İran ve ABD arasındaki çatışma riskinin yeniden yükselmesiyle birlikte küresel enerji piyasalarının gözü Hürmüz Boğazı'na çevrildi. Petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşımacılığının önemli bölümünün gerçekleştiği boğazda yaşanabilecek herhangi bir kesinti, dünya enerji arzı açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek potansiyele sahip.
İran ile Umman arasında bulunan Hürmüz Boğazı'ndan her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyor. Bu miktar, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor. Boğaz aynı zamanda dünya LNG ihracatının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir güzergah olarak öne çıkıyor. Özellikle dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar'ın enerji sevkiyatları büyük ölçüde Hürmüz Boğazı'na bağlı durumda.
Alternatif güzergahlar var ancak kapasite sınırlı
Körfez ülkeleri, geçmişte yaşanan krizlerin ardından Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı azaltmak amacıyla farklı enerji taşıma hatları geliştirdi.
Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Boru Hattı, ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na bağlıyor. Yaklaşık 1200 kilometrelik boru hattının kapasitesi, acil durumlarda günlük 7 milyon varile kadar çıkarılabiliyor.
Birleşik Arap Emirlikleri ise Abu Dabi'deki petrol sahalarını Umman Körfezi'ndeki Füceyre Limanı'na bağlayan Abu Dabi Ham Petrol Boru Hattı ile Hürmüz dışı bir ihracat rotası oluşturdu. Ancak uzmanlara göre bu alternatiflerin kapasitesi, Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji miktarının oldukça altında kalıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), mevcut alternatif yolların günlük yaklaşık 3,5 ila 5,5 milyon varil petrolü yönlendirebileceğini belirtiyor. Bu rakam, Hürmüz üzerinden taşınan günlük yaklaşık 20 milyon varillik hacmin oldukça gerisinde bulunuyor.
İran da alternatif hat geliştirdi
İran da Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak amacıyla kendi alternatif güzergahını oluşturdu. Ülkenin güneyindeki Goreh bölgesinden Umman Körfezi'ndeki Jask Limanı'na uzanan yaklaşık 1000 kilometrelik boru hattı, İran petrolünün boğazdan geçmeden ihraç edilmesini amaçlıyor. Ancak yaptırımlar, altyapı eksiklikleri ve terminal kapasitesi nedeniyle hattın kullanımı henüz planlanan seviyelere ulaşamadı.
Türkiye'nin enerji koridoru rolü güçlenebilir
Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin artması, alternatif enerji koridorlarında Türkiye'nin önemini de gündeme getiriyor. Irak petrolünü Türkiye üzerinden Akdeniz'deki Ceyhan Limanı'na taşıyan Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Körfez dışı ihracat seçeneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yaklaşık 970 kilometre uzunluğundaki hat, Irak'ın enerji ihracatında alternatif bir güzergah oluşturuyor. Ancak Irak petrol ihracatının büyük bölümünün halen Basra üzerinden Hürmüz Boğazı'na bağlı olması nedeniyle hattın kapasitesi sınırlı kalıyor.
Türkiye'nin enerji geçiş merkezi olma hedefleri kapsamında Katar ile Türkiye arasında planlanan doğalgaz boru hattı projesi de yeniden gündeme getirilen seçenekler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Umman Körfezi'ni birbirine bağlamayı hedefleyen enerji ve ulaşım projeleri, Türkiye'nin bölgesel enerji ticaretindeki rolünü artırabilir.
Yeni rotalar yeni riskler doğuruyor
Alternatif güzergahların geliştirilmesi enerji güvenliği açısından avantaj sağlasa da yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Irak ve Suriye üzerinden geçmesi planlanan bazı enerji hatları, bölgesel istikrarsızlık, güvenlik sorunları ve olası saldırılar nedeniyle risk taşıyor.
Mısır'ın Süveyş Kanalı'na alternatif oluşturan SUMED Petrol Boru Hattı da önemli seçeneklerden biri olarak görülüyor. Ancak hattın kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle Avrupa enerji arzı açısından tek başına yeterli olmayacağı belirtiliyor.
Uzmanlar: Hürmüz tamamen gözden çıkarılamaz
Uzmanlara göre Körfez ülkeleri gelecekte Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılıklarını azaltmak için alternatif yollar geliştirmeye devam edecek. Ancak mevcut altyapılar dikkate alındığında Hürmüz'ün kısa vadede tamamen devre dışı bırakılması mümkün görünmüyor. Enerji uzmanları, hiçbir alternatif güzergahın tek başına boğazın yerini dolduramayacağını, ancak çeşitlendirilmiş enerji yollarının ülkelerin krizlere karşı dayanıklılığını artıracağını ifade ediyor.





