İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim 2025’te sokak ortasında saldırıya uğrayan Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın karar duruşması Bakırköy 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin duruşmaya katılırken, taraf avukatları da salonda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, dosyadaki delilleri ve sanıkların savunmalarını değerlendirdikten sonra iki sanığın da “kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca sanıklar yönünden haksız tahrik indirimi uygulanmasına ve takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına hükmetti. Karara karşı istinaf yolu açık bırakılırken, taraflara iki hafta içinde başvuru yapabilecekleri bildirildi.
Hakan Tosun davasında karar açıklandı
Davanın karar duruşmasında mahkeme, sanıkların olay sırasındaki eylemlerinin Tosun’un ölümüne neden olduğu değerlendirmesini yaptı. Dosyada yer alan kamera kayıtları, adli tıp raporu ve diğer deliller birlikte ele alınırken, savcılık daha önce iki sanığın da öldürme kastıyla hareket ettiğini savunmuştu. Mahkeme heyetinin kararıyla birlikte yaklaşık bir yıldır devam eden yargılamada ilk derece mahkemesi açısından hüküm kurulmuş oldu. Savcılık esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların Tosun’a birden fazla kez yumruk ve tekmeyle vurduğunu ve saldırının Tosun yerdeyken de sürdüğünü belirtmişti. Mütalaada, sanıkların eylemleri ile ölüm arasında doğrudan bağ bulunduğu ve saldırının gerçekleştiriliş biçiminin öldürme kastını ortaya koyduğu değerlendirmesine yer verilmişti. Savcı ayrıca Tosun’dan kaynaklanan ve sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmasını gerektirecek bir eylem bulunmadığını ifade etmişti.
Adli Tıp raporunda ölüm nedeni kafa travması olarak yer aldı
Dosyaya giren Adli Tıp Kurumu raporu da davanın önemli delilleri arasında yer aldı. Raporda Hakan Tosun’un kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemiklerinde meydana gelen kırıklar ile kafa içi ve beyin kanaması sonucunda yaşamını yitirdiği belirtildi. Savcılık, bu tıbbi bulguların saldırının niteliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve sanıkların eylemleri ile Tosun’un ölümü arasında doğrudan nedensellik bulunduğunu savundu. Dava boyunca savunma tarafı ise sanıkların öldürme kastıyla hareket etmediğini ileri sürdü. Sanıklardan Abdurrahman Murat, olay sırasında amacının Tosun’u uzaklaştırmak olduğunu savunurken, dosyada sanıkların Tosun’un kendilerine küfrettiği yönündeki iddiaları da yer aldı. Mahkemenin son kararında ise bu savunmalar doğrultusunda haksız tahrik veya takdiri indirim uygulanmasına gerek görülmedi.
Sanıklar saldırının niteliğine ilişkin farklı savunmalar yaptı
Davanın önceki duruşmalarında sanıkların olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin farklı anlatımları gündeme gelmişti. Abdurrahman Murat, Tosun’a yönelik eyleminin amacının kendisinden uzaklaştırmak olduğunu ileri sürerken, Adnan Şahin ise olay yerine geldiğinde Tosun’u yerde gördüğünü ve kendisinin yalnızca olaydan uzaklaşmaya çalıştığını savunmuştu. Sanıkların bu anlatımları, dosyadaki kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla birlikte mahkemenin değerlendirmesine konu oldu. Savunma tarafının açıklamalarına karşı Tosun ailesinin avukatları, olay anına ilişkin kamera kayıtlarının saldırının boyutunu ortaya koyduğunu belirtti. Dosyada bulunan görüntüler üzerinden bazı tanıkların “olayı görmedikleri” yönündeki beyanlarının da tartışmalı hale geldiği savunuldu. Özellikle saldırının kaç kişi tarafından ve ne şekilde gerçekleştirildiğine ilişkin tartışmalar davanın önceki celselerinde önemli başlıklardan biri oldu.
Aile üçüncü bir kişinin de yargılanmasını istiyordu
Hakan Tosun’un ailesi ve avukatları, dosyada tanık olarak yer alan Y.Ö. isimli üçüncü kişinin de “kasten öldürmeye yardım” suçundan yargılanması gerektiğini savunuyordu. Aile, kamera görüntülerinde görülen motosikletli kişi üzerinden de soru işaretlerinin bulunduğunu ifade ederek olayın tüm yönleriyle soruşturulmasını talep etti. Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, ağabeyinin hastaneye kaldırılmasının ardından uzun süre kendilerine haber verilmediğini belirterek Esenyurt’taki Mevlana Polis Merkezi hakkında da suç duyurusunda bulunmuştu. Aile, Tosun’un kimliğinin zamanında tespit edilmemesi nedeniyle kendilerine geç haber verildiğini savunurken, bu konuda görevli polislerin de soruşturulmasını istemişti.
Davanın önceki duruşmalarında güvenlik önlemleri alınmıştı
Hakan Tosun davasının önceki duruşmalarında mahkeme salonuna basın mensuplarının alınmasına ilişkin tartışmalar da yaşanmıştı. 8 Temmuz’daki ikinci duruşma öncesinde basının salona alınmaması yönündeki karar nedeniyle adliye koridorlarında gerginlik yaşanmış, daha sonra yalnızca dört gazetecinin salona alınmasına karar verilmişti. Diğer gazeteciler ve izleyiciler duruşmayı başka bir salondan SEGBİS sistemi üzerinden takip etmişti. 7 Ekim’deki karar duruşması öncesinde de Bakırköy Adliyesi çevresinde ve duruşma salonunun bulunduğu katta yoğun güvenlik önlemleri alındı. Tosun’un ailesi, avukatları, siyasetçiler ve hak savunucuları duruşma öncesinde adliye önünde toplanarak adalet çağrısı yaptı.
Hakan Tosun 2025'te hayatını kaybetti
Gazeteci ve belgeselci Hakan Tosun, 10 Ekim 2025’te İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Tosun, kaldırıldığı hastanede üç gün sonra, 13 Ekim 2025’te yaşamını yitirdi. Tosun’un ölümünün ardından çok sayıda ekoloji platformu ve sivil toplum kuruluşu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu. Türkiye İşçi Partisi milletvekili Sera Kadıgil de 2025’te yaptığı açıklamalarda saldırının nedeninin ve Tosun’un hedef alınıp alınmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.
Hakan Tosun kimdir?
1975 yılında İstanbul’da doğan Hakan Tosun, medya sektörüne 1993 yılında özel radyoların yayına başlamasıyla teknik danışman olarak adım attı. 1998 yılında İzmir’e yerleşen Tosun, çeşitli yerel televizyon kanallarında haber montaj operatörü olarak çalıştı ve ilerleyen yıllarda bağımsız belgesel çalışmalarına yöneldi. 2009’dan itibaren belgesel yapımcılığına ağırlık veren Tosun, özellikle doğa, kent mücadelesi ve toplumsal direniş konularındaki çalışmalarıyla tanındı. “Çatılara Doğru”, “Tekel İşçileri”, “Büyük Anadolu Yürüyüşü”, “Dönüşüm (Gentrification)” ve “Validebağ Direnişi” gibi yapımlarla adından söz ettiren Tosun, gazeteciliğin yanı sıra doğa ve kent hakkı alanındaki çalışmalarıyla da biliniyordu. Tosun’un ölümüne ilişkin davada iki sanık hakkında verilen müebbet hapis cezaları, kararın ilk derece mahkemesi aşamasını oluşturuyor. Tarafların istinaf yoluna başvurabilmesi nedeniyle dosyadaki yargısal süreç henüz tamamen sona ermiş değil.





