CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel cephesi arasındaki kurultay gerilimi, mutlak butlan kararı sonrası yeni bir boyut kazandı. Özgür Özel’in partiyi olağanüstü kurultaya götürmek için başlattığı imza süreci, kurultayın hukuken yapılıp yapılamayacağı ve yapılması halinde mevcut yönetim denkleminde nasıl bir sonuç doğuracağı tartışmalarını beraberinde getirdi. Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, tedbir kararı devam ederken olağanüstü kurultayın mümkün olmadığını ve genel başkanın bu süreci engelleyebileceğini savunurken, Özel cephesi yeterli delege imzasıyla kurultay yolunun açılabileceği görüşünde. Hukukçular ise yargı süreci tamamlanmadan atılacak her adımın yeni hukuki tartışmaları beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Parti içindeki krizin çözümüne ilişkin ortak değerlendirme ise mahkeme süreçlerinden çok siyasi uzlaşı ihtimaline işaret ediyor.
Özel’e yakın isimler, yeterli sayıda delegenin imzasının toplanması halinde CHP’nin olağanüstü kurultaya götürülebileceğini savunuyor. Buna karşılık Kılıçdaroğlu’na yakın kurmaylar, mevcut tedbir kararı varken partinin olağanüstü kurultaya gidemeyeceğini ve genel başkanın bu süreci durdurma yetkisine sahip olduğunu ileri sürüyor. Tartışmanın merkezinde, olağanüstü kurultayın hukuken mümkün olup olmadığı ve yapılması halinde mevcut yönetim krizini çözüp çözemeyeceği sorusu yer alıyor. Bazı hukukçular, kurultay gerçekleşse bile Kemal Kılıçdaroğlu’nun 38. kurultaya ilişkin yargı süreci tamamlanmadan parti yönetiminde etkisini sürdürebileceğini belirtiyor.
CHP kulislerinde ise mesele yalnızca hukuki bir başlık olarak değil, aynı zamanda siyasi bir kriz olarak değerlendiriliyor. Parti içinde iki farklı kanadın ortaya koyduğu görüşler, olağanüstü kurultay sürecinin yeni bir gerilim alanına dönüşebileceğini gösteriyor. Özel cephesi delege iradesinin işletilmesi gerektiğini vurgularken, Kılıçdaroğlu cephesi yargı süreci sonuçlanmadan atılacak adımların parti içi karmaşayı artıracağını savunuyor. Hukuk ve siyaset çevrelerinde öne çıkan genel değerlendirme, krizin yalnızca mahkeme kararlarıyla çözülemeyeceği yönünde. Uzmanlara göre mevcut bölünmüşlük ve gerilim, yeni dava süreçleriyle daha da derinleşebilir. Bu nedenle CHP’de kalıcı çözümün, taraflar arasında sağlanacak siyasi uzlaşıdan geçtiği ifade ediliyor.
“Genel başkanın takdir hakkı yok”
Eski Yargıtay Savcısı ve Yargıtay’ın eski Siyasi Partiler Bölüm Sorumlusu Ömer Faruk Eminağaoğlu, tedbir kararı devam ettiği sürece olağan kurultayın yapılamayacağını, ancak olağanüstü kurultayın kesinleşme olmadan da yapılabileceğini söyledi. Eminağaoğlu, “Delege imzaları tamamlandıktan sonra genel başkanın takdir hakkı yoktur, çağrı yapmak zorundadır. Parti tüzüğünün 48. maddesi süreci düzenliyor, 45 gün içinde kurultayın toplanması gerekir. Eğer yapılmazsa herhangi bir partili sulh hukuk mahkemesine başvurabilir ve mahkeme çağrı kurulu atayabilir” dedi.
“İki CHP fiilen karşı karşıya”
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Vahap Coşkun ise süreci siyasi bir kırılma olarak değerlendirdi. Coşkun, “Mutlak butlan kararından sonra atılan her adım, Özel-İmamoğlu ekibinin parti içinde kalmak için her yolu zorlayacağını gösteriyor. Fiilen birbirine muhalefet eden iki CHP var. Uzlaşma dili kullanılmadıkça çözüm ihtimali azalıyor” ifadelerini kullandı.
Coşkun ayrıca, “Kurultaya gidilmezse çağrı kurulu gibi mekanizmalar devreye girebilir. CHP krizden çıkmak isterse bunu yapar, kurultay mahkeme kararıyla engellenemez” değerlendirmesinde bulundu.
“Yargıtay tereddütleri giderecektir”
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ise sürecin hukuki boyutuna dikkat çekerek, “Bölge mahkemesinin kararı tartışmalıdır. Yargıtay tedbir kararıyla ilgili tereddütleri giderecektir. Delege iradesi bellidir, genel başkan olağanüstü kurultayı toplamak zorundadır” dedi.
“Tedbir kararı kongreye engel değil”
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Volkan Aslan da benzer şekilde tedbir kararının kurultaya engel oluşturmadığını savundu. Aslan, Yüksek Seçim Kurulu’nun daha önce benzer durumlarda “başlayan kongre durdurulamaz” yönünde karar verdiğini hatırlatarak, “Siyasi partilerin yapısı gereği tedbir kararıyla kongre sürecinin tamamen durdurulması mümkün değildir” dedi.
Aslan ayrıca, “Yargı sürecinin sonucu ne olursa olsun, yeniden yapılacak kurultayın sonuçlarına doğrudan etkisi olmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.