Bir saat neden 60 dakika, bir dakika neden 60 saniye?
Bir saat neden 60 dakika, bir dakika neden 60 saniye?
İçeriği Görüntüle

Hayvanlarla iletişim kurma fikri uzun yıllar boyunca yalnızca bilim kurgu eserlerinde ve filmlerde karşımıza çıkarken, son yıllarda gelişen yapay zekâ ve ses analiz teknolojileri bu alanda ciddi bilimsel çalışmaların önünü açtı. Hayvanlarla iletişime dair araştırmalara ödül veren Coller Dolittle Yarışması’nın ilk kazananı, yunusların çıkardığı bazı ıslığa benzer seslerin insan kelimelerine benzer işlevler taşıyabileceğini ortaya koyan ABD’li bir ekip oldu.

Yeni teknolojiler doğanın seslerini görünür kılıyor

Gelişmiş mikrofonlar ve kayıt sistemleri sayesinde insan kulağının duyamadığı ultrasonik ve infrasonik sesler artık analiz edilebiliyor. Uzmanlara göre yarasalar 200 kHz’in üzerinde sesler çıkarırken, filler ise düşük frekanslı infrasonik seslerle uzun mesafelerde iletişim kurabiliyor. Bu sesler, hayvanların sosyal davranışlarını, duygusal durumlarını ve çevresel tepkilerini anlamada önemli ipuçları sunuyor.

Fillerden elde edilen veriler yapay zekâyla analiz ediliyor

Bilim insanları, özellikle Afrika fillerine ait geniş ses veri tabanlarını yapay zekâ ile birleştirerek hayvan davranışlarını sınıflandırmaya çalışıyor. Cornell Üniversitesi’ndeki Elephant Listening Project kapsamında toplanan ses kayıtları, yaş, cinsiyet ve davranış gibi etiketlerle işlenerek algoritmaların eğitilmesinde kullanılıyor. Araştırmacılar, bu sistemin gelecekte stres, tehdit algısı veya hareketlilik gibi durumları önceden tespit edebileceğini ve hatta insan-hayvan çatışmalarını azaltmada kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak bilim insanları, yapay zekânın arka plandaki diğer sesleri (örneğin kuş sesleri veya çevresel gürültü) yanlış yorumlama riskine de dikkat çekiyor.

Balina ve yunus iletişimi çözülmeye çalışılıyor

Balinaların tıklama sesleri ve yunusların ıslığa benzer iletişim biçimleri de araştırmaların odağında yer alıyor. New York Şehir Üniversitesi’nden bilim insanları, yapay zekâ ile balina seslerindeki yapısal örüntüleri analiz ederek bir sonraki sesleri tahmin etmeye yönelik çalışmalar yürütüyor. Cetacean Translation Initiative (Ceti) projesi kapsamında ise amaç, balinaların iletişim sistemini çözerek onların davranışlarını daha iyi anlamak olarak tanımlanıyor. Araştırmacılar, bunun doğrudan “konuşma” değil, daha çok “dinleme ve çözümleme” süreci olduğunu vurguluyor.

İki yönlü iletişim tartışması

Uzmanlar, hayvanlarla doğrudan konuşmanın sanıldığı kadar basit olmayabileceğini belirtiyor. St. Andrews Üniversitesi’nden araştırmacı Prof. Vincent Janik, hayvan iletişiminin insan dilinden farklı biyolojik temellere dayandığını ve bu nedenle birebir bir “çeviri” sisteminin zor olduğunu ifade ediyor. Bilim insanlarına göre asıl hedef, hayvanlarla konuşmak değil; onların iletişim biçimlerini doğru şekilde anlamak ve davranışlarını daha iyi yorumlayabilmek. Yapay zekânın bu süreçte güçlü bir araç olduğu ancak insan yorumunun hâlâ kritik rol oynadığı vurgulanıyor.

Kaynak: BBC