Fransa'da okullardaki personel eksikliği, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösteriler, ülkenin birçok kentinde şiddet olaylarına sahne oldu. 17 Ekim'de başlayan protestolarda Paris başta olmak üzere Marsilya, Lyon, Lille ve Limoges gibi kentlerde araçlar ve binalar ateşe verildi, iş yerleri yağmalandı. Fransız hükümeti olayları şiddetin tırmanması olarak değerlendirirken, İçişleri Bakanlığı ülke genelinde yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Paris'te polisle göstericiler arasında çatışma
Başkent Paris'te çevik kuvvet polisi ile göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Güvenlik güçleri kalabalığa göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale ederken, bazı grupların sokaklarda ateş yaktığı ve araçları kundakladığı bildirildi. Paris'in yanı sıra Marsilya ve Lille'de de mağazaların yağmalandığı, çeşitli iş yerleri ile kamu binalarında hasar meydana geldiği aktarıldı. Limoges kentindeki belediye binasında çıkan yangında çatının bir bölümünün çöktüğü açıklanırken, Lyon'daki turizm ofisinin de yangında zarar gördüğü belirtildi. Lyon Belediye Başkanı Grégory Doucet, tarihi turizm ofisinin ateşe verilmesini “trajedi” olarak nitelendirerek binanın kent açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Saint-Étienne Belediye Başkanı Régis Juanico ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, küçük bir patlayıcının infilak etmesi sonucu bir gencin elinin koptuğunu bildirdi. Ülkenin farklı bölgelerinde de binaların zarar gördüğü ve yağma olaylarının yaşandığı kaydedildi.

Macron'dan sükunet ve düzen çağrısı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ulusal televizyonda yaptığı konuşmada şiddet olaylarının daha fazla tırmanmaması gerektiğini belirterek sükunet ve düzen çağrısında bulundu. Protestocuların dile getirdiği taleplerle yağma ve kundaklama eylemlerine katılanların birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Macron, şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını ifade etti. Macron, kamu binalarına ve iş yerlerine saldıranların yargı önünde hesap vereceğini belirtirken, güvenlik güçlerinin müdahalesi konusunda da tam şeffaflık sağlanacağını söyledi. Yerel yöneticilerin mağazaları ve kamu binalarını korumak için birlikte çalışacağını kaydetti.

Protestoların odağında eğitim ve hayat pahalılığı var
Fransa'da son haftalarda özellikle lise öğrencileri, 15-18 yaş grubunun eğitim gördüğü okullardaki personel eksikliğini ve binaların bakımsızlığını protesto ediyordu. Sendikaların ve farklı protesto gruplarının da eylemlere katılmasıyla gösterilerin kapsamı genişledi. Hayat pahalılığı ve yakıt fiyatlarındaki artış da protestocuların öne çıkardığı konular arasında yer aldı. Eylemlere, 2018'de hayat pahalılığına karşı başlayan ve ülke genelinde geniş destek bulan Sarı Yelekliler hareketinden katılanların da bulunduğu bildirildi. Hükümet ise eğitim alanındaki taleplere yönelik adımlar kapsamında, eksik öğretmenlerin yerine görev yapmak üzere 3 bin ek öğretmen sağlanacağını duyurdu.

Siyasi tartışmalar da büyüyor
Gösteriler, Fransa'daki siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Boyun Eğmeyen Fransa partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, polis müdahalesini eleştirerek güvenlik güçlerini göstericilere karşı kontrolsüz güç kullanmakla suçladı; ancak yağma ve kundaklama olaylarını da kınadı. Başbakan Sébastien Lecornu, Mélenchon'un açıklamalarını “tehlikeli ve art niyetli” olarak nitelendirirken, bazı grupların şiddet yoluyla siyasi gündemlerini dayatmaya çalıştığını öne sürdü. Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen de protestocuların meşru taleplerinin aşırı sol tarafından yönlendirildiğini savunarak Mélenchon'u şiddeti körüklemekle suçladı. Hükümetin çağrılarına ve eğitim alanında açıkladığı adımlara rağmen ülkenin farklı kentlerinde protestolar ve güvenlik olayları devam etti.




