Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın 2018 yılında İzmir’in Narlıdere ilçesindeki bir inşaat alanında ölü bulunmasına ilişkin soruşturma kapsamında yeni bir iddianame hazırlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 262 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından dosya, yürütülen ana davayla birleştirildi. Yeni iddianamede, Büyükışık’ın ölümüne ilişkin önceki değerlendirmelerin yanı sıra delillerin muhafaza edilmesi ve olay yeri inceleme süreçlerine yönelik çeşitli iddialara yer verildi.

26 sanık için 7,5 yıla kadar hapis istendi

İddianamede, aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., olay yeri inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.’nin de bulunduğu 26 sanık hakkında cezalandırılmaları talep edildi. 25’i tutuklu 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından 6 aydan 7,5 yıla kadar hapis cezası istendi. Yeni iddianamenin ana davayla birleştirilmesiyle birlikte sanıkların aynı dosya kapsamında yargılanmasının önü açıldı.

SPK'dan Özata Denizcilik işlemlerine ilişkin 11 kişi hakkında suç duyurusu
SPK'dan Özata Denizcilik işlemlerine ilişkin 11 kişi hakkında suç duyurusu
İçeriği Görüntüle

İddianamede demir çubukla darbe ihtimali yer aldı

Yeni iddianamede Büyükışık’ın ölüm nedenine ilişkin yeni bilgi ve tespitlere de yer verildi. Savcılığın değerlendirmesinde, Büyükışık’ın sırt bölgesine sert ve etkili biçimde demir çubukla vurularak darbedilmiş olabileceği ihtimali ele alındı. İddianamede yüksekten düşme ihtimalinin bilimsel olarak tamamen dışlanmadığı belirtilirken, sırt bölgesine demir çubukla vurulduğu yönündeki değerlendirmenin cinayet şüphesini desteklediği ifade edildi. Bu değerlendirme, dosyada ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Olay yeri ve delil süreçlerine ilişkin çok sayıda iddia

İddianamede teknik incelemeler sonucunda ilk aşamalarda “zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler” bulunduğu öne sürüldü. Olay yerinin başlangıçta yeterince muhafaza edilmediği, Büyükışık’a ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında incelenmediği iddiaları dosyada yer aldı. Zamana duyarlı biyolojik örneklerin kriminal incelemeye ancak 13 ay sonra gönderildiği, bu nedenle genetik testlerden sonuç alınamadığı da iddianamede aktarıldı. Şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmediği, sonradan dosyaya giren bazı görüntülerin kaynak bilgilerinin silindiği ve teknik müdahalelere maruz kaldığı da ileri sürüldü.

Telefon ve araç anahtarına ilişkin kayıtlar da incelendi

Dosyada Büyükışık’ın cep telefonu ile araç anahtarının konum verileri arasındaki uyumsuzluklara da dikkat çekildi. İddianamede bu durumun, delillerin muhafaza zincirinin kesintiye uğramış olabileceğine ilişkin değerlendirmelere dayanak oluşturduğu belirtildi. Ayrıca adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olay sürecine dahil olduğu ileri sürülen dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’nin, inşaat şirketi yöneticileriyle yoğun iletişim kurduğu ve delil süreçlerini etkilediği iddia edildi. Söz konusu kişi hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu yönünde de suçlamalar yer aldı.

İlk duruşma 6 Kasım’da

Davaya ilişkin ilk duruşmanın 6 Kasım 2026 tarihinde İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi planlanıyor. Birleştirilen dosya kapsamında 26 sanığın aynı duruşmada hakim karşısına çıkması bekleniyor. Dorukhan Büyükışık’ın babası Ethem Büyükışık da davanın yeni aşamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyükışık, duruşmada oğlunun ölümüne ilişkin fiziksel ve biyolojik bulgular üzerinden sorular yönelteceklerini belirterek, yüksekten düşme iddiasıyla ilgili çeşitli çelişkiler bulunduğunu savundu. Büyükışık, özellikle 27 metre yükseklikten beton zemine düşme iddiası üzerinden oğlunun vücudundaki yaralanmalar, kan izleri ve olay yerindeki konumla ilgili soruların yanıtlanması gerektiğini ifade etti.

Dosyanın geçmişi yeniden gündemde

Dorukhan Büyükışık, 2018 yılında Narlıdere’deki bir inşaat alanında ölü bulunmuştu. Olayın ardından ölümün yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği yönündeki değerlendirmeler kamuoyuna yansırken, aile tarafından olayın aydınlatılması ve delil süreçlerinin yeniden incelenmesi talep edildi. Yeni iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte soruşturma kapsamında delillerin toplanması ve olay yerindeki incelemelere ilişkin iddialar da ayrı bir yargılama başlığı haline geldi. Mahkemenin önümüzdeki süreçte sanıkların savunmaları, mevcut deliller ve yeni teknik incelemeler üzerinden değerlendirme yapması bekleniyor.

Kaynak: NTV