ulaşabileceği uyarısında bulundu. Kentte 2009’dan bu yana en kuvvetli yağışların kaydedildiği belirtilirken, özellikle eğimli bölgelerde önleyici tedbirlerin artırılması gerektiği vurgulandı.

Aşırı yağışlar riskleri artırıyor

Geçtiğimiz hafta Menemen’de meydana gelen heyelan, yoğun yağışın zemin üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlara göre; yamaç eğimi, uzun süreli yağış ve jeolojik koşulların bir araya gelmesi heyelanları daha olası hale getiriyor. Özellikle bitki örtüsünün zayıfladığı, yangın görmüş ve drenaj altyapısının yetersiz olduğu alanların daha yüksek risk taşıdığı ifade ediliyor.

Izmir Heyelan Tehlikesi

“Önümüzdeki aylar riskli”

Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Koray Çetin Önalan, yağışlı dönemle birlikte heyelan ve su baskınlarında artış yaşanabileceğine dikkat çekti. Plansız kentleşme, yamaçlarda kontrolsüz kazılar ve yapılaşma öncesi yeterli zemin etüdü yapılmamasının riskleri büyüttüğünü belirten Önalan, şu ifadeleri kullandı:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Mavişehir’deki satışa itiraz: İptal edilmeli
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Mavişehir’deki satışa itiraz: İptal edilmeli
İçeriği Görüntüle

"Bu müneccimlik değil, şehirleşmenin getirmiş olduğu faturaları ödüyoruz. Sadece Menemen'de değil, Ege Bölgesi'nin kıyı kentlerinde heyelanlar ne yazık ki yaşanıyor. Plansız kentleşme, yamaçlarda kontrolsüz kazılar ve bina yapılmadan önce gerekli tedbirleri almamak heyelanları tetikliyor. İzmir'de 2009'dan bu yana en kuvvetli yağışları alıyoruz. Bu yağışlar da devam edecek gibi görünüyor. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç ay boyunca heyelan tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız"

Kontrolsüz kazı ve yapılaşma uyarısı

Yamaç alanlarda inşaat öncesi jeolojik, jeoteknik ve mikro bölgeleme etütlerinin zorunlu olması gerektiğini vurgulayan Önalan, en büyük sorunlardan birinin raporlama eksikliği olduğunu belirtti. Kontrolsüz kazılardan kaçınılması, etkin drenaj sistemlerinin kurulması ve istinat yapılarının bilimsel etütlere dayalı şekilde inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Önalan, geçmişte heyelan yaşanan bölgelerin risk hafızası taşıdığına işaret ederek özellikle Narlıdere, Uzundere ve Kadifekale çevresine dikkat çekti:

"İzmir'de yamaç eğiminin fazla olduğu yerlerde, heyelan tehlikesi var. İzmir heyelanlarla bugün karşılaşmış değil. Geçmişte Narlıdere, Uzundere, Kadifekale'de heyelanlar meydana geldi. Geçmişte Kadifekale heyelanların ardından afete maruz bölge ilan edildi ve kapatıldı. Yağış rejiminin de olağanın dışına çıktığı zamanlarda jeolojik koşullara bağlı olarak İzmir'in özellikle yamaç eğimlerinin fazla olduğu yerler, heyelana karşı tedbir alınması gereken yerler"

Depremler de tetikleyici olabiliyor

Heyelanların yalnızca aşırı yağışlara bağlı gelişmediğini belirten Önalan, sismik hareketlerin de önemli bir tetikleyici olduğuna dikkat çekti. Daha önce heyelan meydana gelen bölgelerde yapılaşma kararlarının teknik raporlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Önalan, şunları söyledi:

"Bir bölgede heyelan meydana gelmişse, o bölge afete maruz bölge ilan edilir ve bölgede imar yasaklanır. Gerekli çalışmalar yapılır, bütün tedbirler alınır, afete maruz bölge durumundan çıkarılır ve bu teknik raporlarla kanıtlanırsa, stabilite sorunlu alanlar olarak tekrar imara açılabilir. Teknik çalışmalar sonunda hiçbir önlem alınamıyorsa afete maruz bölge olarak kalır. Bir yerde geçmiş dönemlerde heyelan meydana gelmişse, orası potansiyel bir aktif heyelan alanıdır. Zaman geçtikçe oranın üzerine bina yapılması sakıncalıdır. Heyelanı tetikleyen başka bir şey de sismik aktivitelerdir. Heyelanlar depremlerle de tetiklenir. Dolayısıyla bir bölgede heyelan meydana gelmişse artık o bölgenin dikkatle incelenmesi, gerekli çalışmaların yapılması gerekir"

Kaynak: Yenigün