Dünya genelinde enerji piyasaları, ham petrolden çok rafine ürünlerdeki arz sıkıntısıyla karşı karşıya. Dizel, taşımacılık ve tarım başta olmak üzere üretim zincirinin çok sayıda alanında temel yakıt olarak kullanılırken, Orta Doğu’daki rafineri hasarları, Rusya’daki üretim kayıpları ve deniz taşımacılığındaki sorunlar küresel piyasada dizel arzını baskılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da dizel fiyatlarının savaş öncesine kıyasla ulaştırma ve tarım sektörlerinde yaklaşık iki katına çıktığını belirterek, bu artışın kısa süre içinde küresel enflasyonu yukarı yönlü baskılayabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa dizelde dışa bağımlı
Dizel krizinin en fazla hissedildiği bölgelerden biri Avrupa. Kıta, Rus yakıtına olan bağımlılığını azaltırken kendi rafineri kapasitesindeki daralma nedeniyle ithalata daha fazla yönelmek zorunda kaldı. ABD’nin Avrupa’ya yaptığı dizel sevkiyatının da artması, kıtanın dış kaynaklara olan bağımlılığını daha görünür hale getirdi. Eylül ayında Avrupa’nın dizel ithalatında ABD’nin payının yüzde 41’e ulaştığı bildirildi. Avrupa ülkeleri ayrıca stratejik yakıt stoklarını belirli seviyelerde tutmak zorunda. Reuters’a göre AB ülkeleri en az 90 günlük net petrol ithalatını veya 61 günlük iç tüketimi karşılayacak düzeyde acil petrol stoku bulunduruyor. Ancak mevcut sıkışıklığın uzaması, bu güvenlik tamponunun kullanılmasını daha kritik hale getiriyor.
ABD’de dizel fiyatı tarihi seviyeye çıktı
Dizel krizinin etkisi ABD’de de görülüyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre ülke genelinde karayolu dizelinin galon fiyatı 21 Eylül haftasında 6,529 dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktı. 28 Eylül haftasında ise ortalama 6,382 dolara geriledi ancak fiyatlar yine de olağan seviyelerin oldukça üzerinde kaldı. Yüksek maliyet özellikle bağımsız kamyoncular ve küçük nakliye şirketleri üzerinde baskı oluşturuyor. ABD’de bazı sürücülerin yakıt masrafını karşılayabilmek için yemeklerini araçlarında hazırladığı, park ücretlerinden kaçınmak için kamyonlarında uyuduğu ve işletme giderlerini kısmaya çalıştığı aktarılıyor. Son dönemde çok sayıda küçük nakliye şirketinin de iflas başvurusunda bulunduğu bildirildi.
Krizin merkezinde rafineriler var
Mevcut tablo yalnızca ham petrol arzıyla açıklanmıyor. Asıl sorun, ham petrolün dizel ve diğer rafine ürünlere dönüştürüldüğü rafineri kapasitesindeki kayıp. Kpler verilerine göre Orta Doğu’daki rafineri faaliyetleri savaş öncesindeki seviyelerin önemli ölçüde altında kalırken, bölgede rafine ürün arzında yaklaşık günlük 4 milyon varillik kayıp yaşandı. Kurum, hasar gören rafinerilerin tam anlamıyla eski kapasitesine dönmesinin kısa vadede mümkün olmayabileceğini ve toparlanmanın 2027’ye sarkabileceğini öngörüyor. Rusya’da ise rafinerilere yönelik saldırılar ve ihracat kısıtlamaları dizel piyasasındaki sıkışıklığı artırıyor. Reuters, Rusya ve Körfez bölgesinden gelen dizel kaybının küresel arz açığını büyüttüğünü ve rafineri kapasitesindeki sorunların kış boyunca etkisini sürdürebileceğini aktarıyor.
G7’den 100 milyon varillik hamle
Fiyatlardaki yükseliş ve arz sıkışıklığı karşısında G7 ülkeleri harekete geçti. Grup, Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda acil rezervlerden dört ay içinde toplam 100 milyon varile kadar ham petrol ve yakıt piyasaya sürme kararı aldı. Plan kapsamında ilk 20 gün içinde önemli miktarda dizel piyasaya verilmesi öngörülüyor. Açıklamanın ardından petrol fiyatlarında kısa süreli düşüş görülürken, piyasanın kalıcı biçimde rahatlayıp rahatlamayacağı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ancak stratejik rezervlerin piyasaya sürülmesi, tek başına rafineri kapasitesindeki açığı ortadan kaldırmıyor. Ham petrolün dizel gibi ürünlere dönüştürülebilmesi için yeterli rafineri kapasitesi ve güvenli taşımacılık altyapısı gerekiyor. Bu nedenle rezervlerden yapılacak satışın fiyat baskısını geçici olarak azaltması beklenirken, arz-talep dengesinin kalıcı şekilde düzelmesi için daha uzun vadeli adımlar gerekiyor.
