YAŞAM

Evinizdeki bu eşyalar enerjinizi düşürüyor olabilir: Feng Shui'ye göre dikkat edilmesi gerekenler

Spiritüel inanışlara ve Feng Shui gibi enerji disiplinlerine göre evde bulunan bazı eşyaların yaşam alanındaki enerji akışını olumsuz etkilediğine inanılıyor. Kırık eşyalardan kurumuş çiçeklere, çalışmayan saatlerden geçmişi hatırlatan objelere kadar bazı eşyalar, evin atmosferini değiştirebileceği düşünülen unsurlar arasında yer alıyor.

Abone Ol

Evler yalnızca yaşadığımız ve eşyalarımızı sakladığımız alanlar değil. Spiritüel inanışlarda evin düzeninin, kullanılan eşyaların ve hatta bazı objelerin kişinin ruh hali üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor. Özellikle Feng Shui gibi enerji disiplinlerinde yaşam alanındaki “Çi” olarak adlandırılan enerji akışının dengeli olması önem taşıyor. Bu yaklaşım bilimsel bir gerçek olarak kabul edilmese de, ev düzenine ilişkin bazı öneriler son yıllarda dekorasyon ve yaşam tarzı içeriklerinde de sıkça gündeme geliyor. Peki hangi eşyaların evde “durgun” veya olumsuz enerji oluşturduğuna inanılıyor?

Kırık ve çatlak eşyalar

Çatlamış bir bardak, kırık bir tabak ya da uzun süredir tamir edilmeyi bekleyen bir eşya, spiritüel inanışlarda tamamlanmamışlıkla ilişkilendiriliyor. Bu yaklaşıma göre kullanılmaya devam edilen veya bir köşede bekletilen hasarlı eşyalar, yaşam alanında “kırık” bir enerjiyi temsil ediyor. Bu nedenle tamir edilebilecek eşyaların onarılması, artık kullanılmayacak durumda olanların ise evden çıkarılması öneriliyor. Buradaki yaklaşım yalnızca eşyanın fiziksel durumuyla sınırlı değil. Kişinin her gün gördüğü ancak bir türlü ilgilenmediği kırık bir eşyanın, tamamlanmamış bir işi hatırlatması nedeniyle psikolojik olarak da rahatsızlık yaratabileceği düşünülüyor.

Kurumuş çiçekler ve solmuş bitkiler

Canlılığını kaybetmiş çiçekler de spiritüel inanışlarda dikkat çeken objeler arasında. Taze çiçekler ve canlı bitkiler yaşamla ilişkilendirilirken, tamamen kurumuş veya solmuş bitkilerin “durgun enerjiyi” temsil ettiği düşünülüyor. Bu nedenle uzun süre önce canlılığını kaybetmiş bitkilerin yaşam alanında tutulmaması tavsiye ediliyor. Ancak burada önemli olan nokta, kurutulmuş çiçeklerin tamamının olumsuz kabul edilmemesi. Bazı kişiler için kurutulmuş çiçekler dekoratif veya duygusal bir anlam taşıyabiliyor. Spiritüel yaklaşımlarda asıl vurgu, kişinin artık kendisine iyi gelmeyen ve yalnızca geçmişten kalan nesneleri ayıklaması üzerine yapılıyor.

Çalışmayan saatler

Pili bitmiş veya uzun süredir durmuş bir saat de bu listede yer alıyor. Feng Shui ve benzeri spiritüel yaklaşımlarda çalışan saatler hayatın akışıyla ilişkilendirilirken, durmuş saatlerin “zamanın ilerlemediği” hissini sembolize ettiği düşünülüyor. Bu nedenle evde bulunan bozuk saatlerin çalışır hale getirilmesi ya da artık kullanılmayacak durumdaysa kaldırılması öneriliyor.

