SAĞLIK

DEÜ'lü profesör uyardı: Nemli ve rutubetli evler, halk sağlığını tehdit ediyor

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aylin Özgen Alpaydın, iklim değişikliği ile birlikte artan yağış ve nemin, evlerde rutubet ve küf oluşumunu yaygınlaştırdığını belirterek, İzmir gibi sahil kentlerinde bu durumun daha yüksek görülebileceğine dikkat çekti.

Abone Ol

Prof. Dr. Aylin Özgen Alpaydın, çevresel faktörler nedeniyle ortaya çıkan nem, rutubet ve küfün halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğine dikkat çekerek, “Araştırmalar, evlerdeki nem ve küfün birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Nemli ve küflü ortamlarda yaşayan kişilerde astımın ortaya çıkma ve alevlenme riski artmakta; hırıltı, nefes darlığı ve öksürük gibi solunum şikâyetleri daha sık görülmektedir. Ayrıca burun tıkanıklığı, alerjik rinit ve sinüzit benzeri yakınmalar ile solunum yolu enfeksiyonları ve zatürre riski de artmaktadır. Ciltte egzama ve benzeri sorunlar, baş ağrısı, halsizlik ve genel rahatsızlık hissi bu ortamlarda daha yaygındır. Yetişkinlerde nemli ve küflü evlerde yaşamanın depresyon, kaygı ve duygusal sorunlarla da ilişkili olduğu bilinmektedir,” dedi.

Nemli ortamlar; çocuklarda fiziki, yetişkinlerde ise ruhsal hastalıklara yol açıyor

Bu ortamlarda ayrıca burun tıkanıklığı, alerjik rinit, sinüzit benzeri yakınmalar, solunum yolu enfeksiyonları ve zatürre riskinin de yükseldiğini belirten Alpaydın; ciltte egzama, baş ağrısı, halsizlik ve genel rahatsızlık hissinin daha yaygın görüldüğünü, yetişkinlerde ise nemli ve küflü evlerde yaşamanın depresyon, kaygı ve duygusal sorunlarla ilişkili olduğunun bilindiğini söyledi.

En önemli belirtisi, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi

Evde rutubet veya küf belirtilerinin muhakkak ciddiye alınması gerektiğine dikkat çeken Alpaydın; uzun süren ya da sık tekrarlayan hırıltı, özellikle geceleri artan öksürük, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissinin önemli uyarı işaretleri olduğunu vurguladı.

Sık sinüzit ve nezle atakları, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile boğazda ve gözlerde yanma hissinin de rutubetli ortamlarda daha sık görüldüğünü belirten Alpaydın, çocuklarda tekrarlayan bronşit, zatürre ya da sık üst solunum yolu enfeksiyonlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Çocuklukta maruziyetin etkisi yıllarca sürüyor

Araştırmaların, bebeklik ve erken çocukluk döneminde küf ve neme maruz kalmanın etkilerinin uzun yıllar sürebildiğini gösterdiğini belirten Alpaydın, “Araştırmalar, rutubetli ve küflü evlerde büyüyen çocuklarda kalıcı astım ve tekrarlayan hırıltı, alerjik nezle ve egzama görülme sıklığının daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca nemli ve küflü ortamlarda büyüyen çocukların ilerleyen yıllarda daha sık hastaneye yatmak zorunda kaldığı ve erişkin dönemde solunumla ilişkili sağlık sorunlarının daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir,” dedi.

Evlerde alınması gereken önlemler

Çalışmaların doğrudan “ideal bir nem değeri” ortaya koymasa da, nem ve küfü azaltmaya yönelik uygulamaların belirtilerini anlamlı ölçüde azalttığını belirten Alpaydın, ev ortamında alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

  • İç ortamda bağıl nemin yüzde 40–60 arasında tutulması

  • Yeterli ve dengeli ısıtmanın sağlanması

  • Pencerelerde sürekli buğulanmanın nem sorununun göstergesi olarak dikkate alınması

  • Özellikle banyo ve mutfaklarda düzenli havalandırma yapılması

  • Aspiratör ve mekanik fanların kullanılması

  • Çatı ve tesisat kaynaklı su kaçaklarının gecikmeden onarılması

  • Islanan alanların ilk 24–48 saat içinde tamamen kurutulması

Her olumsuz belirti, sağlık riski taşır

Prof. Dr. Aylin Özgen Alpaydın; görünür küf, küf kokusu, su lekesi, pencere buğulanması, duvarların rutubetlenmesi, nemli yatak ya da battaniye gibi her belirtinin potansiyel bir sağlık riskiyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, “Rutubet ve küf kaynakları erken dönemde giderilmeli, ısıtma ve havalandırma koşulları iyileştirilmeli, belirtilerin görülmesi halinde muhakkak sağlık kurumuna başvurulmalı,” dedi.