100 milyon varil ne kadar büyük?
G7’nin açıkladığı 100 milyon varillik miktar ilk bakışta oldukça yüksek görünse de küresel petrol tüketimiyle karşılaştırıldığında sınırlı kalıyor. Dünya genelinde günlük petrol talebinin yaklaşık 100 milyon varil civarında olması nedeniyle söz konusu stok miktarı kabaca bir günlük küresel petrol tüketimine karşılık geliyor. Üstelik açıklanan rezervin tamamı dizelden oluşmuyor. Bir bölümünün ham petrol olarak piyasaya verilmesi halinde bunun doğrudan pompaya yansıması mümkün değil; ham petrolün önce rafinerilerde işlenmesi gerekiyor. Bu nedenle rezerv salımının etkisi, hangi ürünün ne kadar ve ne hızla piyasaya verileceğine bağlı olacak.
Çin önemli bir alternatif kaynak olabilir
Arzdaki sıkışıklığın hafifletilmesinde Çin’in rafineri kapasitesi de önem taşıyor. Çin, ağustos ayında ek temiz ürün ihracatına izin vermiş ve rafinerilerin küresel pazara daha fazla ürün göndermesinin önü açılmıştı. Ancak ekim ayında Çinli rafinerilerin, iç piyasadaki stokların düşük olması nedeniyle yakıt ihracatını yeniden durdurması küresel dizel piyasası açısından yeni bir risk oluşturdu. Reuters, bazı Çinli rafinerilerin ekim sevkiyatlarını iptal ettiğini veya ertelediğini bildirdi. Bu gelişme, Avrupa ve diğer ithalatçı bölgelerin alternatif tedarik kaynakları bulmasını daha da önemli hale getiriyor.
Dizel fiyatı neden ekonominin tamamını etkiliyor?
Dizel, yalnızca otomobillerde kullanılan bir yakıt değil. Kamyon ve lojistik araçlarından traktörlere, inşaat makinelerinden deniz taşımacılığına kadar üretim ve dağıtım zincirinin birçok aşamasında kullanılıyor. Bu nedenle dizel fiyatındaki yükseliş, yalnızca akaryakıt istasyonundaki pompa fiyatını artırmıyor. Taşımacılık maliyetlerinin yükselmesi, tarım ve sanayi giderlerinin artması ve malların raflara ulaştırılmasının pahalanması üzerinden tüketici fiyatlarına da yansıyabiliyor. IEA Başkanı Fatih Birol’un uyarısı da bu noktaya dayanıyor; Birol, dizel fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonu kısa sürede yukarı çekebileceğini belirtiyor.
Türkiye’de motorin 100 liranın üzerine çıktı
Küresel dizel krizi Türkiye’deki pompa fiyatlarına da yansıdı. İstanbul Avrupa Yakası’nda motorinin litre fiyatı 17 Eylül 2026’da 100,31 liraya çıkarak ilk kez 100 lira seviyesini aştı. Aynı tarihte Ankara’da 101,43 lira, İzmir’de ise 101,70 lira seviyeleri görüldü. Petrol fiyatlarındaki gerileme ve sonraki fiyat değişiklikleriyle motorin 1 Ekim’de İstanbul Avrupa Yakası’nda 97,10 liraya, Ankara’da 98,20 liraya ve İzmir’de 98,50 liraya geriledi. Buna rağmen fiyatlar savaş öncesi dönemin belirgin şekilde üzerinde seyrediyor.
Kalıcı çözüm için rafinerilerin toparlanması gerekiyor
Piyasadaki kısa vadeli rahatlama için G7’nin rezerv satışının yanında Orta Doğu’dan petrol ve rafine ürün ihracatının yeniden düzenli hale gelmesi, Rusya’daki rafineri kayıplarının azalması ve diğer üreticilerin daha fazla dizel üretebilmesi gerekiyor. Reuters’ın son değerlendirmelerine göre Orta Doğu’dan ham petrol ihracatında kısmi toparlanma görülse de rafine ürün tarafındaki sıkışıklık devam ediyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılar ve tanker taşımacılığındaki riskler de enerji tedarik zincirini kırılgan tutuyor. Bu nedenle G7’nin 100 milyon varillik hamlesinin piyasaya nefes aldırması beklenirken, dizel krizinin tamamen sona ermesi için jeopolitik risklerin azalması ve rafineri kapasitesinin yeniden devreye girmesi gerekiyor.





