Çalıştayda yapılan sunumlarda, Körfez’in yalnızca kirlilik değil aynı zamanda “kalıcı baskı altında bir sistem” haline geldiği ifade edildi.
“2024 en sıcak dönemdi”
Şükrü Turan Beşiktepe, İzmir Körfezi’nde 2024 yılının tarihsel olarak en sıcak dönemlerden biri olduğunu belirterek, artan nüfus baskısına dikkat çekti.
Beşiktepe, Körfez’deki nüfus artışının 1965’te 1,2 milyon seviyesinden günümüzde yaklaşık dört katına çıktığını ifade ederek, bu durumun çevresel baskıyı ciddi şekilde artırdığını söyledi.
Körfez’de ötrofikasyon, zararlı alg patlamaları ve balık ölümlerine dikkat çeken Beşiktepe, “Sistem ısıyı tutuyor, biz de temizliğe destek olmalıyız” mesajını verdi.

“Sediment yönetimi kritik”
Ebru Yeşim Özkan ise İzmir Körfezi’nin yalnızca su kirliliğiyle değil, sediment kaynaklı birikimlerle de mücadele ettiğini söyledi.
Özkan, Körfez’in korunması için kaynak kontrolü, sediment yönetimi, risk temelli izleme, metal fraksiyonlarının takibi ve önceliklendirme olmak üzere beş temel yaklaşım gerektiğini belirtti.
Yanlış müdahalelerin ekosisteme zarar verebileceğini ifade eden Özkan, sedimentin doğru yönetilmemesi halinde Körfez’in “kendi kendini temizleyen bir sistem olmaktan çıkıp kirleticileri biriktiren bir jeolojik tuzağa dönüşebileceği” uyarısında bulundu.

“Ekokosistem temelli yönetim şart”
Uzmanlar, İzmir Körfezi’nin korunmasının yalnızca su kirliliğiyle mücadele değil, aynı zamanda bütüncül bir ekosistem yönetimi gerektirdiğini vurguladı.
Çalıştayda, iklim değişikliği, yoğun kentleşme ve sanayi baskısının Körfez üzerindeki etkilerinin uzun vadeli izleme ve bilimsel yönetim modelleriyle ele alınması gerektiği ifade edildi.