Kötü anıları hatırlatan eşyalar

Bir eşyanın enerjisini belirleyen şeyin yalnızca kendisi olmadığı, kişinin o eşyayla kurduğu ilişkinin de önemli olduğu düşünülüyor. Eski bir ilişkiyi, aile içindeki bir tartışmayı, zor bir dönemi veya kişinin kendisini kötü hissettiği bir zamanı hatırlatan eşyalar buna örnek gösteriliyor. Spiritüel yaklaşımlara göre kişi bir objeye her baktığında geçmişte yaşadığı olumsuz duyguları yeniden hatırlıyorsa, o eşyanın yaşam alanındaki varlığı sorgulanabilir. Bu nedenle “Bir gün lazım olur” düşüncesiyle yıllarca saklanan bazı eşyalar yerine, kişiye bugün nasıl hissettirdiğinin değerlendirilmesi öneriliyor.

Uzun süredir kullanılmayan eşyalar

Dolapların arkasında, çekmecelerde veya evin kullanılmayan köşelerinde biriken eşyalar da enerji akışı açısından tartışılan unsurlar arasında. Feng Shui'de yaşam alanının gereksiz eşyalardan arındırılması önemli uygulamalardan biri. Kullanılmayan eşyaların azaltılmasıyla evin daha ferah hale gelmesinin, kişinin de kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle özellikle uzun zamandır kullanılmayan kıyafetler, eski elektronik cihazlar, gereksiz dekorasyon ürünleri ve artık ihtiyaç duyulmayan eşyalar gözden geçiriliyor.

Sivri ve keskin objeler

Keskin köşeli veya sivri dekoratif objeler de bazı Feng Shui uygulamalarında dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında gösteriliyor. Özellikle oturma alanlarında kişiye doğru yönelen sivri uçların daha sert ve gergin bir atmosfer oluşturabileceğine inanılıyor. Bu nedenle yaşam alanlarında daha yumuşak formlara sahip dekoratif objelerin tercih edilmesi öneriliyor. Benzer şekilde şiddet veya yoğun çatışma içeren görsellerin de bazı spiritüel yaklaşımlarda evin atmosferi açısından uygun olmadığı düşünülüyor.

Aynalar neden tartışılıyor?

Aynalar da Feng Shui'de özel bir yere sahip. Aynanın kendisinin “negatif” olduğu düşüncesinden ziyade, nerede ve nasıl konumlandırıldığı önem taşıyor. Özellikle yatağı doğrudan gösteren aynalar konusunda farklı Feng Shui yorumları bulunuyor. Bazı inanışlarda yatak odasında yatağın karşısındaki aynanın uyku sırasında huzursuzluk yaratabileceği düşünülürken, aynaların doğru konumlandırıldığında alanı daha geniş ve aydınlık göstermeye yardımcı olabileceği de kabul ediliyor. Dolayısıyla burada tek bir “ayna kullanmayın” kuralından söz etmek mümkün değil.

Peki evin enerjisini değiştirmek için ne yapılabilir?

Spiritüel inanışlara göre yaşam alanındaki enerjiyi yenilemek isteyenlerin öncelikle kullanmadıkları ve kendilerinde olumsuz duygu uyandıran eşyalardan kurtulması öneriliyor. Kırık eşyaların tamir edilmesi, durmuş saatlerin çalıştırılması, solmuş bitkilerin yenilenmesi ve evin düzenli olarak havalandırılması da sık dile getirilen öneriler arasında. Ancak bu uygulamaların kişinin enerjisini gerçekten değiştirdiğine ilişkin bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu önerileri kesin sonuç veren yöntemler olarak değil, spiritüel ve kültürel inanışlar çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Sonuçta bir evde hangi eşyanın tutulacağı yalnızca Feng Shui kurallarıyla değil, kişinin o eşya ile kurduğu ilişkiyle de bağlantılı. Bir obje güzel bir anıyı temsil ediyorsa anlamı farklı olabilir; kişinin her gördüğünde kendisini kötü hissetmesine neden oluyorsa aynı eşya bambaşka bir anlam taşıyabilir. Belki de bu inanışların ortak noktasını tek bir soruyla özetlemek mümkün: Evinizdeki eşyalara baktığınızda kendinizi iyi mi hissediyorsunuz, yoksa bazıları size geçmişte bırakmak istediğiniz şeyleri mi hatırlatıyor?