Sonbaharda saç dökülmesine dikkat: Uzmanından erken tanı uyarısı
Sonbaharda saç dökülmesine dikkat: Uzmanından erken tanı uyarısı
İçeriği Görüntüle

Yaş ilerledikçe gözün doğal merceğinin esnekliğini kaybetmesi, yakın mesafeyi görmeyi zorlaştırırken katarakt gelişimi de görme kalitesini düşürebiliyor. Göz cerrahisindeki teknolojik gelişmeler, uygun hastalarda uygulanan göz içi mercek tedavileriyle hem kataraktın giderilmesine hem de farklı mesafelerde gözlük ihtiyacının azaltılmasına olanak sağlıyor. Halk arasında “akıllı lens” olarak adlandırılan özellikli mercekler, hastanın göz yapısı ve görme ihtiyaçları dikkate alınarak seçiliyor.

“Akıllı lens” olarak bilinen merceklerin gerçek adı farklı

Daviva Avcılar Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Diclehan Ali Dicle, tıp literatüründe “akıllı lens” şeklinde bir tanım bulunmadığını, bu ifadenin toplumda yaygınlaşan bir benzetme olduğunu belirtti. Dicle, gözün doğal merceğinin genç yaşlarda şekil değiştirerek farklı uzaklıklardaki nesnelere odaklanabildiğini, yaklaşık 40-45 yaşlarından itibaren ise bu yeteneğin azalmaya başladığını ifade etti.

Doğal merceğin kalınlığını ve kırma gücünü değiştirerek yakın ve uzak mesafeler arasında uyum sağladığını aktaran Dicle, göz içine yerleştirilen yapay merceklerin ise bu biyolojik hareket kabiliyetine sahip olmadığını kaydetti.

Trifokal ve EDOF mercekler hangi özellikleri taşıyor?

Katarakt veya şeffaf lens cerrahisinde kullanılan özellikli göz içi mercekleri, standart tek odaklı merceklerden farklı olarak birden fazla mesafede görüş sağlamayı hedefliyor. Standart monofokal mercekler genellikle uzak görüşü düzeltirken yakın ve orta mesafelerde gözlük ihtiyacı devam edebiliyor.

Özellikli mercekler arasında özellikle iki tür öne çıkıyor:

  • Trifokal mercekler: Uzak, orta ve yakın mesafelerde görüş sağlamayı hedefliyor. Bilgisayar kullanımı ve kitap okuma gibi günlük faaliyetlerde gözlük ihtiyacını azaltabiliyor.

  • EDOF mercekler: Odak derinliğini artırarak özellikle uzak ve orta mesafelerde daha kesintisiz bir görüş sunmayı amaçlıyor. Yakın görüş performansı ise kullanılan merceğin özelliklerine göre değişebiliyor.

Dicle, bu merceklerin astigmatizması bulunan hastalara yönelik torik modellerinin de bulunduğunu ve uygun durumlarda astigmatizmanın aynı ameliyat sırasında düzeltilebildiğini belirtti.

Her hasta bu tedavi için uygun olmayabilir

Özellikli göz içi merceklerinin uygulanabilmesi için hastanın yaşı, görme ihtiyacı ve göz dokularının sağlık durumunun değerlendirilmesi gerekiyor. Dicle’nin verdiği bilgilere göre tedavi, belirli koşulları karşılayan hastalarda tercih ediliyor.

Kataraktı bulunmayan kişilerde, özellikle 45 yaş sonrasında doğal merceğin esnekliğini kaybetmesiyle ortaya çıkan yakın görme sorunları ve uzak-yakın gözlük ihtiyacı değerlendirmeye alınabiliyor. Katarakt ameliyatı olması gereken ve ameliyat sonrasında gözlük kullanımını azaltmak isteyen hastalar da uygun adaylar arasında yer alabiliyor.

Bununla birlikte kornea ve retina başta olmak üzere gözün diğer yapılarının sağlıklı olması önem taşıyor. Bu dokulardaki bazı hastalıklar, özellikli merceklerin sağlayacağı optik performansı olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle mercek seçiminin kapsamlı bir göz muayenesi sonrasında yapılması gerekiyor.

Ameliyat sonrasında ışık hareleri görülebiliyor

Özellikli merceklerin çalışma prensibi, gelen ışığı farklı odaklara yönlendiren özel optik halkalara ve yapılara dayanıyor. Bu sistem, birden fazla mesafede görüş sağlamaya yardımcı olurken bazı optik etkileri de beraberinde getirebiliyor.

Dicle, ışığın farklı odaklara paylaştırılması nedeniyle özellikle loş ortamlarda kontrast duyarlılığında azalma yaşanabileceğini belirtti. Ayrıca karanlık ortamlarda ışıkların çevresinde hareler, parlama ve yıldız biçiminde saçılmalar görülebileceğini ifade etti.

Bu etkiler özellikle gece araç kullanan kişiler açısından önem taşıyor. Bu nedenle hastanın günlük yaşam alışkanlıkları, gece sürüşü ihtiyacı ve beklentileri ameliyat öncesinde değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor.

Beynin yeni görüntüye uyum sağlaması zaman alabiliyor

Ameliyat sonrasında ortaya çıkabilen ışık hareleri ve parlama gibi etkilerin zaman içerisinde azalmasında nöroadaptasyon adı verilen süreç rol oynayabiliyor. Dicle, beynin yeni görme biçimine uyum sağlayarak zamanla bazı optik etkileri daha az fark edilir hale getirebildiğini söyledi.

Bu uyum sürecinin ortalama 3 ila 6 ay sürebildiğini belirten Dicle, söz konusu etkilerin birçok hastada zamanla daha az rahatsız edici hale geldiğini aktardı. Ancak belirtilerin her hastada aynı şekilde ilerlemediği ve bazı kişilerde kalıcı olabildiği göz önünde bulundurulmalı.

Tedavide hedef yaşam konforunu artırmak

Dicle, özellikli mercek cerrahisinin temel amacının hastanın görme kalitesini ve günlük yaşam konforunu artırmak olduğunu vurguladı. Doğru hasta seçimi ve kişiye özel planlamayla uzak, orta ve yakın mesafelerde gözlük ihtiyacının önemli ölçüde azaltılabileceğini belirtti.

Bu tedaviler sayesinde uygun hastalar sabah saatlerini görebilme, telefon mesajlarını okuyabilme, bilgisayar kullanabilme ve araç kullanma gibi günlük faaliyetlerini daha az gözlük bağımlılığıyla sürdürebiliyor. Bununla birlikte sonuçların göz yapısına, seçilen merceğe ve kişinin görme beklentilerine göre değişebildiği belirtiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi