Ortaylı, genç yaşta seyahat etmenin önemine vurgu yaparak, yolculuğun sadece dinlenme veya konfor arayışıyla değil, kültürü anlamak, tarih ve coğrafyayı yerinde görmek için gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Ona göre gerçek gezme deneyimi, beş yıldızlı otellerin havuz kenarında geçirilen zamanla değil, sokakta yürüyerek çeşitli yaşam biçimlerini gözlemlemek, müzeleri ziyaret etmek ve farklı kültürlerle doğrudan temas kurmakla mümkün oluyor.
Tarihçi, gençlerin dünyayı ertelememesi gerektiğini de sözlerine ekledi. “Emekli olunca gezerim” anlayışını büyük bir yanılgı olarak nitelendiren Ortaylı, enerjinin ve merakın genç yaşta değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ona göre, bilgi sadece kitaplardan değil, aynı zamanda sahada gezilerek ve yaşanarak elde edilir.
Ortaylı’nın gençlere yönelik bu tavsiyesi, yalnızca uzak ülkelere seyahat etmeyi değil, yakın çevreyi tanımayı, kendi ülkesinin tarihî ve kültürel zenginliklerini keşfetmeyi de kapsıyor. Daha önceki söyleşilerinde gençlere, “Kendinizi yetiştirin; okuyun, müze gezin, dil öğrenin, Türkiye’yi gezin ve dünyayı tanıyın” gibi kapsamlı öneriler de aktarmıştı.
Bu çağrı, özellikle genç neslin konfor ve tüketim odaklı tatil eğilimleri ile bilimsel ve kültürel keşif arasında bir denge kurma ihtiyacını gündeme getiriyor. Ortaylı’ya göre, seyahat bilinçli ve kapsamlı bir öğrenme sürecine dönüştüğünde, bireyin dünya görüşü derinleşiyor ve kişisel gelişim daha zengin bir boyut kazanıyor.





